Közlenmiş mısır ve bir bardak çaya iki katlı ev

Yozgat’tan bir vefa haberi. Yıllar önce yapılan iyiliğin, dostluğun karşılığı sıcak bir yuva oldu. Olayın geçtiği yer Çayıralan İlçesi’nin Aşağı Tekke Köyü. Müteahhit Osman Usta’nın vefanın göz dolduruyor.

Közlenmiş mısır ve bir bardak çaya iki katlı ev

Yozgat’ın Çayıralan İlçesi’ne bağlı Aşağıtekke Köyü’nde yaşayan Şükrü Nayim, 1974 yılında bekçilik yaparak geçimini sağlıyordu. Köyde ev yaptıran komşusu, banyo yapmak isteyen müteahhit Osman  Usta ve işçilerine “Köy bekçisini bulun o size yardımcı olur” dedi. Bekçi Şükrü Nayim’in yanına giden müteahhit ve işçileri, uzun süredir köyde çalıştıklarını ve yıkanmak için kendilerine yer göstermesini istedi. İşçileri dereye götüren Şükrü Nayim,  müteahhit Osman Usta’ya “Gelin size birde mısır közleyeyim” dedi. Bekçinin teklifini kabul eden müteahhit ve işçileri Nayim’in közlediği mısırla demlediği çayı içti. Sohbet esnasında Bekçiye evinin olup olmadığını soran Usta’ya, Nayim “Bekçilik parasıyla ailemi zor geçindiriyorum. Nasıl evim olsun” dedi.


YAPTIĞI İYİLİK
EV SAHİBİ YAPTI
Bekçi Şükrü Nayim’in kendilerine yaptığı jesti karşılıksız bırakmak istemeyen Müteahhit Osman Usta; Nayim’e “Önümüzdeki yıl işçilerimle yine geleceğim. Alabildiğin kadar malzeme al sana ev yapacağım” dedi. Akdağmadeni  İlçesi’nde kalan ve yaz ayında çalışmak için Çayıralan İlçesi’ne gelen Osman Usta, bir yıl sonra sözünü tuttu ve evin inşaatına başladı. Yaklaşık 40 süren inşaat sürecinin ardından evi tamamlayan Osman Usta, bekçiden hiç bir ücrette talep etmedi.
“BORCUNU 1 KÖZLENMİŞ MISIRLA ÖDEDİN”
Şükrü Nayim, ev sahibi olmanın sevincini yaşarken bir taraftan da Osman Usta’ya ödeme yapmak için para bulmaya çalıştı. İki katlı bir evin o dönemde 40 bin liraya yapıldığını belirten Şükrü Nayim; “O günler yokluk günleriydi. Kıt kanat zor geçiniyorduk.
Bir ev yaptırmak isteseniz 40 bin lira sadece işçiliğine ödemeniz gerekiyordu. Bu sırada köylülerimizden birisi ev yaptırıyordu. Evi yapan müteahhit ve işçileri gurbette oldukları için  genellikle ev yaptıran kişinin ahırında kalırlardı.
O dönemde bende köyün bekçisiydim. Köyün bahçelerinin bulunduğu arazide devriye geziyordum.
Osman Usta ve işçileri banyo yapmak için gelip beni buldular. Uzun süredir banyo yapmadıklarını belirterek kendilerine yıkanacakları bir yer göstermemi istediler. Bende önlerine düştüm ve onları köyün deresine götürüp burada yıkanabilirsiniz dedim.
Usta ve işçileri burada yıkandıktan sonra kendilerine mısır közleyip ikram ettim. Osman Usta para teklif etse de kabul etmedim. Sohbet sırasında bana evimin olup olmadığını sordu. Bende evim yok, yapacak gücümde yok dedim. Bunun üzerine “Alabildiğin kadar inşaat malzemesi al önümüzdeki yıl sana ev yapacağım” dedi.
Osman Usta sözünü tuttu ve bana Kıbrıs Barış Harekatının olduğu sırada 40 günde iki katlı ev yaptı. Ücrette talep etmeden güle güle kullan deyip gitti. 40 bin lira gibi bir parayı toparlamam imkansızdı. Ben sadece 10 bin lira ayarlayabildim.
Bu parayı götürüp ilçedeki kahvehanede kendisine vermek istedim. Bu paradan sadece iki bin lirasını memleketine gitmesi gereken işçisine verip 8 bin lirayı tekrar bana uzatarak “Git bu parayla kapı ve pencerelerini taktır” dedi. Borcumu zamanla ödeyeceğimi söyleyince “Senin borcun bir közlenmiş mısırla ödendi. İçin rahat olsun gülü güle otur” dedi.
Şimdilere kimse kimseye böyle bir iyilik yapar mı bilemem ama hala şuanda o güzel insanın yaptığı evde oturuyor ve ona dua ediyorum. Bana hatıra olarak verdiği fotoğrafını 43 yıldır cüzdanımın bir köşesinde cebimde taşıyorum. Allah ondan razı olsun” diye konuştu.

 

27 Aralık 2017 Çarşamba tarihinde eklendi ve 2232 kez okundu

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız