Vallahi de billahi de vatan bizi affetmeyecek!

Gülseren Kiraz

Gülseren Kiraz

Orta Asya’da kurulan Türk devletlerinde ülkeyi yönetme hakkının tanrı tarafından verildiğine inanılan kut inancı vardı.  Yönetim kan bağı gerekçesiyle babadan oğula geçerdi. Türklerin İslamiyetle tanışmasından sonra da yine babadan oğula geçen bir sistemle yani padişahlarla yönetim sağlandı. Tanzimat Fermanı ile Osmanlı İmparatorluğunda padişahın yetkileri sınırlandı. Meşrutiyetin ilanı ile halk Mebusan Meclisinde yönetime katıldı. Niyetim tarih dersi vermek değil elbette! Nereden nereye geldiğimizi kısa bilgilerle hatırlamak, hatırlatmak sadece.  Sonrası koca bir devlet; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, deha kurucusu Atatürk, bu devlete çok yakışan Cumhuriyet. Demokratik süreç başlamıştır artık.Sahneler artık halkındır. Baskı, her türlü dayatma yerini halkın özgür iradesine teslim edecektir. Halk seçecek, seçilecektir. 28 Ekim 1923“Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!” 29 Ekim 1923 Cumhuriyet kuruldu. Her yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olarak kutlanmaya başlandı.

Bayram dedim de hafızamda o eski bayramlar canlandı. Coşku bile coşkuluydu eskiden bayramlarda. Yollar, sokaklar, caddeler, dükkanlar Hayat Bilgisi dersinde anlatıldığı gibi bayraklarla donatılırdı. Ellerinde bayraklar, siyah önlükleriyle okullarına koşan çocuklar. Geleceğin bembeyaz olacağına inanır, mini mini yavruların Cumhuriyet coşkusunu görünce umutlanırdık. İşte Türkiye, işte Cumhuriyet emin ellerde diye, gururlanırdık. Sokaklarda trampetler, asker gibi çocuklar; öyle dik, öyle onurlu, öyle korkusuz… Cumhuriyet çocuğu çünkü onlar! Bayram meydanında toplanırlar, şiirler okurlardı kahramanca, sesleri doldururdu tarihin tüm siperlerini. Çünkü Cumhuriyet çocuğu onlar! Seslerinin gürlüğü tarihlerine dayanırdı. Cesur oluşlarını kahramanlarından almışlardı. Her yıl 29 Ekim’de alırlardı Cumhuriyet paketli armağanlarını. Her yıl 29 Ekim’de bakışları Mustafa Kemal olurdu hepsinin çakmak çakmak, mavi mavi! Ufuklarda beyinleri; öyle ilerici, öyle çağdaş, öyle demokratik… Eskiden anneler babalar da çocukların bayram coşkusuna eşlik ederdi. Çoluklu çocuklu, dedeli nineli, babalı analı, devlet temsilcileri, rütbeliler, rütbesizler… Toplumunbütünüyle yaşanırdı milli duygular. Ya şimdi?

Milli duyguların şahlandığı gün bugün. Bugün Cumhuriyet. Bugün yıl 1923. Bugün Şerife Bacı’nın kucağında bebeğiyle buzunun çözüldüğü, taşıdığı mermilerin sapasağlam olduğu gün. Bugün her yer Çanakkale. Bugün kurtuluş günü. Bugün gözlerimizi irileştirdiğimiz Sevr, elimizin tersiyle ittiğimiz Mondros. Manda ve himayenin reddi bugün. Ayaklarda yarı yırtık çarık, soğuk havayı hissetmeyen parmaklar, toprağa inançla basan ayaklar… bugün her yer cephe, omzumuzda tüfekler, mevzide yürekler! Bugün renklerden kırmızı; yer kırmızı, gök kırmızı, toprak kırmızı! Bugün taarruz, gelenin geldiği gibi gittiği gün! Bugün ağırlıklar 275 kg, hepimiz güçlü, hepimiz Seyit Onbaşı! Elif’in kağnısı yollarda bugün gacur gucur, Kocabaş koşmakta bugün. Bugün özgürlüğün çiçek açtığı gün.

 Milli duyguları ölüme galip gelen o güzel insanların çeyreği olamadık. Bu vatanın; bebeğinin doğduğunu göremeyen babaların, daha bıyıkları terlememiş, toy, gençliğini yaşayamamış çocukların kanlarıyla, Mustafa Kemal Paşa’nın sen üşümüyor musun sorusuna; bey, 100 bin kişi kurtulacak, ben üşüsem ne olacak cevabını veren Halime Çavuş’un, Tayyar Rahmiye’nin, Gördesli Makbule gibi nice kahraman kadınımızın cesaretleriyle kurulduğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir. Onlar ne yemişlerdi ne içmişlerdiki vatan kurtulsun da bize ne olursa olsun diyecek kadar yürekli olabilmişlerdi? Millet olma bilincimizi çekirdek aileyle sınırladık artık. Bayramlarımızın hafta içine denk gelip gelmediğini öğrenmek için takvime sarılan bir millet olduk. Milli bayramların anlam ve önemini hissedemeyecek kadarduygusuz olduk. Neden Cumhuriyet pişip ağzımıza düştüğü halde emanete bu kadar acımasızca davranıp ihanet ederiz? Bu nankörlüğümüzü hangi neden haklı çıkarabilir? Zor elde edilen hep kıymetlidir oysa.Kıymetsizleştiren bu vefasızlığımız affedilir gibi değil.

Tarih affetmeyecek bizi, toprağımıza karışmış kan affetmeyecek, göklere çekilmiş bayrağımız affetmeyecek, açlığın, yokluğun durduramadığı 15’likler, üzüm hoşafı, ekmek bile affetmeyecek! Vallahi de billahi de vatan bizi affetmeyecek!

29 Ekim 2018 Pazartesi tarihinde eklendi ve 1665 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız