Bir Ölüp Bin Dirilen Milletiz!

Gülseren Kiraz

Gülseren Kiraz

“Dur yolcu!Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir…”

Necmettin Halil Onan’ın şu dört dizesi ne çok şey anlatıyor. Toprağa karışmış kanların vatana dönüştüğü yerdir Türkiye. Sınırlarımızın her santimetresinde bir aslan yatar. Biz, öyle bir milletiz ki kanımızı oluk oluk akıtır, vermeyiz bir karış toprak. Her Türk gencinin yegâne aşkıdır Türkiye. Bayrağımız göklerden nazlı nazlı selam durur vatan sevdalı yüreklere. Biz, öyle bir milletiz ki can veririz, aslan parçası yavrumuzu veririz, vermeyiz bir karış toprak. Bu topraklar, bizim anamız, babamız, yârimiz, sevdamız, namusumuzdur. Yedirmeyiz kuşa kurda, rüzgâra sele vermeyiz.“Şehitler ölmez, vatan bölünmez.”bizim felsefemizdir. İnanırız herbirimiz bir diğerimize. İnandıkça Karadeniz’den Akdeniz’e, Ege’den Doğu’ya, İstanbul’dan Kars’a, Yozgat’tan tüm yurda el uzatır, koca bir yumruk oluruz. Biz, siyasetinde ötesinde, tüm bedenimizi saran milli duygularla güçlü Türkiye oluruz. Bitti denilen yerde, bin kez dirilir; can buluruz. Cana can, kana kandır geçmişimiz. Şehitlerimize öldü demeyiz. Anılarını ve bedenlerini hep diri ve taze tutarız. Şehit Afyonlu Ali, Samsunlu Barış, Hakkarili Abdullah, Yozgatlı şehit Kalender oluruz, yaşatırız gönlümüzde.

“Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan dabu cennet vatanı.”

Her şehit çocuğu bu dizelerle büyür. Bütün çocuklar, bu dizelerle şehitlik mertebesinin kudretini ve asilliğini öğrenir. Konumuz vatansa ateş hainlerin bacasını sarar, korku dağlarında yuvalanır. Yiğitlerimiz şehit olduğunda bir başka güzelleşir tabutunda.  Şehidin resmi,naaşının önünde bir başka gülümser.  Selam durur, “Emret komutanım!” diye seslenir, göreve amade! Analar metanetlidir, ağıdını sessizliğine yükler, gözyaşını acıyan yüreğine akıtır; onurlu duruşu “Vatan sağ olsun!” sözleriyle buluşur.

Şehit anneleri dedim de onları anneler günündeunutmayan güzel yürekli bir hemşehrimizle bir ay önce tanıştım. Beni aramasını söylenmişler güzel kardeşime.

Bir akşam vakti telefonumda ilk kez duyduğum bir ses şöyle diyordu: “Abla, şehit anneleri için anneler gününde iftar vereceğim.” 

Fadime AYTEN, henüz 23 yaşında bir hemşire. Yaşının kat kat üzerinde kocaman bir yüreği var. 23 yaşında bir gencin, boyundan büyük bir işe kalkışması, ilk etapta düşündürdü beni. Ama ses tonu o kadar kendinden emin geliyordu ki hiç tanımadığım bu sese inandım.

Fadime arıyor: “Abla, salonu ayarladım.”

Fadime arıyor: “Yemek işi tamam.”

 Fadime arıyor: “Davetiyeler basılıyor.”

Aksilikler yaşıyor ama pes etmiyor.

100 kişinin katıldığı, büyük çoğunluğun şehit yakınlarından oluştuğu programda duyguludakikalar yaşandı. Yürekler kabardı, dolan gözlerden gözyaşları aktı. Şehit aileleri, evlatlarıyla bir kez daha gururlandı. Bu gurur orada bulunan herkesle paylaşıldı. Şehitlerimiz dualarla, minnet konuşmalarıyla anıldı.

Fadime, tüm şehitlerimizi vatan sevdalı yüreğinde taşıyor. Şehit annelerini anne biliyor, şehit çocuklarına abla oluyor. Şehit ailelerini evlerinde ziyaret ediyor. Hüzünleniyor, birlikte ağlıyor, birlikte şehit fotoğraflarına bakıyor. Annesinin ağzından şehidimizin bebekliğini, çocukluğunu, anılarını dinliyor.

Fadime hayata bir başka bakıyor. Fadime insanı seviyor. Fadime incecik bedeninde koca bir yürek taşıyor. Fadime acılara duyarsız kalmıyor. Fadime:“Vatan, bayrak!” diyor. Bu uğurda sönen hayatların; bu dünyadaki sesi, nefesi, ışığı oluyor.

Şehit Aileleri Platformu adına Fadime’nin düzenlediği bu anlamlı iftar yemeğine katılmaktan, kızımızın manevi destekçisi olmaktan onur duydum. Şehit yakınları ile beraber şehitlerimizi anmaktan onur duydum.

İyi ki Fadimeler var! İyi ki vatanımıza siper olan askerimiz, polisimiz, ordumuz var!

Ve dahası var: Neymiş efendim? STK erkek işi değil, tek başına bile olsa kadınların gönül işiymiş.

20 Mayıs 2019 Pazartesi tarihinde eklendi ve 1818 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız