Başkan belediyede heç iş yoh mu?

Gülseren Kiraz

Gülseren Kiraz

Ülke genelinde 31 Mart Yerel Seçimleri itirazların akabinde tekrar sayımlarla devam ediyor. Yozgatlılar, 31 Mart’ta eteğindeki taşları seçim zarfına koyarak seçim sandığına attılar. Yozgat, ilçeleri ve beldelerindeki belediye başkanlığının makam koltukları sahiplerini buldu. Sonuçlar yorumlayana göre değişir elbet.

Yozgat gibi nüfusu az olan yerleşim yerlerinde, yerel yönetici olmak hem çok zor hem de çok kolaydır. Vatandaşın çoğunluğunu tanımak avantaj da olabilir, dezavantaj da olabilir.

Seçilen Belediye Başkanı,seçim meydanlarında iş vaadinde bulunduysa vay haline! Kendi düşen ağlamaz başkanım diyoruz biz de. Bir bakmışsınızGodogillerin Hasan dede, makamın kapısına dayanmış. Elindeki bastonu zemine sert sert vurarak geliyor. Keskin bakışları ve bastonunzemindeki sesine karışan ses tonuyla;

-Başkan, benim ilk torun Mustafa böyük okul bitirdi. Belediyede heçiş yoh mu yanına alsan, diyerek yerleşir karşı koltuğa.

Hasan dedeye, belediyenin iş bulma ya da iş kurma gibi hizmetlerinin olmadığını nasıl anlatırsanız anlatın şimdi. Mevcut personel kapasitesinin üzerindeyiz deyin. Ne derseniz deyin 85 yaşındaki ak sakallı dedeye.“Yalan söyledik, kandırdık, işsizliği çözeceğiz demeseydik, oy vermezdiniz.”deyin bahayım şimdi. Kırk yıldır tanıdığınız Hasan dede, kırk yılın hatırına belki bir büyüklük gösterip odanızdan çıkabilir amma mahcupluk sizi beş yıl boyuncayiyip bitirmeli; tabi er kişiyseniz.

Kahveci Rasim de iş talebi için yakında kapınızı çalacak. Kızına veya oğluna iş isteyecek. Kırk yıl hatırı olsun diye bir fincan kahve söyleyeceksiniz. Çok kahve içmişliğiniz var lakin bu kahve makam kahvesi. Kırk yıllık gönül bağınızı koparmamak için çırpının bahayım şimdi. Kahveci Rasim de belki ikram ettiğiniz kahvenin hatırına kırılmış gönlünü tamir edebilir amma mahcupluk sizi beş yıl boyuncayiyip bitirmeli; tabi er kişiyseniz.

Başkan, herkes tanır seni bu memlekette. Belediyeye giderken karşılaştığın karşı komşun, Bakkal Rüstem, Eczacı Ruşen, Fırıncı Mehmet, hatta Atatürk İlkokulunun haylaz talebesi Memduh bile tanır. Okula giderken sizi gören haylaz bakışları, babasına iş vermediğiniz için öfke bakışına dönüşmüştür çoktan. Başını okşamanız sizi affetmesine yetecek belkiama bir çocuğun gönlüne akamamanın mahcubiyeti sizi beş yıl boyunca yiyipbitirmeli; tabi er kişiyseniz.

Yoksa köprüyü geçtik mi başkan? Köprü yıkılmış, geride bıraktıkların düşmüş, boğulmuş, kimin umurunda? Makam tatlıdır, şirindir, şerbetlidir, ballıdır…

Ah o makamın çekim gücü yok mu çekim gücü; alimi zalim yapan makam!

Ekmeği aslanın midesinden çıkarın, verin ahaliye vadettiğiniz gibi. Seçimi kazanmak için yüreğinizi devreden çıkardınız. Mitinglerinizde dizdiğiniz incili sözcüklerin kaynağının merhametten uzak olduğunu anlamadık diye seviniyorsunuzamma saflığa yatışımız çaresizliğimizden. Elinizi aslanın midesine koyup ekmek aş vermeyeceğinizibiliyorduk amma saflığa yatışımız çaresizliğimizden.

Gücünüzü de yetkinizi de aşan vaadleriniz ve projeleriniz seçim meydanlarında uçuşuyorlar.Buhar olup gökyüzüne yükselecekler zamanla. Bizim payımıza düşen ise yağmur olup yağması hayaliyle yaşamak.

Seçimde boş vaadlerinizle kırdığınız gönüllerin, yıktığınız hayallerin sahibi bu ahali, kırk yılın hatırına sizi affeder elbet, affeder.

Nasıl olsa beş yıl sonra söz yine ahalinin!

18 Nisan 2019 Perşembe tarihinde eklendi ve 2198 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız