Karpuz seçer gibi siyaset

Gülseren Kiraz

Gülseren Kiraz

2001 yılında kurulan çiçeği burnunda AK Parti bir yıl sonra yapılan genel seçimlerde Yozgat’tan beş vekil çıkarmıştı. Henüz Türkiye siyasetinde gözdeliği olmayan, ideolojisi bile tam algılanmayan bu partiye Yozgat yüksek oranda güven duymuştu. Bu nedenle tabirim uygunsa 2002 yılında Yozgat’ın nur topu gibi AKPartisi doğdu. Yozgatlı,yemedi yedirdi, içmedi içirdi, besledi, gözü gibi baktı, büyüttü tam 16 yaşına getirdi Ak Partisini. Öyle sahiplendi öyle sahiplendi ki onun uğruna gözbebeği MHP’sini bile rafa kaldırdı, bozkurt kalelerini yaktı, yıktı. Aslında biraz objektif bakacak olursak içten içe beslenen muhafazakar milliyetçilik Yozgat’ta hep vardı. 2002 ve sonraki yıllar bilinçaltına yerleşmiş bu hislerin dönüm noktası ve belgeli yılı oldu. 
Ülküsünden ödün vermeyenler ne bozkurt işaretini yapmaktan gocundu, ne de kafa tokuşturmasını yapmaktan vazgeçmedi. Çünkü partisi sevdasıydı, sevdası üzerinden cambazlık yapmak doğru değildi. Bir ipte iki cambaz fazlaydı. Ya muhafazakar ya da ülkücü olunurdu. Yıllar MHP’de kalanlar ve gidenlerle su gibi akıp geçti. Akıp geçen zamanın sonunda ittifak diye bir moda zuhur etti. Geçmişe sünger çekildi, ideolojiler bir kenara bırakıldı. Bir an Amerikalı sosyolog Daniel Bell’in“İdeolojinin Sonu” adlı kitabı aklıma geldi. Daniel kitabında post- endüstriyel bir döneme girildiği bu nedenle insanlar arasında etik ideolojik kavramların yok olduğu, siyasi sorunların önemini yitirdiğinden bahsediyor. İnsanların önceliğinin artık ideolojik değerler olmadığını bireysel ve maddi çıkarların öncelikli olduğunu savunuyor Daniel. Kurulan bu ittifakların özünde bireysel istek ve hırs var mı diye düşündük bir çoğumuz. Elbette kurulan bu göstermelik dostluğun altında ince hesaplar gizli. Evet kimse kimseye düşman değil, fakat böyle dostluklar siyasette çok eğreti, çok sahte duruyor.
1950 yılında ittifakla tanışan Türkiye sonraki yıllarda da ittifaklara şahit oldu. Türkiye’nin çıkarları gözetilmeksizin tamamen siyasi hırs ve doyumsuzluk temelli kurulan bu ittifakların ne ülkemize ve insanımıza faydasının olmadığını düşünüyorum. Siyasi çoğunluğu elde etme isteği, elde edilen siyasi gücün keyfe keder kullanılması siyasete yakışmayan davranışlardır.
Siyasetteki bu stratejik girişimler Türkiye siyasetinde geçmişten bugüne bloklaşmalara neden oldu. İttifakın tarihçesi geçmişe dayansa da o dönemlerin ittifakları ile bugünün ittifakı arasında önemli bir fark var. Bu fark; günümüz siyasetinde uslupların kirletildiği, konuşmanın bir sanat olduğu ama bugünün siyasetçilerinin iyi birer sanatçı olmadıklarıdır. Siyaset laf kirliliği değildir. Siyasetçiler arasındaki demokrasiye ve insanlığa yakışmayan nezakatten yoksun her türlü gerginlik ve kötü söz halk arasında olumsuz neticeler doğuruyor. Karşılıklı kullanılan kötü hitap daha sonra kurulan ittifakın samimiyetini de yok ediyor.
Kurduğunuz ittifaklarla 31 Mart’ta yurttaşlarımızın gönlünde yatan aslanı bir kenara bırakmasını isteyeceksiniz. İnsanlar yıllarca ülkü ocaklarında pişecekler, ülkü ocağında çay demlemekle başlayacak ülkü sevdaları, siz bu ülkücü kardeşlerimize AK Partili falanca belediye başkanı adayına oy ver diyeceksiniz. Yıllardır Dombra şarkısını keyifle söyleyip dinleyen AK Partili kardeşimize adayımız yok, oylar MHP’li adaya diyeceksiniz.
CHP’li vatandaşın gönlü altı oktan uzayarak ilke ilke Türkiye’ye dağılırken sen kalkacaksın bak bu İYİPartinin adayı oy ver diyeceksin. İYİParti gibi yeni kurulmuş,henüz partisini tanıyamamış bir üyeye CHP’yi ve adayını tanıtacak, oy isteyeceksin.
Sahi gönlün gitmediği yere mühür gidiyor mu?
Yediği ekmek gibi nimetten, içtiği su gibi aziz görüyor bu memlekette insanlar partisini….
Ama siz Türkiye’yi siyaset pazarına çevirdiniz!
Karpuz seçer gibi il ilçe seçtiniz!
Partilerin ittifak telaşına, yerel yönetimler için sıkı pazarlığına rağmen Yozgat ittifak şehri olamadı.Yozgat, Yozgat’ı tek başımıza alırız özgüveniyle, siyasi partilerin ittifak listesine giremedi. Ya da Yozgat gözden çıkarıldı, olursa olur olmasa da olur, denildi. (İttifak şehri olmanın iyi mi yoksa kötü mü olduğunu engin bakış açınıza ve düşüncelerinize bırakıyorum.) 
Vah yetim evlat muamelesi gören Yozgat’ım, vah!
Madem ittifakın doğru siyaset olduğunu düşünüyorsunuz o halde biriniz koltuğu bırakın tek parti olarak devam edin siyasetinize. Hatta çok partili rejime de gerek yok, hatta 16 yıldır Yozgat’ta şımartılmış Ak Parti’ye, yıllarca pohpohlanmış sonra unutulmuş MHP’ye, Yozgat’ın emekletip bir türlü yürümeyi öğretmediği CHP’ye, İYİ partiye, kötü partiye, vs. partiye hiçmi hiç gerek yok!
Katakulli siyasetiniz sizin olsun!
Milletin duygu ve düşünceleriyle daha fazla oynamayın!
Türkiye’nin 81 ili değil, 957 ilçesi değil,tüm dünyayı ittifakla kazansınızdagözünüzü bir avuç toprak doyuracak hatırlatmak istedim…

2 Ocak 2019 Çarşamba tarihinde eklendi ve 1582 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız