Foto Shop porno izle Lara escort 2017 filmleri antalya escort istanbul Sgk kredi diziem

Türkiye bağımsızlık referandumuna engel olabilir mi?


Bu makale 2017-09-19 23:14:31 eklenmiş ve 124 kez görüntülenmiştir.
Ömer Tansel

25 Eylül’de Irak Bölgesel Kürt bölgesinde gerçekleşecek olan bağımsızlık referandumuna kılıçlar iyiden iyiye çekilmiş gözüküyor. Başta İran ve Türkiye gibi önemli bölgesel güçler ve bununla birlikte merkezi Irak hükümeti bu referanduma tamamen karşı durumdalar. Rusya ve ABD gibi büyük ülkeler ise referanduma karşı olduklarını ilan etmekle birlikte Kürtlerin bağımsızlık hedefinden vazgeçmeyeceklerinin gayet farkındalar. Barzani liderliğinde gidilecek bağımsızlık referandumu sonrasında Kürtlerin çok da beklemeden bağımsız devlet ilanında bulunacaklarına kesin gözüyle bakılıyor. Bizim açımızdan öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken Türkiye’nin Kürdistan politikasının bundan sonra nasıl şekilleneceği meselesi oluşturuyor. Türkiye 22 Eylül’de toplanacak olan MGK toplantısında askeri müdahale seçeneğini gündeme getirebilir mi? Böyle bir durum da Türkiye savaşı göze alır mı? Ve son sorumuzda askeri bir müdahalenin Türkiye açısından olası sonuçları neler olabilir? Bu soruların cevapları üzerine biraz kafa yorduğumuzda Türkiye için askeri müdahale seçeneğinin  hiç bir biçimde gerçekçi olmadığını görmek zorundayız. Kürt bölgesine yönelik bir askeri müdahale Türkiye’nin top yekun bir savaşa girmesine sebep olur ki böyle bir çatışma Türkiye açısından korkunç sonuçlar doğuracaktır. Türkiye’nin Kürtlerle bir savaşa tutuşması durumunda Türkiye’de iç çatışma riski ortaya çıkacaktır. Ayrıca böyle bir çatışma Türkiye’nin bölünmesi ile sonuçlanacaktır. Ve daha da tehlikeli olan ise Türkiye’nin böyle bir çatışma içine girmesi Türkiye’ye dönük bir dış müdahaleyi tetikleyecektir. Bütün bu analizler üzerinden gidildiğinde Türkiye için askeri bir seçenek gerçek dışıdır. Türkiye askeri seçenek dışında Kürt bölgesine dönük ekonomik ambargo başlatabilir. Türkiye Habur Sınır Kapısı başta olmak üzere sınırları kapatabilir. Fakat bunun ekonomik maliyeti on milyarlarca doları bulacaktır. Kürt bölgesine her gün giden binlerce tır ve bununla birlikte Kürt bölgesinde iş yapan binlerce Türk iş adamınıdüşündüğümüzde  ekonomik seçeneğin Türkiye açısından son derece ağır bir fatura çıkaracağı açık gözüküyor. Türkiye Kürt bölgesine dönük böyle bir ekonomik ambargo kartını kullanır ise Kürt bölgesindeki ekonomik tüm çıkarlarını kaybeder bu çıkarların başında da Kürt bölgesinde çıkan petrol gelmektedir. Türkiye askeri ve ekonomik seçenekler dışında diplomatik yollardan bağımsızlık referandumunu engelleyebilme gücünden yoksundur. Zira Barzani’nin referandumu erteleme kararı alması kendisinin kendi iç kamuoyunda prestijinisarsacak ve güvenilmez bir lider imajı çizmesine sebep olacaktır. Bütün bu analizlerin ışığında Türkiye’nin Kürt bölgesine dönük çatışmacı politikasının Türkiye’nin lehine değil aleyhine sonuç vereceği gerçeği ile karşılaşmaktayız. Türkiye bölünme korkusu üzerinden hareket ettikçe kendi hareket alanını da daraltmaktadır. Türkiye Kürt bölgesi ile kurmuş olduğu iyi ilişkileri heba edecek olur ise bundan sonraki süreçte yeniden aynı dostane ilişkiler kurabilmesi mümkün gözükmüyor. Türkiye bölgesel değişim dinamiklerinin önüne geçebilecek bir güce sahip değilse Türkiye gelişen yeni bölgesel dinamiklere dönük politikalar üretmek zorunda. Dış politika karar vericileri artık Irak adlı merkezi bir devletin çoktan ortadan kalktığını kabul ederek çok daha esnek politikaları hayata geçirmeli. Kurulacak olan bir Kürt devletinin önüne geçemiyorsanız bu kurulacak olan yeni devlet ile olan bağlarınızı şimdiden daha sağlam bir zemine taşımak durumundasınız. Zira o bölgede yaşayan Kürtler 1991’den bu yana özerk bir biçimde yönetilmeye devam ediyor ve bundan geriye dönüş olmayacağı artık kesinleşmiş durumda.  O halde Türkiye ne yapmalı? 1) Türkiye askeri veya ekonomik ambargo seçeneklerini bir yana koyarak yeni kurulacak olan devletin hamiliği rolünü üstlenebilir.  Yeni kurulacak devlete sınırlarını kapatmak yerine dış dünya ile olan ilişkilerinin önünü açabilir. 2) Türkiye yeni kurulacak olan devlete vereceği destek sayesinde Kürt kökenli vatandaşlarının devlet ile olan bağlarının daha da sıkı bir hal almasını sağlamalıdır.3) İsrail, ABD  ve Rusya gibi güçler Kürtler üzerinden kendi oyunlarını kurarlarken Türkiye olarak oyunun dışında kalmamalıdır.4) Türkiye 1000 yıllık Kürt- Türk dostluğuna ve kader ortaklığına güvenmelidir. Kürtlerin bu coğrafya da kendilerine en yakın devlet olarak gördüğü devletin Türkiye olduğunu bilmelidir. 5) Türkiye normalleşme sürecine girmeli ve kendi içinde var olan politik meseleleri demokratikleşme yoluyla çözmelidir. Türkiye bütün bunların dışında öfke ile kalkar ve Irak’taki Kürt bölgesine yönelik bir askeri müdahaleye girişirse Türkiye’nin bölünmesi üzerine planlar yapan Küresel güçlerin ekmeğine yağ sürecek ve Türkiye’ye dönük dış müdahale ve iç çatışma senaryolarının hayata geçmesinin önünü açacaktır. Sun Tzu’nun binlerce yıl önce söylediği gibi:” Mükemmellik her savaşta çarpışarak kazanmak değildir. En iyi strateji savaşmadan kazanmaktır.”

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
YOZGAT HABERLERİ | YOZGAT ÇAMLIK GAZETESİ
YOZGATCAMLIK.COM Web Sitesi 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. © 2017 Her Hakkı Saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
E-Devlet
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
antalya escort
sanalbasin.com üyesidir