Büyüklere Masallar

Rıfat ERBAZ

Rıfat ERBAZ
  • camlikgazetesi@gmail.com

Hani bazen rastlarız, kimi kitapların başında, ”Bu kitaptaki olayların gerçek kişilerle ilgisi yoktur” yazar ya… Aksine benim masallarımdaki tüm kişiler ve yerler gerçek… Sadece adı masal…

Neden büyüklere?...  
Çünki benim masallarımda geçen yerleri ve kişileri, benden beş-on yaş büyük veya küçük olanlar bilebilir.

***

Madem Tonosluoğlu Çarşısı’yla başladık, devam edelim.
Un Pazarı’ndaki terzi dükkanımızdan,  Sırasöğüt’teki evimize giderken, Tonosluoğlu Hanı’nın önünden geçerdim. Muhtemelen Şeref Bakıcı’nın dükkanına denk gelen yerde çok yüksek, iki kanatlı ağaç kapılardan girilirdi hana. Karataşlarla döşenmiş avlunun dört bir yanında, yine ağaçlarla yapılmış, üst katında odaları, alt katında hayvanların bağlı olduğu iki katlı bir yer olarak hatırlıyorum Tonosluoğlu Hanı’nı…
Sonra yıktılar hanı. Devasa bir alan çıktı ortaya. Bir süre boş kaldı.
Bir ara bir gösteri tesisi kuruldu. Lunaparklardan bilirsiniz hani, dev bir silindirin duvarlarında,
gürültülü motosikletleriyle akrobasi gösterileri yapan bir guruptu. Adını hiç unutmadım. “Ölüm Üstüvanesi”
Daha sonra cadde üzeri açık bırakılarak arsanın üç tarafına iki katlı bitişik inşaat yapıldı.
Oldu sana Tonosluoğlu Çarşısı…
Sol üst kat ve karşı üst kat Zafer Oteli oldu, sağ üst kat da İmren Pastanesi’ne katıldı.
Sol altta ise Kayserili manifaturacılar, Yazıhaneci Selahattin Ersoy, Tuhafiyeci Ahmet Yücesan, Berber yerleştiler. Karşı cephede Perdeci Ünal ve Çınar Demirtürk, Manifaturacı Karahançerler, 
Sağ köşede de, bu günün Aynalı Kahvesi’nin o günkü çay ocağı vardı.
Sağ taraf altta da Kunduracı Turgut Kaymaz, Radyocu Doğan İyibil ve Sönmez matbaası vardı.
En son olarak ta cadde tarafına iki katlı ilave dükkan ve bürolar yapıldı.
Cadde üzerindeki dükkanlara Eczacı Hüseyin Kamanlı, Manifaturacı Lök’lü Ali Bakıcı ve Karahançerler taşındı.
Üst kata da Eser İnşaat, Avukat Mustafa İpekel, Mühendis Mithat Uyar ve Mühendis Muhlis Adıbelli yerleşti.

***

Yaşım kaçtı hatırlayamıyorum. Bir sabah Kapalıçarşı’nın karşısındaki Tonosluoğlu çarşısı’nda
bir hareketlilik vardı. Birisi, bilmediğim bir şeylerle uğraşıyor, meraklı birkaç kişi de onu izliyordu. 
Güler yüzlü, yakışıklı bir ağabey. Bir elinde, ucunda bir top olan uzunca bir sopa, diğer elinde fırça, 
önünde rengarenk boyalar… Önceden boyanmış sac levhalar üzerine yazılar yazıyordu. 
Ama ne yazılar, ne harika yazılar. Çeşit çeşit, renk renk. Yaptıkları çok hoşuma gitmişti. İlk defa görüyordum.
O günden sonra, neredeyse her gün oraya gidip, ağabeyi ve yaptıklarını izliyordum. 
Önceleri uzaktan uzaktan, sonra dükkanın kapısından, daha sonra da dükkanın içinden…

Onu böyle izlememden ve varlığımdan rahatsız olmuyordu. 
Ben de bu arada boş durmuyorum, işin gidişatına göre hangi rengi kullanacağını, 
hangi fırçayı kullanacağını tahmin ediyor ve onu uzatıyordum. Buna da memnun oluyordu. 
Dedim ya, yaptığı iş çok hoşuma gitmişti. Tam benlikti yani.

Gene bir sabah, “Abi beni çırak alsana” dedim. “Olur” dedi, “Babandan izin al gel!” 
Ben de bir koşu babamdan izin alıp geldim. Ne de olsa gözünün önünde olacaktım. 
Adı Alaattin Yastıman’mış. Kırşehir’den Yozgat’a tabela yazmaya gelmiş. 
Yozgat’da da tabelacı yok gibi!  Benim bildiğim, Sanayide  Şahin Özkan vardı.

Kaporta-Boyanın yanı sıra tabela da yazardı ama Alaattin Ustamdan önce mi, sonra mıydı hatırlayamıyorum.

Neyse! Böylece tabelacılığa başladım. Daha doğrusu çıraklığa… 
Alaattin Ustam önce çıplak sacı fırçayla boyamayı öğretti. 
Ama ne boyama! Öyle duvar filan boyamaya hiç benzemeyen titizlikte. 
Hiçbir noktada fırça izi bulunmaması gerekiyordu. İşi yavaş yavaş öğreniyordum.
Öyle ki, sabahları ustam gelmeden yazılacak tabelanın yazılarını kurşun kalemle tabelaya yerleştirmeye çalışıyorum, geldiğinde de eksiklerimi yanlışlarımı bana göstererek öğretiyordu… 
Epey bir şey kapmıştım tabelacılık konusunda.

Bu mesleki kariyerim(!) le ilgili tek eserim, 
“Meşhur Tandır Kebabı / Hasgül ve Cevdet Civelek “ tabelasıydı.

Ustamın refakatinde,  neredeyse tamamını ben yazmıştım.

Ustalığından, efendiliğinden, insanlığından çok şeyler öğrendiğim Alaattin Usta’m gün geldi, 
Kırşehir’e geri döndü. O yaz tatilim de böyle geçmişti.
Selam ve Sevgilerimle…

13 Şubat 2019 Çarşamba tarihinde eklendi ve 1325 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

3 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız
Yıldırım erbaz

Geçmişi, yer ,mekan ve insanlar bu kadar güzel hatırlamandan ve nakletmenden dolayı tebrik ederim.

Yıldırım erbaz

Geçmişi, yer ,mekan ve insanlar bu kadar güzel hatırlamandan ve nakletmenden dolayı tebrik ederim.

Serap Demirtürk

Ne güzel anlatmışsınız. Tonusluoğlu Çarşı'sında yadettiğiniz amcalarım Ülal ve Çınar Demirtürkleri şahsınızda saygı ile anıyor, tüm hemşehrilerime Ankara'dan selamlarımı iletiyorum.