Hayat Amacı

Abdulkadir KARADUMAN

Abdulkadir KARADUMAN

Dünyada yaşayan herkes mutluluğun peşinden koşuyor. Hiçbir insan göremezsiniz ki mutsuz bir hayat yaşamak istesin…  
2014 yılında Kırklareli’nde arkadaşımla beraber Vize ilçesine bağlı Sergen köyüne, arkadaşımın Erdoğan İSKENDER adında tanıdığını ziyarete gittik. Köyde Erdoğan abiyi bulmak zor olmadı. İlk karşılaştığımız kişi bizi onun işyerine götürdü. İşyerine gidene kadar onun ne kadar iyi olduğunu defalarca tekrarladı. İşyerine vardığımızda 60’lı yaşlarda genç bir delikanlı karşıladı bizi. Beraber işyerini gezdik. İşyerinin tamamını kadın çalışanlar oluşturuyordu ve yaklaşık 20 çalışanı vardı. Vize’de 20 çalışanlı işyeri olmamasına karşın oraya bağlı köyde 20 çalışanlı işyerinin olması düşündürücüydü. Ayakkabı sayası üreten işyerine girdiğimde ilk dikkatimi çeken şey, buranın bir aile ortamı gibi olması ve kişilerin güler yüzlü halleriydi. 

Erdoğan abi 2012 yılında İstanbul’dan asker arkadaşını ziyarete Sergen köyüne gelmiş ve arkadaşının isteği üzerine köye bir üretim atölyesi açmış. Kendisiyle burada yaşadıkları üzerine konuştuğumuzda, ilk başlarda çok zorlandığını ama pes etmediğini söylüyor. İşyerini açtığında köydeki kadınlar ayakkabı sayası nedir bilmiyorlarmış. Her birisiyle ayrı ayrı ilgilenmiş ve onlarla beraber gelen hammaddeleri işleyerek ayakkabı sayası nasıl yapılır öğretmeye başlamış. 

Bir yandan büyük bir özveriyle tecrübesini aktarırken bir yandan da orada çalışanların hiçbirinin kalbini kırmamış, onlardan birisi olmuş.  Onların hem öğretmeni hem de abisi olmuş. Bunun yanında her birinin farklı sıkıntılarına da merhem olmuş. 

Kadınlar işleri yavaş yavaş öğrenmeye başlamaları ile Erdoğan abinin sırtındaki yükte azalmaya başlamış. Şu anda bu atölyede çalışan herkes işini büyük bir özveri ile yapıyor ve işlerini seviyorlar. İşlerini o kadar iyi öğrenmişler ki şu anda Türkiye’nin önde gelen ayakkabı firmalarına ayakkabı sayası üretiyorlar. Erdoğan abi ise onların bu hallerinden çok memnun. Kendisi İstanbul’da yaşadığını ve haftanın 3-4 günü Sergen köyüne gelerek işleri takip ettiğini söylüyor. 

Kendisinin bir sözünü sizinle paylaşmak istiyorum. ‘Burada çalışan herkesi çok seviyorum.  Burada olmaktan çok mutluyum. Birisi geliyor ve abi Allah senden razı olsun, senin sayende bu ayki maaşımla evinin damı aktardım diyor. Başka birisi geliyor ve abi teşekkür ederim evimin erzakı yoktu. Bu ayki maaşımla eve erzak aldım diyor. Bir başka birisi geliyor, çocukların üstü başının olmadığını ve bu ayki maaşıyla onlara üst baş aldıklarını söylüyor.’ Diyor.  

Bu duyguları yaşamanın mutluluğunu içinde yaşıyor. Onunla konuştuğunuzda ne kadar mutlu olduğunu çok daha iyi anlıyorsunuz.  
Hepimiz bilerek yada bilmeyerek mutluluğun peşinde koşuyoruz. Kimimiz mutluluğu yakalarken, kimimiz ise bir türlü yakalayamıyoruz.  Burada önemli nokta mutluluğun kişiden kişiye değiştiğidir. Bazıları mutluluğu kendisine değer katarak bulabilecekken bazıları ise mutluluğu daha farklı şeylerde bulabilir. 

Kadın, kocasıyla panayırı dolaşırken bir makine görmüş. Görevliye sormuşlar: Bu makinenin ne işe yarıyor? Görevli de “Makinenin insanları mutlu ettiğini...” söylemiş. Adam denemeye karar vermiş. Girmiş makinenin içine makine adamı yarım saat gıdıklamış. Adam da çok gıdıklanan biriymiş dayanamamış ve kalp krizi geçirerek ölmüş! Makine görevlisi mahçup, kem küm etmekte. Kadın şaşkın olmasına rağmen içindeki sevinci gizleyemiyor ve ‘Sonunda’ diyor.  

Hepimizin hayatla ilgili hep hedefleri oluyor. O hedefe ulaşınca mutlu olacağımızı düşünüyoruz. Bu gün iş hayatında hedeflerine ulaşmış ama hala mutsuz olan birçok kişi tanıyorum. Demek ki hedefler tek başına bir şey ifade etmiyor. İnsanları mutlu eden şey aslında hedefleri için seçtiği amaçtır. Erdoğan abi ilerleyen yaşını düşünerek birçok şeyi ‘yaşlandım’ diyerek yapmayabilirdi. 

Sanırım etrafındaki insanlara baktığında ben artık yaşlandım biraz köşede oturayım diyen birçok kişi görüyordur. Ama o etrafındakiler gibi yapmadı ve ülkesine katma değerli bir mal üretmeyi tercih etti. Aynı zamanda o katma değerli malı üretebilecek insan gücüne de yatırım yaptı. Aylarca çalıştı çabaladı ve göç veren bir köye umut oldu. Bulunduğu yere değer kattı. İnsan var dokunduğu şeye değer katar. İnsan var dokunduğu şeye değer kaybettirir. Erdoğan abi dokunduğu şeye değer katmayı seçti. Erdoğan abi hedefleri için seçtiği amaca ulaştı ve mutlu oldu. Peki sizin hedefleriniz için seçtiğiniz amacınız var mı? Yani belirlediğiniz bir hayat amacınız var mı?

2 Mart 2019 Cumartesi tarihinde eklendi ve 4893 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız