Yanlış teşhis, yanlış tedavi.

Metin YAZAREL

Metin YAZAREL
  • camlikgazetesi@gmail.com

Avrupada tehlike boyutu artarak gelişmekte olan Türk düşmanlığı ve İslama fobi konusunu Kanal Avrupa da Muhsin Ceylan'ın "Ateş Çemberi" adlı TV proğramında gündeme getirdiğim gibi, haber gazetesinde kendi köşemde defâtle yazarak işledim.

Yaşadığımız ülkelerin sorun algısı anlamında bizlere bakışıyla, bizim sorun olarak gürdüğümüz konular farklı. Teşhis hatalı, tedavide yanlış. 

Biz meseleye entegrasyon (uyum) bağlamında bakarken, onlar bizleri kıta Avrupası için kültür ve iç güvenlik tehlikesi olarak görüyorlar.

Yanılmıyorsam ortak para birimine geçişten sonra, Ortadoğu uzmanı olarak ün kazanan Oryantalist Bernad Lewis ve ekibine "Avrupalılık kimliği" üzerine bir çalışma yaptırdılar. Bernad Lewis'in "tek kimliklilik" üzerine hazırladığı raporda, Hollandalı, Alman, İngiliz, Fransız vs gibi, aidiyet ve kültürel kimliklerin yok sayılamayacağı ve "Avrupalılık kimliği" yaratmanın mümkün olamayacağı sonucu çıktı.

Fakat raporda uyarı mahiyetinde dikkat çeken, başka bir detayın acil önlemler maddesiyle gündeme alınması öneriliyordu. Konu Avrupa'nın geleceğini ilgilendiren çok ciddi bir sorundu. AB'nin savunduğu ve yürüttüğü çok kültürlü politakaların varacağı tehlike boyutunun, İslamlaşma tehlikesi olduğu konusunda uyarılar içeriyordu. 

Raporda Avrupaya akın eden müslüman ve mülteci göç dalgası durdurulamaz ve Türkiye AB'ye alınırsa, önümüzde ki 50 yıl içerisinde, Avrupa kıtasının İslamlaşacağı tehlikesi üzerinde duruluyor ve önlem alınması için tavsiyeler sunuluyordu.

AB'nin şekillenmesinden sorumlu siyasi çevreler üzerinde şok etkisi yaratan bu rapordan sonra, Hollandalı sosyolog ve eş cinsel Pim Fortuyn, İslam karşıtı politikalarla siyaset arenasına çıktı. 

Pim Fortuyn yazdığı "Topluluğumuzun İslamlaşması ve Kültürümüzü İslamlamiyetin Etkisinden Korumak" adlı kitaplarla, açık açık İslam karşıtlığı üzerinden aşırı sağ partilerin güçlenmesine zemin hazırladı. 

Bütün bu olumsuz gelişmelerin, İslam karşıtı politikaların yanında, bizlerin de sebep olduğu bazı münferit olaylar ve örgütlediğimiz yürüyüş ve mitingler Avrupa kamuoyuna "huzuru bozan, iç güvenlik tehlikesi" olarak taktim edildi ve aşırı sağ partiler güçlendirildi.

O münasebetle, Almanya da Camîi saldırıları ve de Federal içişleri bakanı Horst Seehofer'un Almanya da İslama yer yoktur açıklamalarını iyi analiz edip, doğru teşhis koyup, doğru tedavi uygulamayı gerekli kılar.

15 Kasım 2018 Perşembe tarihinde eklendi ve 763 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız