ZUHURAT VE KASVET ARASINDA OHRİ‘DE BİR AKŞAM SOHBETİ-3

Burhanettin KAPUSUZOĞLU

Burhanettin KAPUSUZOĞLU

Sadece merak saikiyle mermer işçiliğinin en nadide örnekleri olan mezar taşları tek tek incelenir. Kitabeleri okunur, şiirler not edilir. Hüzün basar da basar. Herkesin içine akar gözyaşı. 
Taşlar tek tek kaldırılır yerden, hayli zor olur ama taşların tamamına bakılır. 

En son bir taş kalmıştır. O da üzerine basan büyük bir baş taşının altında olduğu için güç belâ çıkarılır. Yarısı kırılmıştır alttan. Su getirilerek yazıyı kaplayan taşlaşmış toprak yıkanır, temizlenir ve okunur. Aman Yâ Rabbî! Sinan Çelebi Hazretlerinin mezar taşıdır bu kitabe. Ağlarlar orada bulunanlar. Muhataplara vaziyet haber verilir. Orijinal taşı ise doğrusunun tabiî ki yerine konulması olduğu bildirilir. Her şey kurala, kaideye ve bilime uygundur.
Ruhaniyeti güçlü bir zat olan Hazreti Sinan’ın mezar taşına ne yazılsın diye telâşla müzakere edilirken, asıl mezar kitabesi çıkar ortaya! 

Mermer kitabe mezara konulur.  
Sinan Çelebi Hazretlerin ruh-ı revanı şad u handan ola…
Zuhuratlı zamanlar devreder ve türbenin açılışı için Ohri’de bir merasim tertip edilir. Makedon dostlarımızın da katılımı ile açılış yapılır. Karşılıklı dostluk mesajları verilir.
Aynı günün akşamı, XVIII. asırdan beri Ohri’yi ve Rumeli’yi irşad eden büyük velî Halvetiyye-yi Ramazaniyye’ye mensup yol büyüklerinden Pîr Muhammed Hayatî Hazretlerinin defîn-i hâk-i ıtırnâk oldukları türbe-i şerifin merkezinde yer aldığı Hayatî Tekkesi’nde de sebilin restorasyonu dolayısıyla bir tören düzenlenir ve açılışı yapılır. 
Yatsı namazından sonra sebilde bir dost meclisi kurulur. Muhabbetin ateşi yakılır. Sohbette, Ohri Müslümanları problemlerini aktarırlar. Yaşadıklarını anlatırlar.
Vaktiyle Yugoslavya Diyanet İşleri Başkanlığı da yapan Makedonya İslam Birliği Reisül-ulema Yardımcısı Yakup Efendi Selimoski, İmaret Camii’nin yıktırılması sırasında yaşananları aktarır! Türkiye’den gelen arkeologların raporu ile caminin yıktırıldığını gözyaşları arasında naklederek tarihe kayıt düşer, silinmemesine!
Heyet, Yakup Efendi’nin anlatımı sayesinde arkeologların marifetinden haberdar olur!
Hayatî Tekkesi’nde o akşam öyle âteşîn çilelerden ve dehşetengiz dertlerden bahsedilir ki, dinleyenler dert küpü olur adeta. 
Heyette bulunan ismi Eyüp olan bir arkadaş: “Allah aşkına yeter Hocam! Yapmayın ne olur, daha fazlasını kaldıramayacağım! Ben Hazreti Eyüp değilim, Akdağlı Eyüp’üm yahu!” deyiverir!
Elbette ki o gün Ohri’de şahit olunanlar, gelip geçmiştir. Fakat açtığı yara sızlamaya devam etmektedir.
Buna benzer dertler, benzersiz çileler Balkanlar’ın/Rumeli’nin her tarafında da yaşanmıştır aynıyla. 

Söze Hatime Çekmek
İnce bir tertip eseri yeni dertlere duçar olmamak adına, dertli olup üstün bir akılla gayret gerekmektedir! Ânın heder edilmeye tahammülü yoktur! Dünyada da bir düzen vardır. Çok çalışılmaz, hizmet ânında götürülmezse sıkıntı artar da artar! Kahire’de bir dostumuz Hasan el-Bennâ merhumun: “İşimiz zamanından çoktur.” sözünü nakletmişti. Tam da bu işte! Hele Rumeli’de, hele de bal ve kandan ibaret Balkanlarda! 

6 Mart 2019 Çarşamba tarihinde eklendi ve 1301 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız