Seçmenin dayanılmaz hafifliği (2)

Davut BAYRAM

Davut BAYRAM
  • camlikgazetesi@gmail.com

Bir tercihin sizin önceliklerinizle ve imkanlarınızla yakından alakası vardır. 
Çalışıyorsanız ve otomobiliniz yoksa şehir dışında bir evde oturmak saçmalıktır mesela.
Seçim bir öncelik meselesidir. 
Neyi ya da kimi seçiyorsanız seçin sonuç sizin önceliklerinizle ve sonuçtan beklentilerinizle yakınen ilgilidir. 
23 Haziran’da kim kime oy verecek?
Daha iyi bir şehir vaat eden adaya mı?
Daha büyük hizmetler getiren adaya mı?
Daha iyi bir şehirden anladığımız nedir? 
Yoksa mevcut siyasi partiden sıkıldığımız için mi oy verme alışkanlığımızı değiştireceğiz?
Hayatımızın hangi alanlarına müdahale edilsin istiyoruz?
Seçim yapmak zorunda olduğumuz tercih alternatifleri ne kadar fazlaysa seçmekte o kadar zorlanırız aslında. 
Sorular çoğaldıkça seçim yapma özgürlüğümüz de daralır. 
Seçmek istediğimiz için değil, seçmek zorunda kaldığımız için seçeriz. 
Hayat seçimler yapmakla sürüyor. 
Seçmediğimiz şık bizim için alternatif maliyet...
Ya seçmediğimi seçseydim?
Nasıl olurdu acaba?
Seçim, seçmek zorunda kaldığımız şey değildir. Gerçekten yapmak istediğimiz şeydir seçim. 
Peki sandığa gitmeyenler niye var?
Çünkü seçmek zorunda kaldıklarını düşünüyorlar. 
Seçmek istemediklerini seçmek zorunda kalmamak için Sandığa gitmiyorlar. 
Seçmek zorunda kalıp sonucundan mutsuz olacağından korktukları için sandığa gitmiyorlar. 
Çünkü alternatif(fırsat) maliyetin daha iyi olabileceği ihtimali onları düşündürüyor. 
Kazandırmaktan dolayı pişmanlık duyacaklarından korkuyorlar. 
Çünkü onlara hep en iyisi vaat edildi fakat sonuçta en iyi hiç olmadı. 
Sonuçta seçtikleri kendileri için batık maliyet oldu ve artık batık maliyet yanılgısına düşmek istemiyorlar...
Bu zümreyi nasıl sandığa götüreceksiniz?
Çok basit; gerçekten ne yapmak istediklerini öğrenin yeter. 
Ne istiyorlar?
Hayattan beklentileri ne?
Seçmek istedikleri şey ne?
Nasıl mutlu olacaklar?
Seçmekten isteksizlik duymasınlar. 
Çok alternatife boğmayın insanları. 
Çok projeyle kafalarını karıştırmayın. 
Bakın sizin için bir sürü şey yaptık yine bir sürü şey yaparızdaki ‘bir sürü şey’ insanların ilgisini çekmiyor. 
Çünkü bir sürü şeyin içindeki bir sürü şeyden pişmanlık duyuyorlar. 
O bir sürü şey hayatlarındaki basit anlamı aldı götürdü. Artık hayatları daha karmaşık. 
İnsanlar mutlu olmak istiyor, huzurlu ve basit bir hayat sürmek istiyorlar. 
Ortak etik değerlere bağlı yöneticiler istiyorlar. 
En iyisi, en büyüğü, en hızlısı, en güçlüsü onları mutlu etmiyor. Yeterince iyi olsun razılar. 
Bir sürü projeyle kafalarının karıştırılıp sonunda da yenilmek istemiyorlar. 
Peki nasıl mı oy kullanalım?
Çok basit. 
Hayatınıza ait 3 tane önceliğinizi alt alta yazın, her bir önceliğinizin karşısına da bu önceliklerinizden beklentilerinizi yazın. 
Sonra beklentilerinizle önceliklerinizi hangi aday gerçekleyebilecekse gidin ve ona oy verin. 
Başkalarının önceliği ya da beklentisi değil, sizinkiler önemlidir. 
En iyiyi seçmeye çalışmayın. 
En iyi yok. 
Sandık özgür iradenizi kullanabileceğiniz çok önemli bir mecradır. 
Özgür iradenizi özgürce kullanın. 
Son olarak;
23 Haziran’da kim kazanır? 
Hayatınızın önem sırasını ve beklentilerinizi samimiyetle karşılayabilecek olan. 
Basitçe mesaj veren. 
Projelerle alternatifler üretmeyen. 
İnsanları seçeneklere boğmayan. 
Kısacası çok projesi olan aday değil yeterince projesi olan, basit ve samimi olan aday kazanacaktır.

15 Haziran 2019 Cumartesi tarihinde eklendi ve 848 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız