Yozgat Çamlık Tv

Büyüklere Masallar – 6

Rıfat ERBAZ

Rıfat ERBAZ

Evimiz Sırasöğüt’te, Cumhuriyet’in altındaki aralıktaydı. Dedem Postacı Rifat Efendi’nin konağı da Eskipazar’daydı. “Postacı” dediysem öyle bildiğimiz PTT memuru gibi değil. Daha doğrusu dedemin babası Ahmet efendi Yozgat-Yerköy arasında posta taşımacılığı yaparmış. O yüzden dedemin lakabı da “Postacı” olarak kalmış…
Hatta “Postacı” da değil, “Postacı’nın Rifat Efendi” derlerdi dedeme…
Neyse! Masalımıza dönersek, yavaş yavaş yolu beli öğrenecek yaşlara geldiğimde,
Eskipazar’a dedemin konağına giderdim. Kimi zaman Topal Salih’in fırının,
Dabak Yusuf’un deri imalathanesinin ve eski Öğretmen Okulunun önünden,
çoğu zaman da Çarşı’dan Büyük Caminin altından, Yeni öğretmen Okulunun önünden geçerek gider gelirdim.
(O konağın beni çeken bir büyüsü vardı sanki. Konağı bir başka masalda anlatacağım.)
İşte bu Eskipazar’la Çarşı arası gidip gelmelerimde karşılaştığım birisi dikkatimi çekerdi.
Kim olduğunu bilmiyordum ama yaptıkları bana çok tuhaf geliyordu…
O zaman asfalt yol nerde! Her taraf taşlı topraklı yol…
Adam bir yandan yoluna devam ederken, bir yandan da yoldaki taşları topluyor,
yolun kenarına bırakıyordu. Ama toplamakla bitecek gibi değildi ki taşlar…
Adama ne zaman rastlasam hep aynı… Taş toplayarak gidiyor yoluna…
Boşu boşuna kendini yoruyordu adamcağız.
Benim bu yaşımda bile sebebini kendimce çözemediğim şeyler için fevri çıkışlarım vardır. Gene bir gün karşılaştığımızda dayanamadım önüne geçtim.
Geçtim geçmesine ya bayağı da korktum.
Çünkü adamın üstü başı kir pas içinde, elleri kapkara ve çatlaklarla dolu.
Yüzü dersen bir tuhaf. Kocaman kulakları, iri mavi gözleriyle çirkin mi çirkin bir adam!
Cesaretimi toplayıp dedim ki,
-Emmi ya, kendini boşuna ne yoruyorsun, sanki sen toplamakla bitecek mi yoldaki taşlar…
 Gülümseyen gözlerle yolun kenarına çömeldi, yanına çağırdı beni… Dedi ki,
“Bak yeğenim, senin gibi delağanlılar bu yoldan geçerken taşlara takılıp, tökezleyip düşmesin, dizi, bacağı yaralanmasın, canları acımasın diye topluyorum bu taşları!…”
Yarı ürkerek, yarı korkarak sebebini öğrendikten sonra, başım önümde ayrıldım yanından...
Oysa ben, “Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.”
Hadîsini ancak yıllar, yıllar sonra duyup öğrenecektim.
Ve bu koca yürekli, çirkin adam,
 Eskipazar’da Rifat dedemin karşı komşusu,
Yozgat Ermeni’lerinden Demirci Boğos Usta’ydı…
Mekânı cennet olsun…
Selam ve sevgilerimle…

15 Nisan 2019 Pazartesi tarihinde eklendi ve 1112 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız