Makamların imtihanı (2)

Davut BAYRAM

Davut BAYRAM
  • camlikgazetesi@gmail.com

Dürüst, ahlaklı, namuslu, vatanı ve milletini seven ve düşünen her vatandaş emrolunduğu üzere dosdoğru olmak zorundadır...

Makamını ve mevkiini kendi çıkarları doğrultusunda kullanamaz...

Birilerini her ne sebeple olursa olsun zengin edemez...

Hele kendisi hiç zengin olamaz...

Günümüz muhafazakarlarının bir kısmı sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor...

Doymayan bir nefis var...

Açlık her yerde...

Makamları kuşatıyorlar, enformasyon akmıyor artık makama ve makam kendisini müthiş rahat hissediyor...

Hatta öyle ki belki de o makamın gelmiş geçmiş en iyisi olduğunu düşünüyor...

Zeus ve Çetesinden başka bir de Basın Müşavirleri/Danışmanları var...

İyi ve dürüst olanları tabii ki müstesna fakat korkunç olanları var...

Makamlara müthiş hatalar yaptırırlar...

Medya mensuplarını tersleyenler, olur olmadık tarzda basın bildirisi geçenler, ses kaydı yapıp orada burada dinletenler, hatta makamları olabildiğince medyadan ve kamuoyundan uzak tutanlar...

Bütün amaç makamı istediği kıvama sokabilmektir. 

Danışmanlar da bu üçlü çetenin(Özel kalem, basın müşaviri, danışman) birer elemanıdırlar. 

Bu üçlü bir arada ve uyumlu çalışmaya başladı mı, makam tadından yenmez...

Doğruyu söyleyenler sürekli makamdan uzak tutulurlar... 

Eğer makama doğruyu anlatmıyorlar, yapılan ya da yapılabilecek hataları göstermiyorlarsa bilin ki makamı kendi çıkarları için kullanıyorlardır...

Birileri sizin hata yapıyor olabileceğinizi söylemiyorsa ya altınızı oyuyordur ya üzerinizden iş bitiriyordur. 

Üçüncü bir şık yoktur...

Birileri etrafınızı daraltıyor, sizi kuşatıyorsa ve size sürekli iyi ve mutlu bir dünya gösteriyorsa ya altınızı oyuyordur ya da üzerinizden geçiniyorlardır...

Olabilecek en iyi ve en kötü senaryo konuşulmuyor sürekli iyi şeylerden bahsediliyorsa orada ters giden bir şeyler oluyordur...

Çoğunlukla makamı pohpohlayan yalakalar güruhu makamla gider doğru fakat makamın uğradığı itibar kaybının çok azını yaşar...

Çünkü onlar muhakkak yeni kurbanlar bulurlar... 

Siyasette kaşarlanmış olan bu tür yalaka grubu çoğunlukla siyaseti bilmeyen avlar bulurlar, onları bulutlara sarmalar sararlar ve büyük havalara sokarlar... 

Bu sayede aslında yalakalar makamları yönetir hale gelirler...

Mesela kaşar bir özel kalem müdür yardımcısı yeni gelen zavallı bir özel kalem Müdürünü ovalayarak göklere çıkarır ve onu parmağının ucunda evirir çevirir. 

Adeta türküdeki gibi,

“O yana dönder beni, bu yana dönder beni” evirir çevirir...

Böylece makamları kuşatıp mutluluk oyunu oynatan yalakalar tıpkı masallardaki gibi yaşar dururlar...

Binbir gece masallarındaki gibi...

Ta ki artık dilekleri yerine getiren cin şişeden çıkmayana kadar sürer bu masal... 

Ya da dikiz aynaları kapanan ve sürekli önündeki yolu görüp harika araba sürdüğünü sanan sürücünün üzerinden geçen tırın ağırlığını hissedene kadar sürer...

Makamları bürokrasi yemez. Bürokrasi bakar ve izler; makamların etrafındaki çember ne kadar darsa o kadar yavaş işletir mekanizmayı. 

Mekanizma yavaşlar yavaşlar ve sonunda durur. 

Artık çok geçtir... 

Geçmiş olsun, yolunuz açık olsun efendim...

2 Haziran 2019 Pazar tarihinde eklendi ve 503 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız