Büyüklere masallar - 2

Rıfat ERBAZ

Rıfat ERBAZ
  • camlikgazetesi@gmail.com

O zamanın Yozgat’ına göre geniş bir aileydik demek ki…
Büyükbabam Terzi Salih Usta’nın iki ağabeyi daha vardı, Terzi Ziya ve Terzi Necip Ustalar... 
Biz ve Yılmaz amcam, büyükbabamlarla bitişik otururduk, Cumhuriyet’in altındaki aralıkta… 
Ziya Amcamız, Şekerpınar’da Veli Çalatlı ve Hacı Irgatoğlu’na komşuydu… 
Necip amcamız da, Tuzkaya’da, damadı olan Şükrü amcamla bitişik otururlardı…
Dedem Postacının Rifat Ağa ve kardeşi Bakırcı Asim Ağa da Eskipazar’da otururlardı. 
Komşuları Hacı Rifat Bacanlı, Halis Bacanlı, Demirci Boğos Usta, Kevork Kalustyan, Ali ve Erdal Dişlitaş ve hatırlayamadığım birçok hatırlı, gönüllü komşular…
Şimdilerin apartman komşuluğu gibi değil, duvar komşuluğu, bahçe komşuluğu, kapı komşuluğuydu.
Sen, benim bahçemden domates toplarken, ben senin bahçenden yeşil soğan toplardım. Öyle komşuluk yani.
Şimdilerde yan komşuya bile arabayla gidilirken, çocukluğumuzda biz bu mahallelere, akrabalarımıza, komşularımıza misafirliğe yürüyerek gider, gelirdik… Bazen fayton da çağrılırdı ama aradığın zaman fayton bulunmazdı ki… Bildiğim ya üç, ya beş fayton vardı.
Özellikle bayramlarda, bu mahalleleri ve komşuları tek tek dolaşırdık.
Sebebi belli değil mi? Bayram harçlığı toplayacağız…
Bayram dedim de!.. 
Bayram namazından geldikten sonra, bayramlıklarımı giyerken planlar yapardım…
“Bayramlaşmaya nereden, kimden başlayayım” diye… 
Tabii önce evden başlamak gerek ama babam nasıl olsa garanti! Elini öpünce bir lira verecek… Büyükbabam da öyle… Ama Yılmaz amcamı kaçırmamalıydım. Çünkü en büyük bayram harçlığını o verir, iki buçuk veya beş lira… Buraları garantiye aldıktan sonra, önce aralıktaki komşularımız Bayi Mehmet amca  (Yakup Alper’in babası), Çelebi Irgatoğlu, Divanlı’lı Nuri Emmi, Arabacı Necip’in oğlu Ahmet Abi, (Sayarlar’ın aile büyüğü) Feride Hala, Necati Bakıcı ve Adile Yenge.. Sonra Gürcüler’in bahçeye… Hacı Mahmut Civelek ve oğulları, Nusret, Ahmet ve Naci Civelek… Sonra da Sırasöğüt’teki diğer komşularımız, Topal Hamza, damadı Coşkun Gürle,
Öğretmen İrfan Ersoy dayımız, Ataman’lar ve daha bir çok komşu… 
Ceplerim şeker, leblebi ve harçlıkla dolardı. 
( Çikolata mı? O ne ki? Bilmezdik ki… Bir keresinde babam İstanbul dönüşü adını bile ilk defa duyduğum bir şey getirmişti… Tadı çok güzeldi… Muz getirmişti muz!.. )
Neyse!... İkindiye doğru da, Şekerpınar ve Tuzkaya’daki akrabalarımıza giderdik…
Gene bir bayram, mahalleyi dolanıp bayram parsasını topladıktan sonra, 
Tuzkaya’ya Necip amcamlarla bayramlaşmaya gittim… Necip amcam namazdaydı. 
Mürşide yengem, Sevil, Serpil ablalarım ve Aynur’la bayramlaştım. 
Bu arada Necip amcam da namazını bitirip köşesine çekilmişti… 
Elini öpüp bayramlaşmak istedim…
Elini vermedi! 
Dedi ki; “Oğlum, büyükbabanın elini öptün mü? ” Öptüm?
“Ben yaş olarak büyükbabandan daha büyüğüm. 
Bayram ziyaretlerine ailenin en büyüğünden başlanır. 
Onun için bu bayram sana elimi öptürmüyorum!”
Bayram harçlığımı alamasam da dersimi almıştım… 
Ve  bana kös kös eve dönmek kalmıştı…

21 Şubat 2019 Perşembe tarihinde eklendi ve 1266 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız