23.03.2020, 05:52 52

Suriye Bataklık İse ABD ve Rusya’nın işi Ne?

Kendi varlığımızdan, kendi misyon ve kültürümüzden korkan halkını cahil gören bir takım okumuşlarımız var. Yeryüzünde kendi varlığından bizim okumuşlarımız kadar korkan başka bir topluluk var mıdır?

Bu korku yüzünden, olaylar karşısında kendi kendimize bir sürü mazeret üretmekte ve peşin hükümlerle kendimizi mazur görmeye de sanki alışmış/kabullenmiş gibiyiz.

Ortadoğu’da meydana gelen olaylarda bu ezikliğin tezahürünü açıkça görebiliriz. Bazı siyaset adamlarımız ve sözüm ona okumuşlarımız, Ortadoğu konusu açıldığında, olumsuz tavır takınmak için adeta hazır bir bahaneye sarılıveriyorlar. Nedir o? “Ortadoğu batağına saplanmayalım”

Ne kadar da masumane bir düşünce.

Yani biz Ortadoğu bataklığına girmeyelim, karışmayalım, kapımızın önünde meydana gelen yangını söndürmek için çaba göstermeyelim. Batılı güçlerin tamamı Ortadoğu’ya girsin, haritayı istedikleri gibi değiştirip çizsin, biz sesimizi çıkartıp müdahale etmeyelim. Neden? Çünkü “yurtta sulh cihanda sulh” ilkemiz var Neden? Çünkü “Ortadoğu bataklıktır”.

Haydi devlet ve millet düşmanları, bölücüler ve ezik batıcılar böyle söylüyorlar. Fakat Milliyetçi bir takım okumuşlar da aynı kanaati serdediyorlar. Demek ki milletinin büyüklüğüne inanmama ezikliği onlarda da var.

Peki, Ortadoğu’da kimler yaşamaktadır? Buradaki Türk ve Müslüman toplulukların bizimle hiç mi ilgileri yoktur? Hak ve adaleti tesis etmeye yönelik olarak 400 sene o bölgelerde hâkim olan biz değil miyiz? Bu bölge bizden o kadar mı uzak? Arjantin’i, Çin’i Rusya’sı, İngiliz’i, Alman’ı, İtalya’sına kadar bir yığın devletin hak iddia ettiği bu bölgeyle bizim hiç mi ilgimiz kalmadı? Burası niçin bir bataklığa dönüşmüştür, kim dönüştürmüştür? Bu bölgenin bataklığa dönüşmesinde bizim hiç mi günahımız yahut dahlimiz yoktur? Yoksa “yurtta sulh cihanda sulh” ile biz uyutulduk mu?

Kaldı ki bu bölge neden daha evvel bataklık değildi de şimdi bu haldedir? Biz 100 senedir bu bölgeye sırtımızı döndüğümüzde burası bataklık değildi de. Fakat biz de artık bu bölgede sınırlarımız olduğunu hatırlayıp terörün başını sınır ötesinde ezmeye başlayınca mı bataklık olmuştur.

Soruları istediğimiz kadar çoğaltabiliriz. Bizde, Batı karşısında dizlerinin bağı çözülmüş mağlup ve ezik aydınların, sorularımızla veya izahla, farklı bakış açıları da olabileceğini kabullenmeleri imkânsız görünüyor.

Bizim ezik okumuşlarımızın hazır şablonları vardır. Bu şablonları nereden edindiler dersek; 100 senedir uygulanan eğitim politikalarında aramak gerekir. Onlar, birer müstemleke aydını gibidirler, onların kafaları ve vicdanları Türk milletinden yana görünüyormuş gibidir ama şuur altlarında “batı güçlüdür, batılı devlet adamları hep akıllıdır, bizden adam olmaz, Ortadoğu bataklıktır, Afrika açtır” düşüncesi hâkimdir ve köklü bir şekilde yer etmiştir.

Evet! Ortadoğu yüzyıla yakın zamandan beri bir takım kargaşalar içerisindedir. İngiliz-Fransız aklı ile cetvelle çizilen haritalar ve hak etmedikleri halde zorlama ile Emir-Kral-Başkan-Sultan adı altında meydana getirilen devletçiklerin başına oturtulan kukla idarelerden başka nedir ki. Dolayısıyla bu bölge istikrarsızlıklarla gerçekten bir batağa dönüşmüş olabilir. Ama bu bataklık nasıl ve niçin hazırlanmıştır? Bugün unutmamalıyız ki; Birinci Dünya Savaşı’nda bizi arkadan vurdukları gerekçesiyle affetmeye yanaşmadığımız Müslüman-Arap dünyası, Osmanlı devletini en son terk eden gayr-ı Türk(!) kitledir. Bu terk edişte ise İngiliz, Fransız, Alman… vs. Batılıların para, kadın, silah, bölücülük, askerî güç… Ve daha nice metodu kullanışının rolü unutulmamalıdır.

Her devlet, rakip gördüğü devletle halkı arasındaki bağlılığı gevşetmek, onları ihanet ve isyana teşvik etmek ister. Bunun için gereken satılık adamlar her devir ve devlette bulunabilir. Bizim de içimizde batının emellerine gönüllü ram olmuş pek çok gönüllü yetişmiş olduğunu Osmanlı devletimiz parçalandıktan sonra ayan beyan gördük.

Devlet-i Aliyye’nin  son yılları ile Cumhuriyetin ilk zamanlarında –Lozan dahil- bu düşmanlarla baş edecek gücümüzün olmadığını farz ve kabul edelim. Geçici olarak, zaman kazanıp kalkınmak ve çoğalmak için “Yurtta sulh cihanda sulh” prensibini pasif siyaset sebebi yapmak, millî ideallerimizden fedakârlık yapmamızı gerektirmiyordu. Zaten hiç kimsenin böyle bir talepte bulunma hakkı da yoktur. Ayrıca yurtta ve cihanda sulh, soyut ve aptalca iyi niyet gösterileriyle sağlanamaz.

Ortadoğu’da hak Türkiye’den yanadır. Burada sulhun bilerek kurulmayışı ve bataklık görüntüsü verilmiş olması, Türkiye’yi bölgeden uzak tutmaya yönelik stratejiler sebebiyledir. Bunu asla unutmamalı farkına varmalıyız ki, büyük milletlerin idealleri belki geciktirilebilir; ancak asla ortadan kaldırılamaz.

Tekrar edelim barış; büyük siyâsî güçler arasındaki çekişmelerin, askerî mücadeleler sonunda galip gelen tarafların, galibiyetle elde ettikleri menfaatleri, güçlerinin yettiği zamana kadar korumalarının, bu esnada yaşanan geçici sükûnetin adıdır. Bizim safdil(!) eğitim sistemimiz her ne kadar aksini söylese de ne yazık ki, dünyanın tarih boyunca değişmeyen gerçeği budur.

Memleketimizdeki köksüz batıcı zümreye rağmen biz, Osmanlı coğrafyasının hâlâ bin bir sancıyla kıvrandığını göz önüne almak zorundayız. Batılılar Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya’yı kendi varlık ve çıkarlarını garantiye alabilmek için “bataklık” haline getirmiş olabilirler. Bize düşen ise bu manzara karşısında korkup sinmek değil; son senelerde çok müsâit bir mâhiyet kazanan dünya durumunun getirdiği imkânlarla, mevcut potansiyellerimizi kullanarak bataklıkları kurutmak ve Türk barışını tesis etmek olmalıdır. Üzerimizdeki vebali görmezden gelmekle, kendi varlık ve amaç-görevimizi de reddetmekte olduğumuzu anlamak mecburiyetindeyiz. Bu iş, ister iktisâdî, ister siyâsî, ister teknolojik, ister başka yollardan gerçekleşsin; milletimizin ufuk ve hedeflerini sınırlandırmak hiç kimsenin salâhiyet dairesine girmez.

O halde kendimize dönmeli ve kendi milletimizin büyüklüğüne inanmalıyız.

 ***

Not: Okuduğunuz yazıda; Said Başer’in 4 Mart 2011 tarihli

“Kendi Misyonumuzdan Korkmayalım” Başlıklı yazısından faydalanılmıştır.

Yorumlar (0)
açık
Namaz Vakti 07 Nisan 2020
İmsak 04:41
Güneş 06:08
Öğle 12:48
İkindi 16:25
Akşam 19:18
Yatsı 20:39
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20
Günün Karikatürü Tümü
Arşiv

Gelişmelerden Haberdar Olun

@