Acil durum raporu hazırladı

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonun yerel gazetelerin sorunlarını raporlaştırdı.

Acil durum raporu hazırladı

 Hazırlanan rapor, ilgili kurumlara ulaştırıldı.

Son zamanlarda  ekonomik yönden zor günler yaşayan ve kapanmanın eşiğine gelen yerel medya kuruluşlarının “hayatiyet sorunu”  Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu yönetim kurulu, Konfederasyona bağlı federasyon ve cemiyetler tarafından gerekli önlemlerin alınması için  tüm ilgililerin bilgisine sunuldu.Yerel medya sektörünün içinde bulunduğu sorunların belirlendiği ve bu sorunlara yönelik çözümlerin önerildiği acil özet  raporu sayın Cumhurbaşkanı nezdinde paylaşılması temennisiyle milletvekillerine ve tüm ilgili kurum ve kuruluş yöneticilerine iletildi.

Yerel basın acil durum özet raporunda ülkemiz için vazgeçilmez bir  kamu görevini yerine getiren medya kuruluşlarının olağanüstü zor günler yaşadığı ve gerekli önlemlerin alınmaması halinde yerel medyanın kapanma tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğu önemle vurgulandı.

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu genel başkanı Nuri Kolaylı  ile TGK genel koordinatörü ve Yozgat Gazeteciler Cemiyeti başkanı Osman Hakan Kiracı imzasıyla Yozgat milletvekillerine ve ilgililere de ulaştırılan Yerel Medya acil durum özet bilgi  raporunda yerel basının mevcut durumu,sorunları ve çözüm önerileri aynen şöyle  özetlendi:

YEREL BASIN ACİL DURUM RAPORU ve BEKLENTİLERİMİZ

RESMİ İLAN ALAN GAZETE SAYISI

Basın İlan Kurumu (BİK) Mevzuatı çerçevesinde resmi ilan ve reklam alan 1.089 gazetenin, yerel olanlarının 646 tanesi kurum şubesi bulunan yerlerde, 397 tanesi valilik görev alanında yayın yapmaktadır. 10 bölgesel gazetenin yanı sıra 36 adet yaygın gazete mevcuttur.

İSTİHDAM

Bu gazetelerin asgari kadrolarında halen 8 bin 683’i fikir işçisi olmak üzere dağıtım, baskı, büro işçileri ile birlikte yaklaşık 15 binden fazla kişi istihdam edilmektedir.

YEREL BASIN BATMA TEHLİKE SINIRINI GEÇMEK ÜZERE

Basınımızın bağışıklık sistemi çökmüş durumdadır. Her an hayatiyeti sona erebilir.

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar basın sektöründe iki-üç kat daha fazla yaşanmaktadır. Şöyle ki;

1-Dünya piyasalarından Çin’in kâğıt çekmesi nedeni ile 600 dolar /tonluk rakam 900 dolar/tona çıkmıştır. Döviz fiyatı ise iki misline yakın artmıştır. Diğer önemli girdiler olan boya, kalıp vd. çoğunlukla dışa bağımlıdır. Böylece girdi maliyetleri tolere edilemeyecek seviyede yükselmiştir.

2-Asgari ücrette ciddi artış meydana gelmiştir.

3-Ekonomik durgunluk nedeni ile işletmeler reklam harcamalarında kısıntıya gitmiştir. Bu da özellikle yerel gazetelerin reklam ve satış gelirlerini olumsuz etkilemiştir.

4- 15 Temmuz hain darbe girişiminin etkisi ile resmi kurumlar, (istisna olması gereken) davet usulü alımları alışkanlık haline getirmiş, ilana çıkmamaya başlamıştır.

Bununla birlikte; acil alım, işlerin birleştirilmesi ya da parçalanması yöntemleri ile ilandan kaçınılmaktadır. Böylece yerel gazeteler ilan kayıpları yaşamakla birlikte rekabet şartları daralmakta, alenilik ilkesi zedelenmektedir. Hem BİK Kanunu, hem Kamu İhale Mevzuatı’na aykırı işlem yapılmakta, hem de kamu yararı ilkesi yara almaktadır. Resmi ilanların gazetelerde yayınlanmasını yük gören anlayış giderek istisnadan yerleşik kural haline gelmektedir.

5- 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası radyo ve televizyonların RTÜK paylarında indirime gidilmesine karşın 2 yıla yakın resmi ilan fiyat tarifesinde artışa gidilmemiştir.

Bu süreçte BİK Genel Kurulu, zamanında aldığı tedbirlerle (sayfa sayısında azalma, satış rakamlarında düşme gibi) gazeteleri kısmen rahatlatmıştır. Ancak bu tedbirlerin yanı sıra köklü adımlara ihtiyaç olduğu muhakkaktır.

GAZETECİLİK MESLEK YASASI

Türk basını öncelikle, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Gazetecilik Meslek Yasası’na ihtiyaç duymaktadır. Çağrımız; siyasetçilerin, bürokratların, hukukçuların ve Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu ile diğer meslek kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla çalışma gruplarının oluşturulması, kanun teklifi hazırlanması ve Gazetecilik Meslek Yasası’nın ülkemize kazandırılmasıdır.

DARBE DÖNEMLERİNDEN KALAN MADDELERİN DÜZENLEMESİ

Türk Ceza Kanunu’nda ve bazı kanun ile yönetmeliklerde yer alan basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler mutlaka günümüz koşulları göz önüne alınarak değişmelidir. Basınımıza kendini meşru bir şekilde ifade edebilme ve haber yapabilme hakkının evrensel ölçülerde tanınarak ifade ve basın özgürlüğünün sorun olmaktan çıkması için darbe dönemlerinden kalan maddelerde düzenlemelerin yapılması kaçınılmazdır.

BASIN KARTLARI KOMİSYONU

Basın Kartları Komisyonu’nun yapısını değiştiren yeni yönetmelik, basın kartı konusunda olumsuz bir adımdır. Komisyon, meslek temsilcilerinin yer aldığı bir yapıya kavuşturulmalıdır. Ayrıca basın kartlarının değişim sürecinde, turkuaz ve pembe olarak değiştirilen rengin yeniden sarıya döndürülmesi beklentimizdir.

YEREL BASIN, SİYASETİN VE DEMOKRASİNİN TEMEL DİREĞİDİR

Basınımızın Anayasa’da karşılığını bulan haber verme işlevinin yanı sıra yerel siyasetin hayata geçmesini sağlama, kamu denetimi sağlama, sivil toplumu hayata geçirme, marka üretme, yerel ekonomiyi canlandırma gibi vaz geçilmez işlevleri bulunmaktadır.

YEREL SİYASETÇİLER VE MİLLETVEKİLLERİ HERHANGİ SKANDALA KARIŞMADIKLARI SÜRECE YAYGIN BASINDA YER BULAMAZ. ANCAK, HER FAALİYETLERİ YEREL BASINDA YAYINLANIR.

Örnek vermek gerekirse; 2017 yılında Konya gazetelerine 7 milyon 759 lira tutarında resmi ilan ve reklam verilmiştir.

Öte yandan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek hakkında yayımlanan haberlerin reklam eşdeğerleri 30 milyon 646 bin lira ve Vali Yakup Canbolat hakkında 13 milyon 710 lira olmak üzere toplam 44 milyon 356 milyon liralık reklam eşdeğeri haber yayımlanmıştır.

Aynı dönemde Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında 9 bin 204 haber yayımlanmıştır. Bu haberlerin 78’i bölgesel yayınlarda, 1’iKKTC’de, 1’i sektörel yayınlarda, 247’si yaygın gazeteler ve 8 bin 887’si ise yerel gazetelerde yayınlanmıştır.

Rakamlardan da anlaşılacağı üzere resmi ilanların kat kat fazlası reklam eşdeğerleri açısından haber üretilmektedir. Yerel gazetelerin ağırlığı ise ayrıca dikkat çekicidir. 2018 yılı için de benzer rakamlar söz konusudur.

Görüleceği üzere yerel gazetelerimiz büyük bir katma değer üretmekte, yerel siyaset ve bürokrasinin toplumla buluşmasını sağlamaktadır.

DEVLETİMİZ, YEREL BASINA VERDİĞİ İLAN PARALARINDAN DAHA FAZLASINI VERGİ, SGK PRİMİ VB. KALEMLERLE GERİ ALMAKTADIR

Konuyu örnekleyecek olursak; Yeni Ereğli Gazetesi’nin Eylül 2018’de aldığı 5 bin 546 lirada 846 lira KDV, 831 lira BİK Komisyonu bulunmaktadır. Gazetenin eline 4 bin 714 lira geçmektedir. Öte yandan gazete asgari 4 fikir isçisi çalıştırmaktadır. Bu fikir isçileri için 2 bin 686 lira SGK tahakkuk toplamı ödemektedir. 3 aylık muhtasar için ise bin 570 lira ödenmektedir. Bu da aylık 523 liraya karşılık gelmektedir. Gazete eline geçen 4 bin 714 liralık resmi ilan gelirinin 3 bin 204 lirasını çalıştırdığı isçiler için devlete geri ödemektedir. KDV ve BİK komisyonu ile birlikte bu rakam 4 bin 886 li-raya ulaşmaktadır. Gazete sahibinin elinde 660 lira kalmaktadır. 660 liranın üzerine fikir isçilerinin giderini oluşturan 8 bin 118 lira ile matbaaya hizmet alımı karşılığı ödediği 3 bin 667 lirayı ilave etmemesi, vergi dilimine göre gelir vergisini de üretmesi gerekmektedir.

Görüldüğü gibi devletimizin verdiği can suyu bir işletmeyi ayakta tutmakta, Anayasa’da tarif edilen bir görev icra edilmekte, katma değer ve istihdam oluşturulmaktadır.

YERLİ VE MİLLİ YEREL BASIN, ULUSLARARASI GÜÇLERİN GÜDÜMÜNE GİRME TEHLİKESİ İLE KARŞI KARŞIYADIR

Türkiye’nin rengini tadını kokusunu sonuç olarak bu toprakların geçmişle bağını, gelecek düşünü kuşaktan kuşağa bilinçle aktaran yerel basının yok olması demek, uluslararası sermaye ve ideolojilerin, bölücü unsurların eline geçecek, Türkiye’nin zenginliklerini önce ayrılık sonra düşmanlık haline getirecek güçlerin filizlenmesi anlamına gelecektir. Siyasetimiz bu yolu tercih etmekle bindiği dalı kesmenin adımını atacaktır.

Halen basın sektörüne ilişkin detaylı bilgisi olmayan, meseleyi etraflıca ele almaktan uzak bürokratik yaklaşım sektörümüze onarılamaz yaralar açmak üzeredir. Aynı yaklaşım sahipleri basın kartları konusunda fikir işçilerinin 1 yıllık erken emeklilik hakkını göz göre göre yok etmiş, görevlerini ihmal etmiştir.

ACİL BEKLENTİLERİMİZ

1- Kanun teklifi hazırlanarak Gazetecilik Meslek Yasası ülkemize kazandırılmalıdır.

2- Türk Ceza Kanunu’nda ve bazı kanun ile yönetmeliklerde yer alan basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler günümüz koşulları göz önüne alınarak değişmelidir.

3-Resmi ilanları yük gören bürokratik anlayışın yerine, sağduyulu yaklaşımla ülke menfaatlerinin hâkim olacağı bir bakış açısı hayata geçmelidir

4-Sektörümüzde yaygınlaşmakta olan tekelci yaklaşım her şeyden önce siyaset kurumuna zarar vermektedir. Bu husus acilen gözden geçirilerek tedbir alınmalıdır.

5-Dünyanın her yerinde egemen devletler basınla aralarında irtibat kurarlar. Millilik ve yerlilik açısından bu vaz geçilmez bir stratejidir. Bu faaliyet alanı milli güvenlik, milli eğitim ve ulaştırma gibi bir kamu hizmet alanıdır. Sistemi sağlıklı olarak işler hale getirecek yöntemler sektör temsilcileriyle de görüşülerek üretilmelidir.

6- Yazılı basın, radyo televizyonlar ile internet mecrasını bir bütün olarak ele alan, Düzenleme-Denetleme-Destekleme ayaklarını içeren bir sistem kurulmalıdır. Bunun için vakit geçirmeden internet yasası çıkarılmalıdır. Aksi halde şantajcı, yalancı, baskıcı kişiler mesleğimizin onuru zedelemekte, meslek mensubu olmamalarına rağmen ortalıkta dolaşmaktadır.

7- Basın için Acil Destek Paketi çıkarılmalıdır. Pakette doğrudan desteklerin dışında Hazine, İŞKUR, KOSGEB ve kalkınma ajansları destekleri “konfeksiyon” değil “terzi usulü” hazırlanmalıdır.

8- BİK Genel Kurulu’nun sağlıklı olarak çalışmalarına devam edebilmesi için Hükümet Kanadı üyeleri atanmalıdır.

9- Taslak halinde olan Yargı Reformu Paketi’nden icra ilanlarının gazetelerde yayının kaldırmayı öngören değişiklik yerine Kamu İhale Mevzuatı’ndaki gibi eşik değerler sistemi getiren ve icralardaki gri alanları şeffaflaştıran gazetelerde yayın mekanizmasına geçilmelidir.

10-Doğrudan alım, acil alım, ilandan kaçınmak için işleri birleştirme ya da ayırma gibi yöntemlerden vaz geçilmesi konusunda gerekli tedbirler alınmalıdır.

11- Basın Kartları Yönetmeliği’nin aksayan yönleri sektörün de görüşleri alınmak sureti ile giderilmelidir. Basın Kartları Komisyonu’nu, meslek temsilcilerinin yer aldığı bir yapıya kavuşturulmalıdır.

12- Bir yılı aşkın süredir basın kartı alma hakkına sahip oldukları halde alamayan meslektaşlarımızın haklarının iadesi sağlanmalıdır.

 

22 Ağustos 2019 Perşembe tarihinde eklendi ve 581 kez okundu

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız