Bozkırın Çocukları!

Yahya AKSOY

Yahya AKSOY

Dört mevsimi seslendiren âşık Nurşah şöyle demekte :
“Sevgi pınarından damlayan ırmak/ Göklerde şerefin  koruyan bayrak/Tabiatın kalbi yeşeren toprak/ Dört mevsimin özü,gülüdür ozan” deme
Yeşeren toprak insana ve doğaya hayat vermekte ve yeşermeyen toprak  bozkır ise  çile  çektirmekte.Bozkır toprağının  kaderi insanın kaderi ve alın yazısı sayılmakta. Bozlaklara, Yozgat sürmelisine , ağıtlara, ninnilere  ve destanlara yansımaktadır. Bozkırın ezgileri yürekleri  yakmakta, gözleri yaşartmakta ve  gönülleri sızlatmakta;  sazlarda nağme, sözlerde ağıt, şiirlerde ve öykülerde yaşam öyküleri olmakta.
Halk kültürünün bütün unsurları toplumsal olarak, bozkır geleneğine ayak uydurmakta ve onunla bütünleşmektedir.Bozkır yaşama damgasını vurmakta.Ferhat ile Şirin, Aslı ile Kerem,.  Karacaoğlan, Köroğlu, Dadaloğlu ve Veysel gibi ozanlar ve halk kahramanları kekik kokan ve keklik öten   bozkırın simgeleri olmuşlardır.
Yaz ayları boyunca uzun bir süre susuzluğa dayanarak , çöl özelliği taşıyan  bozkırın dikenli otları ile beslenen develer, tarihi ipek yolu bozkılarında  kaleden kaleye ulaşarak  bozkır ticaretine damgalarını vurmuşlar.
Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ın dizelerinde,Cengiz Aytmatov’un “ Al Yazmalım” ve Yaşar Kemal’in “ İnce Memed, Bozok’un içli kalemi Abbas Sayar’ın “Yılkı Atı” eserlerinde , gönlünü  çobanlara  yayla yapan  Kemalettin Kamu’unun “Bingöl Çabanları’nda ,Kansu’nun “ Handuvarları’nda ,bozkırın çiçeği  kraliçe Semiramis’in öykülerinde, halk hikâyelerinde ve daha nice  ağıt, türkü ve destan gibi  kaynakta bozkırın renkli, yanık, içten ve sıcak   yaşam öyküleri anlatılır. 
Bozkırda aşk, sevgi, tutku ve umut romanlara heyecan katan  en güçlü  konular olmuştur.Bozkırı yaşamak, yaşatmaK, anlamak , anlatmak ,bozkırın tezenesi ve  bozkırın kalemi olmak zordur.  Halk müziğimizin,halk kültürümüzün büyük ustası  ‘bozkırın tezenesi’ rahmetli  Neşet Ertaş’ı rahmetle anıyorum.
Duyarlı ve duygulu yürek sesiyle, büyük önder Atatürk’ün huzurunda, bozkırın çucuğu yanık  ÖMER’in  şahsında  Anadolu insanının yaşam öyksüsünü anlatan  “ YANIK ÖMER” türküsünü seslendiren ve onu duygulandıran  ünlü sanatçı Safiye Ayla’yı rahmet ve minnetle  anıyorum. Bozkırın cefalı, vefalı ve çilekeş inasanlarını yürekten selamlıyorum.
“Yanık Ömer, her savaştan bir yara taşıyor/ Yanık Ömer,yiğit Ömer övünmeden yaşıyor/ Kurtuluş Savaşı’nda yirmi sekiz yaşında/ Mangasınının başında,taşıyor/Yanık Ömer,Yanık Ömer, siperleri aşıyor...” 
Bozkırın yanık çehreli, çelik yürekli, toprağı koklayarak ve  koruyarak , dişiyle ve tırnağı ile işleyerek vatan yapan , cefalı ve vefalı  “YANIK ÖMERLERİ’ni  yürekten sevgi ve saygı ile selamlamak ve hatırlamak en kutsal bir vatan borcudur.
Sıcak ve kurak bir iklimin hüküm sürdüğü bozkırlarda yaşam doğanın  etkisindedir.Bozkırın iç dünyasını aydınlatacak bilgi, belge ve yazıtlar henüz tam çözülememiştir. Mancurya’dan Macaristan’a uzanan  çoğrafyada elde edilen  runik harfli   yazılı kaynaklar tarihi meşgul etmeye devam etmektedir.
 Bozkırda yaşayan insanların en yakın arkadaşı, yoldaşı ve  can dostu   atlar, beslenme  kaynakları olaran koyun ve kuzuları, büyük baş hayvanlar, buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllar  özlü,özel ve bir başka güzeldir. Bozkırın ürünleri insanları gibidir. İçli,özlü,farklı,yanık, donuk,bereketli ve benlidir. “İnsanlar biraz da yedikleridir” sözünün anlamını ve derinliğini  en özgün olarak bozkırda görebiliriz. Bozkırın havası, suyu, rüzgârı , ürünleri, kurdu ve kuşu , toplum yaşamında özgün, özel ve güzel  bir yere sahiptir. 
Arkeolojik kazılarda elde edilen  kültür varlıkları ile etnoğrafik ürünler arasında  tam bir uyum bulunur.  Yaşamın her alanına zengin ve özgün halk kültürü ürünleri damgalarını vururlar.İnsanların yaşadıkları coğrafya ve tarih, kültür ve sanat ürünlerine yansır. 
Orta Asya  ,Orta Doğu ve Anadolu  bozkırları, tarih  boyunca  buralarda kurulan tüm uygarlıklara,inançlara, geleneklere  şekil ve ruh vermiştir. Uygarlıklar, toprakla, ahşapla , taşla ve insanla  bütünleşerek derin ve güçlü bir anlam kazanarak sanat tarihini yüceltmiştir..  Bozkır sanatları,   bütün yönleri ve şekilleriyle toplumun  yaşam  öyküsünü ve felsefesini yansıtan semboller olarak tarihteki yerini almıştır.
Çöller  ve bozkırlar,   kültürel  ve sosyo-ekonomik değerleri  ile  tarihe yön vermiştir. Bozkır tarihi, bozkır coğrafyası  bozkır insanı ve bozkır kültürü,   tarih ve coğrafyada  özgün yerini alarak “ yaylak ve kışlak” olarak, üzerinde yaşayan toplumların  yaşam  öykülerine damgalarını vurmuştur. Bozkırın tezenesi, bozkırın sesi, bozkırın öyküsü ve türküsü içli ve yanıktır.Bozkırda bozlak okunur!

7 Şubat 2019 Perşembe tarihinde eklendi ve 709 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız