Yozgat Çamlık Tv

Fennî [Mehmet Sait (1850-1918)]

Serap DEMİRTÜRK

Serap DEMİRTÜRK

Divan şairi. 1851’de Yozgat’ta doğdu. Asıl adı Mehmet Sait olan şair, Demirli Medrese’de öğrenimini tamamladı. Ömer Ragıp Efendi’den Arapça ve Farsça dersleri aldı. Şiirlerinde Fennî takma adını kullandı.
        Şair, Yozgat Meclis İdaresi başkâtipliği, vergi başkâtipliği görevlerinde bulundu. Ankara Lisesinde edebiyat öğretmenliği yaptı.
İyi bir şair olduğu kadar iyi bir hattat (yazı sanatıyla uğraşan kişi), hakkâk (mühür kazıyan, maden, taş, tahta, yaprak vb. üzerine şekiller çizen, yazan kişi) olarak da tanındı.
Ayva ve ceviz yaprağı üzerine gözeneklerini boşaltarak yazdığı yazılardan biri günümüze ulaşmış olup Akademisyen Ali Şakir Ergin’in özel koleksiyonunda yer almaktadır.
Pirinç tanesine İhlas suresini ve Ayetü’l-kürsî’yi yazdığı bilinmektedir.
        Şairin kendi adıyla yazdığı bir Fennî Divanı vardır. Divanındaki şiirlerinden bazıları M. Vehbi Ulusoy tarafından 1938’de Yozgat Halkevi tarafından çıkarılan Bozok dergisinin değişik sayılarında yayımlandı.
Bu divan, şairin damadı tarafından sonra ortaya çıkarılmış olup Ali Şakir Ergin’in özel kütüphanesinde bulunmaktadır. Söz konusu eser Ali Şakir Ergin tarafından bastırılarak yayımlanmıştır. Fennî, divan şairi olmasına karşın hece ölçüsüyle de şiirler yazdı. Ama asıl şiirleri, babasının ve hocasının kasidelerinden aldığı esinle yazdığı gazelleridir. Fennî’nin dikkat çeken bir yönü de tasavvuf şair oluşudur. Bu konuda “Emekli     Öğretmen Hüsnü Köktürk”ün bir incelemesini aşağıdaki linki tıklayarak okuyabilirsiniz.   1920 yılında ölen şair yörede Fennî Baba olarak anılır.(Kaynak:
Muhsin
Köktürk)

    Şiirlerinden bir örnek (özgün yazımıyla):
 
                               GAZEL
        Hâlimi cânânıma arz eylesem şekvâ çıkar
        Etmesem sabr u tahammül etsem istiğnâ çıkar
 
        Ah ne müşkül derd imiş dilde muhabbet saklamak
        Söylesem diğer sükût etsem diğer ma’nâ çıkar
 
        Bir hakîkî iltifâtın görmedim görsem bile
        Rûz ise âsâr-ı hülyâ şeb ise rü’yâ çıkar
 
        Ben ne rütbe ağlasam olsam taleb-kâr-ı visâl
        Merhametsiz kâfirin ağzından ancak lâ çıkar
 
        Kabre girsem de kalır ‘aşkın benimle pâyidâr
        Yani ben ölmekle benden sanma bu sevdâ çıkar
 
        İşve-kârım tıfl-ı nevresken tanırdım ben seni
        Der idim şu penbe ten bir şûh-i müstesnâ çıkar
 
        Zübdedir âsâr-ı kilk-i zîfünûnum Fenniyâ
        Şerh olunsa dürlü dürlü nükte vü imâ çıkar

4 Mayıs 2019 Cumartesi tarihinde eklendi ve 594 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız