Gazla Çalışan Yöneticiler

Tarık YILMAZ

Tarık YILMAZ

Tabir biraz kaba, hatta nahoş, ve hatta biraz amiyane olabilir.

Lakin ‘hakikat…’

Günümüz Türk siyaseti, (Siz buna Yozgat siyasetini de dahil edebilirsiniz) memlekette “Gazla Çalışan Yöneticiler” türemeye başladı.

Adına kamu, adına yerel yönetimler, adına STK, adına basın kuruluşu temsilcisi, her ne derseniz.

Gazla çalışıyoruz.

Elbette ki yöneticilerin ekipleri olur. O ekip ki, yöneticinin en mahrem dünyasına kadar bilir, görür, şahitlik eder.

O ekip ki, öyle liyakatli bir duruş sergiler ki, karga misali değil, hakikatler misalinden yön veren, yoldaşlık edendir.

O ekiptir ki, Padişahım Çok Yaşalarla değil, doğrularla görev yapar.

O ekiptir ki, şakşakçılığı görev değil hastalık bilir, uzak durur. Şakşaklarla değil, vicdan muhasebesinden geçenlerle işini görür.

O ekiptir ki, gazla çalışan bir yönetici değil, millet desteği ile görev yapan, onların doğruları ve refleksleri ile hareket eden bir yöneticinin görev yapması için ter döker.

O ekiptir ki, yangına elinde bir bidon benzinle değil yangına bir damla suyla gidendir.

Hülasa tehlikeli bir döneme doğru yol alıyoruz.

Yozgat’ımızda, ülkemizde artık gazla çalışan yöneticiler türemeye başladı.

Maalesef nefis taşıyan insan yönetici oldu, taraf etraf ve ekibi de şakşaklarla işi götürmeye başladığından beri gören gözler görmez, duyan kulaklar duymaz oldu.

Bir gün Hoca’ya bir komşusu sorar.

– Hoca’m, sen kaç yaşındasın?

Hoca ak sakallarını sıvazlar.

– Kırk yaşındayım.

Komşusu hemen itiraz eder.

– Nasıl olur Hoca’m?

On yıl önce de aynı şeyi söylemiştiniz,

deyince Hoca gülümser.

– Bak komşum sözünden dönmek bize yakışmaz.

Sen bu soruyu on yıl sonra yine sor.

Göreceksin aynı cevabı vereceğim.

Ben sözümden dönmem, der.

Gazla çalışan yöneticiler de aynen hocanın olayındaki gibi yanlışlara da dönmemek üzere söz vermiş son sürat yol alıyorlar.

Kaybeden, faturasını ödeyecek olan, bu işin en ağır çilesine muhatap olacak olan yine Yozgatlı.

Zamanı geldiğinde inşallah detaylarını da konuşacağız, kurum kurum, isim isim kişiler üzerinden gerekirse tahlil yapıp, millete fatura ödetmek isteyenlere hiçbir şey yapamasak da “Ne oluyor” diyeceğiz.

PET ŞİŞEDEKİ KAN!

Akdağmadeni Devlet Hastanesi’nde yaşandı olay.

Hastadan alınan kan bir rahatsızlıktan dolayı kullanılmayacak, yani katı atık bertaraf tesisine gidecek ya da onun bir şekilde imha yolu var bizim bilmediğimiz.

Ama siz onu pet şişeye aktarıyorsunuz. Üstelik hastane ortamında. Görüntü bildiğiniz savaş ortamının hastanesi.

Konunun muhataplarına gün boyu ulaşmaya çalıştık ama olmadı, telefonlar duvar oldu.

Aslına bakarsanız görünen köy kılavuz istemez.

Vatandaşı kobay olarak görmeyin Allah aşkına. Bu işin özeti sağlık setleri varken pet şişeye koyacak kadar aciz bir ülke mi olduk ki, benim Yozgat’ım da böyle bir manzara ile sağlık sektörü gündeme geliyor?

 

15 Mayıs 2019 Çarşamba tarihinde eklendi ve 410 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız