Düşük nedir?

Kadriye TURGUT ERBAŞ

Kadriye TURGUT ERBAŞ

Sevgili anne ve baba adayları, tarafıma en sık yöneltilen sorulardan birini cevaplamak istiyorum.
Düşük nedir, sıklığı nedir, sebepleri nelerdir?
Gebelik Kayıpları hangi safhada olursa olsun oldukça sıkıntılı, aileleri biz hekimleri üzen bir sorundur. Gebelik kayıplarının pek çok farklı tipi olabilir?
20. gebelik haftasından önceki gebelik kayıplarına düşük adını veriyoruz. Yapılan araştırmalara göre gebeliklerin %30 kadarı düşük ile sonuçlanıyor, ancak bunların çoğu klinik olarak gebelik tanısı henüz konulmadan söz konusu oluyor. Henüz gebeliğin kinik olarak tanınamadığı bu gebeliklere “biyokimyasal gebelik” adı veriliyor.
Biyokimyasal gebeliklerde sadece kan veya idrarda yapılan gebelik testleri gebeliği göstermesine karşın klinik muayene veya ultrason incelemesi ile gebelik saptanamadan kaybediliyor. Fakat ultrason ve muayene ile Gebeliğin klinik olarak saptanmasından sonra olan kayıplar kadınlarda yaklaşık %15 civarında görülüyor.
Düşüklerin, yani 20. Gebelik haftasından önce olan gebelik kayıplarının %80’i erken dönemde yani gebeliğin ilk 3 ayında olmaktadır.
Gebeliğin 13. haftasından önceki kayıplara erken gebelik kayıpları diyoruz.
Erken gebelik kayıplarının nedenleri neler olabilir?
Erken gebelik kayıplarının %50’sinde neden kromozomal bir problemdir. Bu durum ebeveynler normal olsa da embriyonun oluşumu sırasında meydana gelebilir. Bu tür genetik problemler anne adayının yaşının ilerlemesi ile daha fazla görülmektedir. Anne ve baba sağlıklı olsa da genetik bir hastalığın taşıyıcısı olabilir ve bu genetik anomali bebeklerinde kayıpla sonuçlanabilecek sonuçlara sebep olabilir.
Anne adayındaki bazı hastalıklar düşüğe neden olabilir. Bu hastalıklar içinde özellikle kontrolsüz (tedavi altında olmayan) tiroit sorunları (guatır) kontrolsüz şeker hastalığı, bazı enfeksiyonlar, bazı ilaçlar, mesleksel olarak kimyasal madde, radyasyon da düşüğe neden olabilmektedir. Biz hekimlerin gebeleri gebeliğin ilk haftalarından itibaren değerlendirmek istememizin en önemli sebebi de tıbben çözebileceğimiz sorunları en başından tespit edip bu sorunların anne ve bebeğe zarar vermeden çözülmesini sağlamaktır. Tabi en sağlıklısı Gebe kalınmadan önce yapılan jinekolojik muayenedir. Gebe kalınmadan önce annedeki hastalıkların çözümünü sağlamanın ve 3 ay önceden başladığımız vitamin takviyelerinin klinikte faydalarını fazlasıyla görüyoruz.
13 yıllık meslek hayatımda en sık karşılaştığım sorulardan biri yürüyüş, egzersizler, cinsel aktivite, yolculuk, yukarı doğru uzanma, araba kullanma gibi durumlar  “düşüğe neden olabilir mi’ sorusudur. Bu soruya cevabım bu aktivitelerin bebeğin rahme tutunmasına herhangi bir yan etkisi olmayacağıdır. Çünkü bu haftalarda bebeğin tutunmasında en önemli faktör bebeğin sağlığıdır. Düşük yapacağım korkusuyla yatağa bağlı yaşayanların hassasiyetini özverisini çok iyi anlıyor ve onları sevgi ve saygıyla kucaklıyorum. Fakat tamamen hareketsiz yatmanın düşükle sonuçlanacak sağlıksız bir gebeliğe maalesef bir faydası olmadığını üzülerek belirtmek istiyorum. Ve sürekli yatmanın anne sağlığını da bozabileceğini kan akımını yavaşlatabileceğini böylelikle fayda beklerken tam tersine zarar görebileceğimizi lütfen hatırlayalım.
Tekrarlayan gebelik kayıpları ne demektir?
Gebeliğin 20. Haftasından (5.ay) önce 3 veya daha fazla gebelik kaybı olması durumuna tekrarlayan gebelik kaybı adını veriyoruz. Bu tanım içine biyokimyasal gebelikler girmemektedir. Tekrarlayan gebelik kayıpları yaklaşık %1-2 civarında görlmektedir.  Rakamsal verilere göre, daha önce doğum yapmamış kadınlardan 2 düşük yapanlarda bir sonraki gebeliğin düşük olma olasılığı %30, 3 düşük yapanlarda bir sonraki gebeliğin düşük olma olasılığı %33 olarak bildirilmektedir. Bazı gebeler ise maalesef çok daha fazla sayıda gebelik kaybı yaşayabilmektedir. Tekrarlayan gebelik kaybı yaşanması durumunda incelemeler yapılması gerekmektedir.
Tekrarlayan gebelik kayıplarında neden neler olabilir?
Tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan çiftlerde mutlaka araştırma yapılmalıdır. Nedenler arasında ebeveynlerde kromozom bozuklukları (ebeveynlerde kromozomların yapısal bozuklukları, bazı tek gen hastalıkları vb) , rahimdeki bazı problemler (doğuştan rahim bozuklukları, miyomlar vb), tedavi edilmemiş tiroit sorunları, kontrolsüz şeker hastalığı, bağışıklık sistemi ile ilgili “antifosolipid sendrom” adı verilen hastalık, diğer bazı hastalıklar bağışıklık sistemi hastalıkları tekrarlayan gebelik kaybına neden olabilir. Ancak, araştırmalar yapılsa da % 50 civarında olguda herhangi bir neden bulunamaz.
Tekrarlayan gebelik kaybı olan kişilerde tedavi için neler yapılabilir?
Öncelikle Kişinin kendisine düşeni önce yapması beklenir, bir başka deyişle eğer sigara içiyorsa sigara içmeyi bırakmalı, kafein tüketimini azaltmalı, alkol almamalı, egzersiz ile kilo kontrolü sağlanmalıdır. Bunun dışında eğer araştırmalar sonucu altta yatan bir neden varsa nedene yönelik tedavi uygulanır. Örneğin annede halk arasında kan pıhtılaşması olarak bilinen trombofili hastalığı varsa kan durultucu iğnelerle bebeğin tutunmasını sağlayabiliriz. Tabi belli testler neticesinde annede kan pıhtılaşmasını tespit ettikten sonra bu iğneleri uyguluyoruz.
Sağlıklı gebelik ve sağlıklı nesiller dileklerimle..
Soru ve önerileriniz için lütfen instagram ve face sayfamdan ulaşınız. Saygı ve sevgi ile..

12 Şubat 2019 Salı tarihinde eklendi ve 3913 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız