Yiten neydi?

Serap DEMİRTÜRK

Serap DEMİRTÜRK

Elime her gazete aldığımda içimi sızlatan bir öykümü paylaşarak başlamak istiyorum seslenişime:
“Bu sabah karar verdim onu arayacaktım. Yıllardır onu ne büyük bir sevgi ile sevdiğimi ama gururumu bırakıp da arayamadığımı söyleyecektim. Güzelim gözlerini hatırlıyorum da nasıl özlemli ayrılmıştık. 
Erkenden uyandım bu gün, tıraşımı oldum. Sigaramın dumanı hayallerime karışırken gazetemi aldım, tam okuyacakken Cem aradı, “Aşağıdayım abi, hadi in.” dedi. Kaç gündür birlikte gidiyorduk işe. Sanki yıllardır tanışıyormuş gibi nelerimizi paylaşmamıştık. Hemen indim, yeni aldığı arabası ile beni işe bırakmak hoşuna gidiyordu. 26 yıllık memuriyetten sonra yeniden çalışmaya başlamak,  zaman zaman zor geliyordu ama hayat omuzlarımızı sevmişti bir kere... İnmiyordu. Sürekli konuşuyordu Cem, anlattıkları beni yormuyordu. Gençliğimin kopmuş damarlarından biri olmuştu sanki. Yarım kalan sevdamın diliydi sanki. O anlattıkça ben dalıp gidiyordum. Sonuçta bu sabah arabada gazetemi de okutturmadı. “Abi daldın, hayrola? “ derken gerçekten benim için endişeliydi. Nasıl denir ki senin sevda coşkun, benim sönmüş derdimi depreştirdi diye. Dün sordum eski dostlara, evlenip ayrılmış dediler. Ayrılığa sevinilir mi, sevindim işte. Belki kaybolan yıllara inat birlikte paylaşılacak bir zaman dilimi yakalayabiliriz, diye düşündüm... 
Cem beni bıraktı, büfeden sigaramı aldım. Karşı yolda bir kadın, çocuğuna kızıyor; bir adam yolda oturmuş dileniyor; çiçekçi, çiçeklerini düzenliyor. Arabalar geçiyor hızlı hızlı, her birinde bir şarkı. Bir an ‘Ben seni unutmak için sevmedim.’ diyen şarkıyı Tarkan’ın ezgisi kesiyor. Karşı yolda bir çocuk, kaçan topun peşinden bana doğru koşuyor. Allah’ım, araba geliyor. ‘Dur! ! ! ! ‘ Kim durdu, ne oldu? Yerde yatan kim? Bu kanlar kimden akıyor? Çocuk sapasağlam, çok şükür ama neden herkes başıma toplanmış. Durun, o gazete bugünün! ...Daha okumadım, okuyamadım. Üşümedim ki ben, neden örtüyorlar üstümü? Neden?”
Evet, gazetelerin binlerce yararının yanında bir de böyle bir görevi var maalesef. Akıp giden yıllara inat sizlere, paylaşılacak huzurlu günler dilerim.

ŞAİRİM ÖLDÜ!
Saat…
Ne önemi var ki
Bunca akıp giderken zaman! 
Şimdi, şu an şairin zamanının durduğu,
Dizelerin kâh ağlayıp kâh güldüğü andır.
Ağlarım ben dize isem şairim gitti diye,
Gülerim ben dize isem
Dokunacağım diye
Duymayanın yüreğine
Saati duran şair; 
Gördüğünü, hissettiğini
Yürek yürek
İdrakini zorlayarak akıttı
Ve dans etti sözcükler kaleminde.
Şimdi an, onların bıraktıklarına sahip çıkma anıdır.
Şimdi an, kalemin mürekkebini kurutmama anıdır.
Desem ki şairlerden bir rüzgâr esiyor. 
Essin...
Essin ki 
Yumruğun içinden yüreğe doğru
Halkın sesi duyulsun.
Şen olasın ey ruh, unutulmazsın.

3 Kasım 2018 Cumartesi tarihinde eklendi ve 332 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

1 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız
Selma

Çokkk güzel ve hüzünlü kaleminize sağlık