Gıda fiyatları neden artıyor ve nasıl düşer ?

Türkiye ‘de resmi enflasyon oranının tekrar çift hanelere çıkması ve resmi olarak yüzde 20’ye tırmanmasında en önemli faktör hiç şüphesiz gıda fiyatlarının son 3 ay içerisinde öngörülenin çok üstünde artmış olması. Gıda fiyatlarındaki bu anormal fiyat artışının altında hem ekonomik hem de tarımsal üretim biçimimizden kaynaklanan yapısal sorunlar yatıyor. Öncelikle gıda enflasyonunu oluşturan temel ekonomik sebep arz ve talep dengesinin giderek bozuluyor olması. Fiyat, arz ve talep dengesine göre belirlenir. Türkiye’de gıda talebi gıda arzından çok daha hızlı bir biçimde artıyor. Arz ve talep arasındaki bu uçurum arttıkça hükümet gıda talebini ortadan kaldırmak adına gıda ürünleri ithal ediyor ve bunun sonucunda yerli üretici üretimden kopuyor ve ülke daha fazla ithal gıda ürünlerine bağımlı kalıyor. Gıda talebinin gıda arzından çok daha hızlı bir biçimde artmasında ülkemizin nüfusunun son 10 yılda 10 milyon artmış olması ve bununla birlikte ülkemizin son 7 yıl içinde 4 milyondan fazla mülteciye kucak açmış olması en önemli demografik faktörler. Bununla birlikte Türkiye geçen yıl yaklaşık 30 milyon turiste ev sahipliği yapan bir ülke ve her geçen yıl ülkemize gelen turist sayımızın artması da gıda talebi üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Türkiye önümüzdeki dönem zarfında gıda arzını gıda talebine paralel bir biçimde arttırmak istiyorsa tarımsal üretim alanında köklü dönüşümler gerçekleştirmek zorunda. Türkiye’nin tarım sektöründe acilen şu konulara çözüm üretmeli: 
1)iklim değişikliği gerçeğini kabul edip tarımsal üretim stratejilerini iklim değişikliği gerçeğine göre oluşturmalı. Bu kış yaşanan doğal afetler dolayısıyla şu anda 400 bin hektarlık Amik ovası ve Antalya’da k 200 bin dönümlük tarım arazisi  sular altında bulunuyor. Önümüzdeki dönem iklim değişikliğinden kaynaklanan sel,fırtına ve hortum benzeri iklim olayları ülkemizde artarak devam edecek ve bunun sonucunda tarımsal üretimimizin korunması ve sürdürülebilir olması ülkemiz adına çok daha büyük önem arz edecek. 
2) Türkiye’de şu anda 8.5 milyon hektarlık sulanabilir arazinin 2 milyon hektarı alt yapı eksikliği sebebiyle sulanamıyor. Türkiye 8 milyon hektarlık araziyi sulama alt yapısının eksikliğinden dolayı nadasa bırakmak zorunda kalıyor. Türkiye tarımsal üretimini arttırmak istiyorsa sulama sistemini bir an evvel yenilemeli ve sulanamayan tarım arazisi kalmamalı. 
3) Türkiye verimli tarım arazilerini sanayi tesislerine ve imara açarak kaybediyor. Bununla birlikte her yıl erozyon sebebiyle Kıbrıs büyüklüğünde tarımsal arazisini kaybediyor. Tarım arazileri her koşulda koruma altına alınmalı. 
4) Türkiye’de ortalama tarım arazisi büyüklüğü 61 dekar ve ayrıca bu 61 dekarlık araziler miras sebebiyle çok küçük parçalara bölünüyor. Bu yüzden küçük arazi parçalarında üretim yapabilmek mümkün olmuyor. Arazi toplulaştırma politikası hızlandırılmalı ve ortalama dekar büyüklüğümüz mutlaka arttırılmalı. 
5) Tarımsal kooperatiflerinin olmaması sebebiyle çiftçinin üretim planlaması yapamaması, ürünü pazarlayamaması sorunu. Tarımda kooperatifleşmenin tekrar özendirilmesi ve örgütlenmenin sağlanması gerekmektedir. Fransa, Hollanda gibi önde gelen tarım ülkelerinin başarısının altında tarım kooperatifleri yatmaktadır.
6) Mazot ve gübre başta olmak üzere tarımsal girdi maliyetlerinin her geçen yıl artması ve çiftçinin bu maliyet giderlerinin altında ezilmesi. 
7) Son yıllarda tarım sektöründe faaliyet gösteren Kamu iktisadi Teşekküllerinin satılması ve satılan bu KİT’lerin yerine onların fonksiyonunu üstlenecek kurumların oluşturulmaması. 
8) Çağın gerçeklerine uygun bir Hal yasasının hala oluşturulamamış olması. Türkiye yukarıda saymış olduğum temel yapısal sorunlarına çözüm üretmediği müddetçe gıda fiyatlarındaki artış ve dalgalanma devam edecektir. Tarımsal üretim alanında var olan tedarik zincirini ortadan kaldırmaya çalışmak veya önümüzdeki günlerde ilk olarak Ankara ve İstanbul’da belediyeler yoluyla açılacak olan tanzim satış mağazaları yoluyla meyve ve sebze satarak   gıda alanında fiyat istikrarını sağlamaya çabalamak ekonominin en temel ilkesi olan fiyat’ın arz ve talep farkına bağlı olduğu gerçeğini değiştiremeyecektir. Tarım alanında bizim ihtiyacımız olan günübirlik çözümler değil; tarımsal üretimi arttıracak; çiftçiyi destekleyen , planlı üretimi temele alan ve bununla birlikte  iklim değişikliği gerçeğine göre oluşturulmuş tarım politikaları ortaya koymaktan geçiyor. Bu gerçeği kavramadığımız ve ülkece üstümüze düşeni yerine getirmediğimiz sürece  ucuz  ve bol meyve sebze tüketebilmemiz ve gıda enflasyonundan kurtulabilmemiz kısa vadede çok mümkün gözükmüyor.

12 Şubat 2019 Salı tarihinde eklendi ve 1679 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız