Şiddet Zulümdür!

Perihan İlbaş TUTUCU

Perihan İlbaş TUTUCU

Şiddet… Belki de en kötü, en acı, en istenmeyen kelimedir. Telaffuz edildiği anda duygu dünyamızı alt üst eden, yüzümüzün buruşturulmasına, kaşlarımızın istenmeden çatılmasına, acıma, merhamet, şefkat duygularımızın can bulmasına sebep olan, nefsin insana yaptırdığı kötülüğün bir türüdür. İnsanlık tarihinde asırlardır var olan ve her durumda da uygulanan kişiler ve toplumlar üzerinde en olumsuz etkileri bırakan tesiri tartışılmaz harekettir.

Güç ve baskı uygulayarak insanların hem bedenî, hem de ruhî açıdan zarar görmesine neden olan, bireysel veya toplu eziyetlerin tümüdür şiddet. Tarih boyunca varlığını gösteren bu vahim olgu, günümüzün en önemli ve öncelikli sorunlarından biri haline gelmiştir. İnsanlık bugün fiziksel, psikolojik, sosyolojik, siyasal, kültürel, ekonomik, sözel, cinsel, ve diğer pek çok yönden şiddet sarmalına alınmış durumda. Dünyanın hemen her köşesinde, dakikada sayısız şiddet olaylarına ve zulme maruz kalmış birey ya da toplumlarla ilgili haberlere rastlamak mümkün. Sevgi dolu kalplerin, duygu yüklü gönüllerin, insan olmanın şartı olan merhamet, şefkat, iyilik ve güzelliklerin yerine; nefret dolu kalplerle, katılaşmış gönüllerle, çıkarcı, tatminkâr ve güç gösterisini amaç edinmiş beyinlerle karşılaşıyoruz. Kendilerini şiddet uygulayarak mutlu hisseden bu insanlık yoksunu kişiler ya da toplumlar, tarih boyunca en vahim sonuçlarla yok olmuşlardır.

Aslında bahsetmek istediğim mevzu, günümüz şiddet çeşitlerinden belki de en iç acıtıcısı olan aile içi şiddet.  Eşlerin birbirlerine ya da çocuklarına uyguladıkları, sonuçları her açıdan olumsuzluklarla dolu şiddet türü.  “Şiddet” kelimesiyle kurulan en kötü tamlama, “aile” kelimesi ile yan yana geldiğinde oluşuyor. “ Aile içi şiddet”… Beraber anılmaması gereken iki kelime. Çünkü biz, birbirimizi tamamlayalım, huzur bulalım, iyilik ve güzellikte sebebimiz olalım, kötülükten uzak tutalım, kusurlarımızı örtelim diye aile kuruyoruz. Sebebi ne olursa olsun uygulayanın insanlıktan çıktığının bir göstergesidir bu durum. Erkeğin karısına ya da çocuklarına, kadının kocasına ya da çocuklarına uyguladıkları, ayrıca anne-babasını örnek alarak çocukların birbirlerine uyguladıkları şiddet, her zaman en kötü olumsuzluklarla sonuçlanmaktadır. Fiziksel ve ruhsal açıdan yıpranmalara, travmalara, kişilik bozukluklarına, ahlâkî açıdan insanlıkla örtüşmeyen karakter sahibi bireyler olmalarına ve tedavisi mümkün olmayan psikolojik sorunlara neden olmaktadır. Böyle bireylerin varlığının çoğalması da, o toplumların giderek yok olmaya mahkûm olacaklarının delilidir. Geleceğimiz olan çocuklarımıza sevgiyi, merhameti, hoşgörüyü, iyilik yapmayı, gönlünde en güzel erdemleri barındırmayı biz anne babalar davranışlarımızla örnek olarak öğretmeliyiz. Mutlu ve sorunsuz toplumlar, temelini oluşturan ailenin en sağlam temeller üzerine kurulmasıyla ve manevî değerlerin en yüksek seviyede yaşanmasıyla mümkündür. Zulümle beslenen ailelerin ve toplumların, geleceği karanlık ve hüsrandır. Şiddetin ve zulmün her türlüsünün zararlı olduğunun bilincinde olmaktır aslolan. Şiddet nereden gelirse gelsin insanlık suçudur ve zulümdür….

5 Şubat 2019 Salı tarihinde eklendi ve 1645 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız