Büyüklere Masallar – 8

Rıfat ERBAZ

Rıfat ERBAZ
  • camlikgazetesi@gmail.com

Oyun oynayacak yaşlardaydım.

En çok ta top oynardık Cumhuriyet’in bahçede.

Mahmut Civelek, Ali Keven, Cemal Bacanlı, Mahmut Bardakçı,

Tevfik Demirtaş, Yaşar Irgatoğlu ve daha kimler, kimler…

Top oynuyordum ama arkadaşlarım kadar güzel oynayamadığımı biliyordum.

Onlar şahane çalımlar, şahane goller atıyorlardı.

Beni de koyuyorlardı sol bek’e..

Çırpın dur, kırk yılda bir top gelecek de vuracağım diye…

Yaz aylarında top dan arta kalan zamanlarda gene ufak ufak tezgâhımı donatmaya başlamıştım. Herhalde tezgâh işi, top dan daha çok eğlendiriyordu beni…

       Bilenler bilir, tezgâhımı Eczacı Kazım (Ergörün) bey’in Büyük Eczane’sinin batı tarafındaki duvarının önüne açıyordum… Tam köşe yani…

 Unpazarı’ndan, Meydan Yeri’nden, Kapalıçarşı’dan kimden ne bulursam taşıyordum tezgâha.
Kimse de hesabını sormuyordu…

Onlar sormasa da ben biliyordum neyi, kimden, kaç tane aldığımı…

Akşam üzeri de herkesle hesaplaşıyordum.

Neler yoktu ki tezgâhımda… İğneden ipliğe, aynadan tarağa, çoraptan mendile,

kolonyadan balona varıncaya kadar… Tam çerçi işi yani…

      Ama o yaz güneşi yok mu!..

Öğleden sonra oldu mu, batıncaya kadar iflahımı kesiyordu…

Bir çare bulmalıydım buna, ama nasıl bir çare… Sonunda buldum da!…

Nereden elime geçti hatırlayamıyorum, kocaman bir otomobil çadırı buldum…

Eski püskü ama olsun…

Kocaman taşlar buldum.

Çadırın bir kenarını eczanenin duvarındaki setin üzerine taşlarla sabitledim.

Diğer kenarını da kaldırımın bitim yerine gene taşlarla sabitledim…

Şahane olmuştu çadırım…

Giriyordum içine ooh!… Mis gibi gölge..

Müşteriler tezgâhımdakileri görebilir mi, göremez mi kimin umurunda…

Ben çadırımda mutluyum ve eğleniyorum ya, sen ona bak!…

Hoş, kaldırımdan zaten geçemezlerdi ki, tamamını çadırla kapatmıştım…

     Asker ile polisten başka resmi elbise görmemişim o zamana kadar demek ki..

Çok geçmedi, resmi giyimli iki kişi geldi…

“Burası böyle olmaz, çadırı kaldıracaksın” dediler.

”Kaldırmıyorum” dedim, diklendim, ama korkuyorum bir yandan da…

Ya hapsederlerse beni!…

Diklenmeme gülümseyerek karşılık verince, bana da biraz cesaret geldi demek ki…
”Hem size ne ki çadırımdan, baksananız şu güneşe, mallarım kötü olur”

filân dediysem de, “Bak” dediler,

“ Karşıdaki Hükümet Konağından Vali Bey görmüş, bize bu çadırı kaldırmamızı söyledi” deyince işin ciddiyetini anladım ve ben de yelkenler suya indi…

Çaresiz, onların da yardımıyla topladım çadırımı…

Olsun! Bir kaç saat de olsa sürmüştüm çadırımın keyfini…

***

      Şimdilerde torunlarımın benden en büyük ve her zamanki isteği,

“Dede bize çadır yapar mısın?”

Yapmam mı hiç! Hem de seve seve, bayıla bayıla…

Çünkü birlikte gireceğiz çadırın içine!
Selam ve sevgilerimle…

 

3 Mayıs 2019 Cuma tarihinde eklendi ve 862 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız