Nasıl bir evlilik

Evli çiftler bir kayıkta seyehat eden iki kişiye benzer, Biri kızıp kayığı sallarsa diğeri kayığı tutmalıdır, İkisi de kızıp kayığı sallarsa kayık devrilir ve yüzme bilmeyen boğulur’’

Hepimizin ortak hayaliydi; hayırlı bir eş, hayırlı bir iş... Bir yastıkta kocanacak eşti hayaller, İyi günde kötü günde beraber olmaktı, gerisi boştu gerisinin önemi yok. 

İyi günde kötü günde bir ömür birlikte olmaktı ahdımız, sözümüz, tutamayanlar var; Allah’ın emanetiydi eşlerimiz, emanete ihanet edenlerimiz var. Evlilik müessesesini yıktık, parçaladık, içini boşalttık. Hayat arkadaşımız, yol arkadaşımız dedik ev arkadaşı kıvamına geldik. 

Şimdilerde evlilikler huzur içinde, sevgi,saygı  şefkat içinde yaşanılması gereken bir müessese olmaktan çıkıp çocuklar için katlanılan bir eziyete dönüştü, Her birinize soruyorum acaba neden? Soru mühim aklıma gelen cevaplar çok vahim....

Bence, aklım yettiğince; Şükür kalmadı, sabır kalmadı, her şeyden şikayet eder olduk,sahip olduğumuz değerlerin kıymetini bilmez olduk. Tahammülümüz kalmadı.

Ne aradığını bilmeden yapılan evliliklerin sayısı arttı, Güzellik, yakışıklılık, para veya sosyal statü, zenginlik, meslek hevesiyle insan mı diye sormadan yapılan evliliklerin sayısı arttı, güzelliğin, yakışıklılığın, zenginliğin sonu gelmezdi bilemedik. 

Eşler için kıyas yapacak bir başka örnek yoktu,olmamalıydı, eşimizden bir başkasını görmemeliydik. Ama nefis şeytana meyl etiğinden beri, seçenek çok geliyor; daha iyisi, daha dolgunu, daha zayıfı, daha esmeri, daha yakışıklısı, daha zengini, daha, daha, daha.. Kıyaslamaların sonu gelmedi, onun karısı, bunun kocası, onun evinde var bizim evde yok, Kanaat yok, eşi ne getirirse Allah razı olsun bugünde karnımız doydu diyen yok..

Akşam sohbetleri kalmadı, evlerimizde eşlerimizle geçireceğimiz doyumsuz zamanların yerini televizyon karşısında heba edilen zamanlar yada telefonla arkadaşlarla en gereksiz sohbetlerle ziyan edilen zamanlar aldı. Eşinle konuşmak, dertleşmek, çocuklarınla vakit geçirmek, hayallerini anlatmak, hayallerini dinlemek, korkularını sevinçlerini üzüntülerini paylaşmak kaldı.  Cep telefonu, İnternet, sosyal medya sonumuz oldu.

Eşleriniz size Allah’ın emanetidir diyen Nebi’nin ümmetiyiz hepimiz; zararın neresinden dönersek kardır. Bir kıvılcım bir uyanış, yeniden bir doğuş lazım her birimize. Sahip çıkmalıyız evlerimize, eşlerimize çocuklarımıza.Efendimiz (sav) yemek pişirmiştir, bulaşık yıkamıştır, sökük dikmiştir, çocuk bakmıştır, ev süpürmüştür.  Sil baştan en baştan O Nebi’yi örnek almalıyız kendimize.

Hepsi bir yana her şey bir yana sözüm o ki; Bir erkek hanımını mutsuz ediyorsa, ağlatıyorsa önce şunu bir kere düşünsün: Annemde bir kadın, kız kardeşimde bir kadın diyebilsin, eğer onların haksızlığa uğratılıp ağlatılmalarına dayanabilecekse işte ozaman eşini hanımını ağlatsın. Bir eş bir hanımki kocasına haksızlık yapıp onu ağlatmayı incitmeyi göze alabiliyorsa o da bir kere düşünsün: Babam da bir erkek, oğlum da bir erkek, eğer babasının oğlunun  ağlatılmasına razı olabiliyorsa o zaman kocasına haksızlık  yapabilsin..

26 Aralık 2018 Çarşamba tarihinde eklendi ve 5732 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

1 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız
Serap Demirtürk

HER CÜMLEDE TOPLUMUN BİR KESİTİNDEN BİR SESLENİŞ VARDI VE "AİLE HER ŞEYDİR." DÜŞÜNCESİNE DEĞER VEREN NESİLLER YETİŞTİRMEKTİ ESAS OLAN. KALEMİNİZ YUVALARIN TEMELİ İÇİN CAN OLUR UMARIM DEĞERLİ KALEM ARKADAŞIM. SAYGI İLE TÜM HEMŞERİLERİME...