2019’a dair öngörüler

2018 yılı ülkemiz ve dünya için son derece önemli dönüşümlerin yaşandığı bir yıl oldu. 
Ülkemiz 2018 yılına seçim tartışmaları içinde girerken 24 Haziran seçimleri ile birlikte Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçmiş olduk. Bununla birlikte bölge coğrafyamızda Suriye merkezli değişimler yaşanmaya devam etti. 
Dünya ‘yı ise 2018 yılında en çok ABD merkezli haberler meşgul etti. 
ABD Başkanı Trump’ın  ABD siyasetinde sıkışması ve söylemleri bununla birlikte  Çin ile başlattığı ticaret savaşı ve yıl biterken ABD askerlerini Suriye’den çekeceğine dair vaadi en çok konuşulan konuların başında geldi. 
Elbette bu yılın sürpriz toplumsal hareketi ise ilk önce çok önemsenmeyen fakat altı hafta boyunca Fransa’yı ve bazı Avrupa ülkelerini etkisi altına alan sarı yelekliler hareketi oldu. Dünyada var olan küresel gelir adaletsizliğinin bir yansıması olarak çıkan Sarı yelekliler hareketi önümüzdeki dönemde de farklı toplumsal hareketlerin de zeminini oluşturacaktır. 
Gelelim 2019 yılında ülkemizi nelerin beklediğine? Öncelikle siyasetin bir numaralı konusunu Nisan ayına dek yerel seçimler oluşturacak. Türkiye yılın ilk dört ayında yerel seçimlere endeksli bir atmosferde yaşayacak dolayısıyla 2018’e nasıl genel seçim tartışmaları içinde girmişsek 2019’a da yerel seçim tartışmaları içerisinde gireceğiz.  Türkiye ekonomisi 2019’a daralan bir ekonomi olarak girecek. Türk ekonomisini 2019’da çok daha zor günler bekliyor zira ekonominin küçülmesi ve yüksek enflasyonun varlığı Türk ekonomisini 2019’da daha da kırılgan bir ekonomiye dönüştürecek. 
Türkiye ekonomisi büyümeyecek aksine ekonomi uzmanlarının öngördüğü üzere en az 2019 Haziran ayına dek küçülmeye devam edecek. Bu ekonomik küçülmenin oluşturacağı temel sonuç ise işsizliğin artması ve satın alma gücünün giderek düşmesi olarak yansıyacak. 
İktidar 31 Mart yerel seçimlerine dek ekonomi alanında mevcut durumu rahatlatmak adına bugün sürdürdüğü politikaları sürdürse de 31 Mart yerel seçimleri sonrasında ekonomi alanında çok daha radikal çözüm politikaları bulmak zorunda kalacak. Bu konuda kişisel kanaatim Türkiye’nin 2019 Nisan ayından sonra Uluslar arası Para Fonu (IMF) ile masaya oturmak durumunda kalacağıdır. IMF desteğinde uygulanan bir ekonomi programının Türkiye ekonomisinin çok daha hızlı bir biçimde düze çıkmasını sağlayabileceği kanaatini taşıyorum. Hükümet IMF’ye gitmek yerine kendi ekonomik programını uygulayarak ekonomik sorunları çözme yolunu güderse bu ekonomimizin çok daha uzun bir vade de toparlanabilmesini sağlayabilir. 
Türkiye ekonomisinin çarklarının yeniden dönmesi için en ekonomistlere göre en az 80 milyar dolar ‘a ihtiyacımız var. Bu parayı Türkiye’ye sağlayabilecek tek kurum ise IMF. 2019 Türkiye ekonomisi açısından zor kararların alınması gereken bir yıl olacak. 
Türkiye açısından dış politikada önümüzdeki dönem en önemli mesele Türkiye’nin Suriye’ye dönük bir üçüncü askeri harekatı  nasıl ve ne koşullarda gerçekleştireceği olacak. 
ABD askerlerinin ne kadarının önümüzdeki 3 ay zarfında çekileceğini ve bununla birlikte Rusya, İran ve Suriye rejiminin sahada neler yapacağına önümüzdeki üç ay zarfında şahit olacağız. 
Türkiye Suriye’ye dönük askeri yığınağını artırırken olası bir askeri harekatın Mart ayına doğru başlayabileceğini hesaplayabiliriz. 
Zira Türkiye öncelikle ABD’nin 100 günlük çıkış takviminin bitmesini bekleyecektir. 
Türkiye’nin önümüzdeki 3 ay zarfında Suriye konusunda hem saha da hem de diplomatik alanda ağırlığını arttıracağını şimdiden söyleyebiliriz. 
2019 ‘a dair söyleyebileceklerimiz şimdilik bu kadar dileğim o ki yeni yıl ülkemiz ve tüm Dünya insanları için barışın ve refahın daha erişilebilir olduğu; bölgesel savaşların sonlandırıldığı, iklim ve çevre konusunda küresel bilincin arttığı;insanlık adına acıların azaldığı ve mutlulukların çoğaldığı bir yıl olmasını temenni ediyorum.

2 Ocak 2019 Çarşamba tarihinde eklendi ve 647 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız