10.10.2020, 15:21

Goç Gatımı – Saya Gezmesi …Yaz Davarının Gunü Bitiyo….

Nisanın 18’inden Ekim’in 18’ine gadar “Yaz Çobanı”, Ekim’in 18’inden de, Nisan’ın 18’ine gadar “Gış Çobanı” dutulurdu. Sürüdeki davarın sayısı 500’ü geçmeyecek şekilde ayarlanır, Aşşağ Mehle, Yoharı Mehle, Ötaçe, Buğaçe vs.gibi gruplara bölünerek köylüler gubaşarah gendi çobanını dutardı.

Mıhdar ve ehdiyar heyeti bu senenin “Narh”ı şugatlek, Çobanın, Çelteğan, Çonanın, Çömezin azzığ, eşşağnin yeygisi, itinin zavar topu, yalı, öyünleri, üstleri-başları, sırası-süresi, yaylağa, gışlağa şu, şura-bura diyi birde sosyal narhlarını belirlerler, kimse o narhın altındaki ve üsdündeki şartlarda çoban dutup piyaseyi garışdıramazdı. Helede Etemkânin Salim gibi bi mıhdar ise “Benim lafımın üsdüne gonuşacah adamı bızaladırım aminim, piyaseyi garışdıracah dümbağ zağladırım” dirdi.

Tabiiki Alcı Koyü eşsiz cömertlikte eli açık, sofrası bereketli, hanedan gapılarınan doluydu. El altından herkes belirlenen narhın haricinde, ağalığın asaletine yahışır biçimde artı  sosyal hahlar sağlar, davar başı gaç çiniğa annaşırsan o temel haggının dışında bide gunnük ekmağ-aşı, ayaggabısı, goyneğa, mintanı, keçesi, kürkü, azzığ, döşşağ, minderi, gabı-gacağ, semeri, semer ipi, itinin tortuna, yal tasına eşşağnin meşin gotlüğünden dut, ziggesine gadar alayıcığnıda düşünerek ihya ederlerdi.  

            Mesela arazide soğuhda, iside, gecede, dipide çobanın yünden keçesi olur, Kepenek yapıp yatar yada eyağsinin üsdüne yanazlamasına yatardı. Ya da dike yamaç bi yerde keçesini omuzuna alır, isli çaydannığından çayını içerken geçiyi, şişâa, tohluyu, cıbayı, iti, eşşağ davarı tagıgat ederdi.

            Bide “Kürk” alırlardı, kürkte davara “Gün Aşırıldığı” güz günlerinde yağmırda, yaşda, soğuhda-iside omuzuna aldığ en mıhatolunacah muazemeydi.

            Çoban eşşağnin semerine habenin üsdünden bir ucdan bir uca ip gerer, eyice bekidir, bide eşşağen garnından belli dolıyarah germece yapar, keçesini, kürkünü, sahosunu, diynağni, guşşenesini, çaydannığnı neyi sağlama alırdı.

            Çobana, çeltağ, çonıya, çömeze 3 goyun başına bi gün düşecek şekilde kesintisiz zabah, ahşam ekmağ verilir, öğlenede 3 bukümden az olmamah gaydıyla ekmek; bi sitilden yada bi guşşeneden az olmamah gaydıyla aş, gatıh vs’den azzıh gonurdu. (5 ekmağ bir büküm derler). Yani 3 buküm ekmek 15 dene ekmek eder. 15 ekmağ bi çoban nası yiyecek diyecağniz. Nası yirse yisin sanane.. Onun Çeltağ var, Çonası var, Çömezi var, itleri var, eşşağ var, geleni olur, gideni olur, aminim yazıda diyi onun geleni, ehbabı, gahamı, hısımı olmıyacahmı..

            Hatta itlerinede Arpa zavarından top yapılır ayrı azzıh gonurdu. Bilirsiniz o zavar topu sulandırılıncı yal oluyo. Kimi it yal olarah yir, kimi it gatı arpa zavarı topunu olduğu gibi yir, noreceğan, sen vazifeni yap, adamın ötesini, betesini ganahtlice go.. Gurbannar olduğum o gariplere ne gatlek verirsen misliynen doldurur geri yerine gor.

            Davar Mayıs ayından 11’inci aya gadar arazide yatar, künde ilkindileyin saaplarına getirilir, evin horantası yadırgıyı ayırır, gendi davarlarını sağar, guzularını goyurur emişdirir, ilkindi ezeninden soğna sürüye sürer, çobannan beraber gapıp yazıya guverirdi.

            Elleham siz çoban dutma, gün kesimi kesme, azzıh goma, guzu emişdirme vs gibi gunnük ritüelleri bu gatlek rutin ve sıhıcı sanıyonuz iiii..

            Vay yavrum vay.. Ben size nası annadıyım o Saya Gezme” geleneklerini. Mesela köyde 8-10 genç denişik denişik asbaplar giyip, davul-zurna eşliğinde sohah sohah gezerek evlerden yağ, bulgur, sızgıt, para, yımırta toplar, bu esnada değişik oyunlar ve tekerlemeler söyliyerek  gezerdi. Heçbi ev bu oyuncu gençlerin isdağni geri çevirmez, cömert ikramlarda bulunurdu. Oyun ekibi evleri davulunan zurnaynan gezer ya da bulamazsa teneke çalardı. Oyuncular seslerini daha çok duyurmak, galabalık br ses yansıtmak için ellerine birde çan, tohurdah, tıhırdah ne alırlardı. Bu bağrışmalı oyunlardan guccük uşahlar bek gorhar, gıyıdan gırandan Sayacıları patlah gozlerinen kişifler, amma adrenalini yüksek bir heyecanlada çoh alenirlerdi.

Çeşit çeşit saya oyunlarının her bölümündeki kişiler üçü, dördü geçmez. Bunlar yüzlerini boyar, sırtlarına Kepenek giyer. Sırtlarınada davarın boynuna dahılan çan, tohurdah ve tıhırdahları dahardı. Üst-baş temam oluncu Sayacılar toplu halde mehle aralarına girer, çan, tohurdah-tıhırdah, teneke sesleri, bağrış-çığrış gürültü-patırtıynan gapıların önünde durur, koro halinde ahlımda galanlardan şu tekerlemeyi söyler.

Saya, saya sallı baya.

Dört ayağı nallı baya,

Saya geldi duydunuz mu?

Selam verdi aldınız mı?

Bay bayadan bayadan,

Sular akar kayadan.

Bööö dedim meledi.

Önüne koydum yaladı.

Göğül göğül göğüldesin,

Güğümlerin çağıldasın.

Bir iki de bir iki,

Ver ver diyen ablanın,

Tas perçemli oğlu olsun,

Verme diyen ablanın,

Kel başlı kızı olsun...” denilirdi. Ya da

Sayacı geldi duydunuz mu?

Selam verdik aldınız mı?

Ya verin hakkımızı,

Ya kırarız kapınızı. Denilirdi..

            Şimdi diyacağnizki “Ula senin yaşın-başın gaçda bizi uyuduyon. Sen nerde gordün Saya gezmesini, ne biliyon Goç Gatımını, itin yalını, eşşağen gotlüğnü..”

            İ-gardaşım ben Rıfat ÇAKIR’ın oğluyum. Millet boynu gırafetli bürokratlarınan, ensesi galın yalancı siyasetcilerinen, dolancı akademisyenlerinen, fırdöndü zenginlerinen, godaman ağlarınan, gosdahlı paşalarınan gonuşur, Babam nerde garip-gureba, orijinal şapgalı bi köylü, gönülden gonuşan, derdini tasasını soğyerek annadan, ciğerden muhabbetli gönül adamları var onnarın alayıcığnıda bizim bahciye toplar banada ahşama gadar hızmat etdirir. Onnarın bu anılarını dinneyi dinneyi tiii 1970’li yılların adamı ve müpdelası oldum, Norüyüm...

            Sizinde alayıcığnızı bizim Lalahan’daki ve Kayaş’taki bahçemize davet ediyom. Zatin babamın bigün misafiri gelmesin, o gün zabaha gadar uyuyamaz, bize kahıç kahar. O zatin yalınız heç yemek yiyemezki. Cemri cümlenizi bize bekliyoh..

Evet Güzel insanlar. Ben hiç görmedim ama o samimi köy havasında, köylü gönlünde o neşeli muhabbetli günlerin analizini birde ben yapayım. Dilimin döndüğünce seyirlik köy oyunları kapsamında dramatize edilen ve babamın değişik illerde sunduğu kültür programlarında değişik varyantlarına rastladığım ve severek hayranlıkla izlediğim “Saya Gezmesi” oyunlarını size birde ben anlatıyım.

Orta Asya Şaman kültüründen gelen Koç Katımı, Döl Dökümü, Yünüm-Koyun Yüzdürme, Ayıcı, “Saya Gezme”, “Saya Bayramı”, “Sayıl”, “Koyun Yüzü”, “Davar Yüzü”, “Kuzunun Tüyü Bitti”, “Köse”, “Yılbaşı”, “Körkü”, “Çan Sallama”, “Kış Yarısı”gibi adlarla anılan bu günlerin tamamına Anadolu’da “Çoban Bayramları” deniliyor.  

Saya değişik anlamlara geliyor. Ayakkabının yumuşak olan üst bölümüne, kuzular  koyunların karnında yüz günlük olduğunda çobanların yaptığı törenlere, yayla ve kırlarda hayvanlar için yapılan üstü samanla örtülü yerlere, kadın giysisi, iş önlüğü gibi argümanlara da saya deniliyor.  

İnsanoğlu, tâa ilk dönemlerinden beri doğadaki değişimleri sürekli gözlemiş; bu değişimleri açıklamak ve kendi lehine çevirmek için çaba harcamıştır. Doğadaki değişimlerin zararlı etkilerinden korunmak, yağmur yağdırmak, güneşi çıkarmak, hayvanların üremesini sağlamak, bolluk ve bereketi arttırmak için içerisinde bazı işlem ve ritüellerin de yer aldığı türlü türlü törenler düzenlemiştir.

Koç katımı geleneği içerisindeki kimi inanışlar çok dikkat çekicidir. Katımdan önce koçların üstüne erkek çocuk bindirilirse kuzunun erkek olacağı, kız çocuk bindirilirse dişi kuzu olacağına inanılıyor. Koçlar katım için götürülürken yolda erkeğe rastlanırsa kuzunun erkek, kadına rastlanırsa kuzunun dişi olacağına inanılıyor. İlk olarak sürüye katılan koç bir kara koyun seçerse kışın yumuşak, ak koyun seçerse şiddetli geçeceğine inanılıyor. Koç katımının ardından sürü içinde boş bir kapla dolaşmanın koyunların sütünü azaltacağı inancıda var.

            Korku, neşe, heyecan, bereket, cömertlik yarışı vs. gibi birçok güzelliği ve adrenalini bir arada taşıyan Saya Gezmesi oyunları esas itibariyle 7 oyuncudan kuruluyor. Bunlar 1- Keçekülah 2-Manici 3-Değnekçi 4-Siyah ayı 5-Beyaz ayı 6-Tefçi 7-Torbacı…


            Keçekülahın başında keçeden bir külah, belinde kuşak ve kama, başında Türkmen poşusu, elinde de maşa vardır. Oyunu O düzenler. Seyirci ve oyunculara gerekli komutları O verir. Gidilecek evleri O belirler. Toplanan yiyecekleri pişirtip beraber yenmesini O sağlar.

Manici ev sahibinin durum ve davranışına göre maniler söyler. Ev sahibi kapıda bekletirse veya hediyeyi az verirse taşlamalı maniler söyler.

Tefçi manicinin ezgisine göre tefini çalar.

Değnekçi, keçekülahın yardımcısıdır.

Torbacı verilen yiyecekleri toplar, torbasına kor.

Siyah ayının yüzü siyaha boyanır. Siyah gömlek ve don giyer.

Beyaz ayı ise beyaz gömlek ve beyaz don giyer. Oyun esas ayılar üzerine kurulur. Ayılar hem mahalli oyunlar oynar ve hem de keçekülahın komutu ile türlü muziplikler yaparak seyredenleri güldürürler.



Ayımın gözleri humar Şekerim var ezilecek
 Birini açar birin yumar Tülbentlerde süzülecek
 Ablasından bahşiş umar Ver ablası bahşişini
 Dön gücük ayım dön Çok kapım var gezilecek
(gücük: Kuyruksuz)

Hey hayadan hayadan   Yağan yağmur mu kar mı
Yılan akar kayadan Gönlün ferah mı dar mı
Açlığımızdan değil Ben burada ne çekerim
Töre kalmış sayadan Acep haberin var mı


Ayım öldü duydunuz mu
Cebine harçlık koydunuz mu
Derisini soydunuz mu
Dön gücük ayım dön


Oğuz Boylarına mensup Yörüklerin yerleştiği her mekanda bu oyunlar farklı varyantlarda oynanıyor. Yukarıda da belirttiğimiz gibi ağırlıklı olarak koç katımından sonraki 100. gün başlatılır. Bu tarih genel olarak Zemheri ayının ortalarına denk gelir. Köy gençleri toplanır. İçlerinden seçtikleri üç genci Çoban, Arap ve Gelin kılığına sokarlar. Çoban kıyafetindeki Köseye keçeden yapılma aba veya kürk giydirilir, takma sakal, bıyık takılır ve belindeki kuşağa tohurdah, çan ve zil bağlanarak eline uzunca bir deynek verilir. Arabın yüzü kül ile boyanır ve başına da telek ve çiplilerden bir başlık konur. Eline bir tef verilir. Gelin kılığına sokulan gencin başına yazmadan bir örtü ile uzun kollu entari giydirilir. Ayrıca, gençlerden birkaçına da toplanacak yağ, bulgur vs. koymak için heybe, torba ve helke verilir. Akşamdan sonra köyün bir ucundan başlanarak evler teker teker dolaşılır. Dolaşma esnasında hep bir ağızdan şu türkü söylenir.


Kınalı koç mor koyunu aşılar
Zemheri ayazı her yer ışılar
Sayaya çıkmış da obadan yiğitler
Haberiniz olsun konu komşular

           Vardıkları her evde çeşitli oyunlar düzenlenir. Avluya girişte şu maniyi okurlar.
Sayacı geldi duydun mu
Köseyi gelini gördün mü
Niye geldiler sordun mu
Bulgur yağ ekmek verdin mi

Köse dediğimiz çoban kılığındaki erkek, hane sahibinden bahşiş almak maksadıyla yalancıktan yere yatar, bayılır. Arabın çaldığı defin eşliğinde Gelin kılığındaki arkadaşı, başında şu türküyü söyler;


Köse oğlan yatar uzun
Benim ağam iki gözüm
Ablama sözün geçerse
Heybeye koy iğde üzüm


Kösemin gözleri humar
Birin açar birin yumar
Uzanmış yerde yatıyor
Ağasından bahşiş umar


Koyunun çift kuzulasın
İneklerin buzalasın
Bulgurunan yağ verirsen
Mayaların yavrulasın


Kırık kağnının kayışı
Gelir gıvrışı gıvrışı
Kalkalım kösem kalkalım
Ağamdan aldık bahşişi


Yekin köse oğlan yekin
Toza battı samur kürkün
Tasalanıp gayret çekme
Ayağa kalk doldu yükün


Ambarına buğday dolsun
Ablam çift oğlan doğursun
Müsaade alıp gideriz
Ağam hanen kutlu olsun


Hane sahibinin verdiği bahşişten sonra ayağa kalkmaya “Oğlan Canlandı” veya “Köse Canlandı” tabiri kullanılır. Elde edilen bulgur ve tereyağıyla büyük bir kazanda pilav pişirilir. Toplanan diğer erzaklar, büyük sinilerin üstüne konur, yenilir, içilir, sabaha kadar eğlenilir.
Topluluk her eve vardığında hane sahibinin hoşuna gidecek türküler söyler. Bunlardan bazılarını arzediyorum.


Evine vardım da yeşil bağ gibi
Bir çift kızı var da doğan ay gibi
Oğlunu sorarsan burma bıyıklı
Yanında duruyor karlı dağ gibi

Evinin önü de bir derin kuyu
Dünyada bulunmaz ağamın huyu
Ablam üç eteği giymiş salınır
Boğazına takmış mavi boncuğu

            Devamında dualar edilir:
Veren evler şen olsun.
Yağ verenin davarı dişi olsun,

bulgur verenin davarı erkek olsun
Gümbür gümbür yayasın
Fosur fosur sağasın
Şu oğluma şu kızıma diyesin

Saya Gezmelerinde en çok rastlanılan seyirlik köy oyunları “Köse Oyunu”, “Arap Oyunu”, “Kız Kaçırma”, “Halı Çırpma”, “Gotü Ağri”, “Şapıdım Şaplah”, “Gağnısı Gıcılıyan”, “Arısı Vızılıyan”, “Tosunu Kahan”, “Horuzum Ötmez-Bosdanım Bitmez”, “Anırırken Gıcılıyan Eşşek”, “Köyün Guzeli”, “Sapın Sapın At Parladı”, “Cinni Cennet”, “Korün Aradığı”, “Gabara Cücüğü”, “Kül Tozutduran”, “İnneci Baytar”, “Gulah Gımçıtma”, Sağar Lâlek”, “Şemşinin Gişisi”, “Cinni Goç”, “Got Atan Eşşek”, “Çağmeçli Düdük”, “Guduz İt”, “Buğalek Dutma” vs. gibi doğaçlamalı ve dramatik köy seyirlik oyunları çıkarılır ve o günkü oluşturulan ekiplerle doğaçlama oynanır.

Bazı yerlerde de Saya gezme törenleri üç aşamalı olarak yapılıyor. Birbirine benzesede isimleri değişik türlü oyunlar oynanılıyor. Örneğin Babamla birlikte Konya Ereğli’ye gittik. Babam Rıfat ÇAKIR, Ereğli’de Oğuz Dulkadiroğulları Bekdik Türkmen Şöleninin sunumunu yaptı. Ordaki şölende Saya Gezmesi oyununu da canlandırdılar. Oyuncular ilk aşamada “Dede Oyunu”, “Şişman Oyunu” gibi büyüsel nitelikli seyirlik oyunlar sergiledi. İkinci aşamada seyirciler, oyuncular ve yörenin çobanları çalgılar, türküler maniler eşliğinde ev ev gezip her evden yiyecekler topluyorlar. Köyün çocukları toplanıp içlerinden birini çoban seçiyor, onun yüzünü isle boyuyor, başına keçeden bir külah, üstüne irili ufaklı çanlar takıyorlar. Kovulacak olan kışın sembolü olan çobanla kılavuzu olan ve maniler/türküler söyleyen sayacı ev ev geziyor, yiyecek topluyorlar.  Bu sırada her evin önünde durularak maniler söylüyorlar. Bakın o manilerden birkaç örnek;

Her hayadan hayadan

Yılan bakar kayadan

Acımızdan gelmedik

Töremiz var sayadan

Sayacı geldi duydunuz mu

Selam verdik aldınız mı

Ya verin hakkımızı

Ya kırarız kapınızı”  biçiminde maniler söyleyip yiyecek topluyorlar.

Bu törenlerde maniler söylenerek evlerin dolaşılmasının ve yiyecek toplanmasının iki işlevi var: Bu uygulamanın bereket ve uğur getireceği vurgulanarak bir çeşit kutsamada bulunuluyor, hemde armağan verilmesi hatırlatılıyor. Vermeyene sonucun iyi olmayacağı uyarısı yapılıyor.

Saya töreni esnasında çobanların ev ev dolaşıp yiyecek toplaması töre gereğidir. Bu töreler ilkel toplumlar zamanından beri yaşamı kolaylaştırmak için doğayla iyi geçinmek gereksinimine yönelik olarak yapılan uygulamalardır.

Üçüncü aşama toplanan yiyeceklerin birlikte yenmesi, çobanların aldıkları hediyeleri paylaşması biçimindedir. Burada oynanan seyirlik oyunlarda, en önemli motifler doğanın canlanmasını, kışın kovulup baharın gelmesini simgeleyen ölme-dirilme ve kız kaçırma motifleridir. Kızların kaçırılması, seyircileri öpmeleri gibi motifler üremeyi, doğanın canlanışını tasvir ediyor. Bazı oyunlarda bu motif çiftleşme motifiyle birleşirken, iki oyun da “saya gezme” adı altında, hayvanların bol üremesi, doğayla iyi geçinmek, barışık olmak amacıyla, bir anlamda büyü yapma amacında oynanıyor.

Babam Rıfat ÇAKIR Kırşehir Kültür günleri programının da sunumunu yapıyordu. Ordada Saya Gezmesi törenleri canlandırıldı. Kırşehir Kent Konseyi Başkanı Tahsin ÜÇGÜL’e bu geleneği nasıl uyguladıklarını sordum. Dedi ki; “Köylerimizde Şubat ayına girildikten sonra köy sakinlerinden 15-20 kişinin organize etiği “Saya Gezmeleri” akşam yemeğinden sonra başlardı. Sayacı başı olan kişiye büyük beden bir elbise giydirilir, giydiği elbisenin içine çul çaput doldurularak şişman hale getirilir, yünden sakal, bıyık yapılır, belindeki palaskaya da büyük bir çan bağlanılarak oynatılırdı.


            Sayacı başının yanında bir erkeğe de kadın elbisesi giydirilir ve gelin rolünde olurdu. Ayrıca bir erkeğin de eli yüzü sobanın isinden alınan karalarla boyanır ve zenci hale getirilirdi. Sayacı başı rol gereği yanındaki gelini etrafındakilerden korumak için büyük mücadele verirdi ve ziyaret ettikleri bir evin önünde bayılır düşerdi. Diğer gruplar sayacı başını ayağa kaldırmak için gelini ortaya alırlar, kaşıkla bir süre oynatarak hep birlikte şu maniyi söylerlerdi.



Saya saya sallı bey
Dört ayağı nallı bey
Saya geldi gördün mü?
Selam verdi duydun mu?
Karabaş koyunu verdin mi?
Dam üstünde bulunduruk
Geze geze yorulduk
Yağ veren ablanın
Altın başlı oğlu olsun
Keş veren ablanın
Kel başlı oğlu olsun
Kırklığı aldım elime
Kırktım kırpık belini
Anaları da aldı mı dölünü
Bir’in bin olsun
Sayacı geliyor sayacıya
İnci boncuk takılsın
Sayacının karısına
Karası kına diye yakılsın…

Bu “Saya Gezmeleri”nin yapıldığı yıllarda Anadolu’nun tüm köylerinde her köyde en az beş koyun sürüsü vardı ve her sürü de en az 300 koyundan oluşurdu. O yıllarda gelenek halinde kutlanan “Saya Gezmeleri”nde köyün ileri gelenleri ve gençleri köy meydanında toplanarak yapılacak “Saya Gezmesi”nin programını ayarlarlardı. Asla büyüklerinin sözlerinden çıkmazlar, onların direktiflerini harfiyen yerine getirirlerdi.


            Davullu-zurnalı gruplar oyunlar oynar, halaylar çeker, alkış, nara ve deh deh sesleriyle köy sokaklarını karda kışta dolaşırlar ziyaret ettikleri evlerden aldıkları bulgur ve tereyağlarını toplarlar ailelere teşekkür ederek yeni senenin hayırlar getirmesini dilerlerdi.


            “Saya Gezmeleri” tamamlandıktan sonra köy meydanında ateşler yakarlar, Sinsin oynarlardı. Sinsin oyunu yiğitlik, mertlik anlamına gelirdi. Sinsin ateşini etrafına oynayarak mendil sallayarak, dolaşanlar, kenara çekilir, diğer arkadaşları Sinsine dahil olurlardı.


Daha sonra gecenin ilerleyen saatlerinde Sayacılar topladıkları bulguru, tereyağı ile pişirirler ve hep birlikte bir evde yerlerdi. Eğlenceleri sabaha kadar güle oynaya devam ederdi. Ertesi günü köylülerin ağıllarında koyun-keçi, kuzu-oğlak sesi birbirine karışır, insanlar sevinirlerdi. Zira artık koyun ve keçiler yavrulamaya başladığından bu tabiat olayını baharın müjdecisi sayarlardı.

Türk kültür geleneğinden gelen ve ne yazık ki unutulan Saya Gezme adetlerimiz Kırşehir’de Şubat ayının içinde yapılırdı. Maalisef her şeyimizde olduğu gibi bu Saya Gezmeleri de unutuldu ve teknolojiye yenik düştü. Eski yıllarda televizyon ve bilgisayarın olmadığı devirlerde köy odalarında gerçekleştirilen yarenlikler de yapılırdı. Günümüzde ise insanlar artık televizyon, bilgisayar, internet ve cep telefonlarına bağımlı haline geldiler. Komşuluk ilişkileri öldü. İnsanlar biraya zaten gelmiyorlar.” Dedi.

            Tahsin ÜÇGÜL Başkanım, tam bir gönül insanı. Yetkin ve donanımlı, çok yönlü bir kültür değeri. Onunla Kırşehir’de bir çok kültür programında biraraya geliyoruz. Yozgatımızla Kırşehir’in kültürü %98 birbirine çok uyuyor. Aynısının tıpkısı gibi nerdeyse.

Aslında dramatik köy seyirlik oyunlarının tamamı komedi ve eylenceden ziyade her biri geçmişten birer tecrübe yansıtıyor. Dağdan, taşdan, topraktan, sudan yani tabiattan geçinen insanların, mevsimsel geçişler başta olmak üzere tüm zamanı takipleri, geçmişte yaşanan kuraklık, afet, bolluk- kıtlık sebeplerini araştırıp, geleceğe tedbir amacında saygı ve hürmete dayalı büyük-küçük hiyerarşisiyle, töre ve geleneklere özden bağlılık, sadakatli bir inanç, samimi bir ibadet idamesi içinde birbirlerini yönlendirip Allah’ın rızasını kazanma amacındalar.

Saya Gezmesi oyununun kapsamını size birde şöyle anlatayım. Ağustos’un sonu yada Eylül’ün başında koçlar koyunlardan ayrılır. Aralığın başına kadar iyice beslenir. “Gatım Zamanı” geldiğinde koçlar kök boyası ya da kınayla boyanır. Boyunlarına allı-güllü ipler, iğde, gôo boncuk, muska, hameyli, boynuzlarına elma-ayva-nar takılır. Süslü koçlar kapatıldığı yerden çıkarılırken sırtlarına erkek çocuklar bindirilir, sonra sürüye katılır. O gün ve koç katım süresine denk gelen tüm günlerde türlü türlü şenlikler yapılır.

Koç katımından tam 100 gün sonra, yani ana karnında kuzunun tüylenip, canlandığı varsayılan gün Çoban ve arkadaşları tarafından “Saya Gezmesi” yapılır. O güne “Davarın Yüzü” de denir. Zaten “Saya” “Yüz” demektir. Saya Gezme ve Koyun Yüzü kelimeleri “”Koç Katımının 100’üncü gününü işaret eder. Bunun üstüne koyunun 50 günlük gebeliği esnasında kuzunun tüylenip canlanması “Davarın Yüzü” diye adlandırılır, Kasım ayından itibaren bu süre 150 gün olunca “Yaz Belli, Kasım Yüzelli” derler. Bahar ve bereket doğumlarla şenlenince  “Geldik yüze, çıktık düze” diye umut dolu sözlerle yaşam sevinçleri katlanır.  

Saya gezme eylenceleri genellikle çobanın öncülüğünde ve gece yapılır. İlki Köse Oyunuyla başlar. Kapı kapı tekerlemeler eşliğinde dolaşılır, yiyecek ve bahşişler toplanır.

  

Kuzuların doğmaya başladığı günlere ise “Döl Dökümü” denir. Koyunların 150 günlük gebelik dönemleri bitmiştir. Döl dökümü başlamadan bazı tedbirler alınır. O günlerde evden kimseye ateş ve tuz verilmez. Bu bereketli doğum günlerinde çobanlar yine sürü sahiplerini dolanır ve bahşiş alır.

Babam diyorki; “Yani ilki Kasım ayında, ikincisi ise Şubat ayının başında olmak üzere senede ikikere Saya Gezmesi yapılır. Saya gezmesinde en dikkat edilmesi gereken ayrıntı Arap rolünde oynayan adam eline külü, gubürü neyi alır, yanına sinsice yahlaşdığı kurbanının yüzüne pofff diye üfürür, seni aleme rezil ederdi.

Koç katımının başladığı Kasım ayındaki Saya Gezmesinde çobanlar yıllık ödeneklerinden hariç, sürü sahiplerinden armağan almak için, Şubat ayındaki sayada ise  bu oyunlar yılın bereketli ve yağmurlu geçmesi için bayram yapardı. Mart ayına gelince bu ay “Döl Dökümü” diye bilinen “Hızır Günleri”dir. Kuzular doğar, koyun kuzu buluşmaları herkesin evini, tüm köyü bayram yerine çeviridi.

Çocuklar heybesi ve kucağı kuzularla dolu çobanı karşılamak için saatlerce koşar ve bizim kuzumuz varmı diye emsalsiz bir ümit ve heyacana kapılırdı. Kuzusu olanların sevincini zaten kim tarif edebilmiş ki biz tarif edelim. Çobandan kuzularını alıp bağırlarına basan çocuklar sanki kardeşleri olmuş gibi evlerine koşarlardı.

O mevsimde evlerden bereket fışkırırdı. Tereyağ ve çemenle pişmiş madımak cacığını yufka ekmekle yerken gendimizden geçerdik. Döl Dokümü olan Hızır Günlerinde koyün uşahları dağermen çörağenden azzıhlarımızı alır, ellerimizdeki cemek ve kusgüçlerinen araziye çıhar “Çiğdem”, “Gatır Dırnağ”, “Oğsüz Oğlah”, “İt Dirsağ”, “Gullü Tapan” ne gazardı.  Gız çocuhları ise fistanlarının üstüne dahdıhları oynüklerini ucundan bellerine kıvırarak, ellerindeki uflahlarla araziye çıkar, hangi otu bulurlarsa deşirip oynüklerine biriktirirlerdi. Bunlar “Madımak” olur, “Kuşkuş” olur, “Tekercen” olur, “Uğrunnuh”, “Efelek”, “Tohlu Başı”, “Gıcı Gıcı”, “Gelin Eli”, “Yemlik”, “Guzu Gulağ”, “Ağgıcı”, “Bosdan Gozeli”, “Davşan Gulağ”, “Pendir Otu”, “Camız Dişi”, “Yavrağzı”, “Satıul”, “Ebem Komeci”, “Eşşek Tikeni”, “Pahla Sapı”, “Fıttare”, Sormuh Gulü”, “Dana Gotü”, “Guş Elması”, “Emmığzı”, “Gavur Sirkeni”, “Gavur Madımalağ”, “Peygamber Gamçisi”, “Çıtlıh”, “Fadimağna”, “Geçi Dırnağ”, “Goyun Mengili”, “Horuz İbiğ”, “Gızılca” “Tohlumen” olur bunlar biri orda biri burda yeni çıktıkları için akşama kadar dolaşsan ancak ve ancak bi pişirimlik ot çeşiti toplayabilirsin. Bunların oynükteki toplamınada “Gaba-Saba Öyünnüğ” denirdi. Her evde gaba-saba bişer, ortalıh burcu burcu bahar kohardı.” diyor

Kışı, yazı, günü, ayı, yıldızı, suyu, havayı, otu-çöpü an an izleyerek yüzyıllarca biriktirilen tecrübelerden oluşan halk takviminde Koç Katımı ve Döl Dökümü arasındaki süreç “Güz Günleri” ve “Hızır Günleri” diye temelde ikiye bölününerek değerlendiriliyor. Her iki bölümde şükürle, paylaşımla, dostluk ve eylenceyle geçiriliyor.

Vay be… Şimdi ören-viran olarak bildiğimiz şu köylerin geçmişinde ne güzellikler yaşanırmış değilmi, inanılır gibi değil..  

N’oldu şimdide devam etdirseniz şu canım gelenekleri. Yozgat’da koymü galmadı sanki n’oördü.. Elleham Afgan çobannar geldi, gelenek bilmiyo, gorenek bilmiyo, yüzüne bel bel bahıyo diyi heç masimiyonuz. Zatin gapınıza gelseler ecnebi diyi ite kişkiliyecağniz. Keçesini, kürkünü, azzığnı, itinin yalını, zavarını, zahrasınıda gomuyonuz zaharki. Betde, bereketde esgide galdı.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 29 Ekim 2020
İmsak 05:35
Güneş 06:59
Öğle 12:30
İkindi 15:22
Akşam 17:50
Yatsı 19:09
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 6 16
2. Fenerbahçe 6 14
3. Galatasaray 6 10
4. Karagümrük 6 8
5. Çaykur Rizespor 6 8
6. Kasımpaşa 6 8
7. Antalyaspor 6 8
8. Malatyaspor 6 8
9. Göztepe 6 7
10. Erzurumspor 5 7
11. Başakşehir 6 7
12. Beşiktaş 5 7
13. Gaziantep FK 6 7
14. Sivasspor 5 7
15. Hatayspor 4 7
16. Konyaspor 5 6
17. Kayserispor 5 6
18. Trabzonspor 6 5
19. Denizlispor 6 5
20. Gençlerbirliği 5 4
21. Ankaragücü 4 1
Takımlar O P
1. Tuzlaspor 7 17
2. İstanbulspor 7 16
3. Adana Demirspor 7 14
4. Samsunspor 7 14
5. Ankara Keçiörengücü 7 13
6. Altınordu 7 13
7. Giresunspor 6 11
8. Altay 6 10
9. Balıkesirspor 7 10
10. Adanaspor 7 9
11. Akhisar Bld.Spor 7 9
12. Bursaspor 7 7
13. Menemen Belediyespor 7 6
14. Bandırmaspor 7 5
15. Ümraniye 7 5
16. Ankaraspor 7 4
17. Boluspor 7 3
18. Eskişehirspor 7 3
Takımlar O P
1. Everton 6 13
2. Liverpool 6 13
3. Aston Villa 5 12
4. Leicester City 6 12
5. Leeds United 6 10
6. Southampton 6 10
7. Crystal Palace 6 10
8. Wolverhampton 6 10
9. Chelsea 6 9
10. Arsenal 6 9
11. Tottenham 5 8
12. West Ham 6 8
13. Man City 5 8
14. Newcastle 6 8
15. M. United 5 7
16. Brighton 6 5
17. West Bromwich 6 3
18. Burnley 4 1
19. Sheffield United 6 1
20. Fulham 6 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 7 14
2. Real Madrid 6 13
3. Granada 6 13
4. Villarreal 7 12
5. Atletico Madrid 5 11
6. Cádiz 7 11
7. Osasuna 6 10
8. Elche 5 10
9. Getafe 6 10
10. Real Betis 7 9
11. Eibar 7 8
12. Barcelona 5 7
13. Sevilla 5 7
14. Valencia 7 7
15. Deportivo Alaves 7 7
16. Athletic Bilbao 6 6
17. Huesca 7 5
18. Celta de Vigo 6 5
19. Levante 5 3
20. Real Valladolid 7 3
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@