Rubicon’u Geçmek: Kuzey Suriye Harekatı

Geçen hafta sonu Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan , Fırat’ın doğusuna  dönük askeri bir müdahalenin çok yakın bir zamanda gerçekleşeceğini duyurması üzerine gözler yeniden Kuzey Suriye üzerine çevrildi. Türkiye- ABD arasında Kuzey Suriye üzerinden süren askeri ve diplomatik görüşmelerin sonuna gelmiş durumdayız. Türkiye Kuzey Suriye sınırı boyunca uzanacak 32 km derinliğe ulaşacak bir güvenlik koridorunu inşa etmekte kararlı iken ABD askeri temsilcileri Türkiye’ye dönük son tekliflerinde 15 Km derinliğe sahip olacak bir tampon bölgenin kurulabileceğini ifade ettiler. Elbette bu teklif Türkiye’yi tatmin edebilecek bir teklif olmaktan çok uzak. Dolayısıyla iki NATO üyesi ülke Kuzey Suriye konusunda tam manasıyla karşı karşıya gelmiş durumdalar. Türkiye Kuzey Suriye’de var olan ve PKK’nın uzantısı olarak kabul ettiği YPG’nin bölgeden tamamen çıkarılmasını isterken ABD hükümeti YPG’yi Suriye konusunda müttefik olarak görüyor. Bu açıdan sorulması gereken temel soru  Türkiye,  ABD’ye rağmen Kuzey Suriye’ye girer ise ne olur? Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki ABD hükümeti Türkiye’nin tek taraflı bir biçimde Kuzey Suriye’ye müdahalesini kabul  etmeyeceğini  bir çok kez açık bir biçimde dile getirdi. ABD’nin bu çok açık karşı çıkışına rağmen ABD’nin askeri açıdan Türkiye’yi karada durdurabilmesi mümkün gözükmüyor. Çünkü Türkiye şu anda sınıra 80 bine yakın asker ve yüzlerce zırhlı askeri  araç  yığmış durumda ve bu büyük askeri güç her an harekete geçmeye hazır durumda bekliyor. Türkiye’nin askeri bir harekata girişmesi kısa ,orta ve uzun vadede şu sonuçları doğuracaktır:

1) Karada Türkiye’yi durduramayacağını bilen ABD Kuzey Suriye hava sahasını Türkiye’ye kapatacaktır. Dolayısıyla Türkiye hava güçlerinden yoksun bir biçimde bu askeri harekata devam etmek durumunda kalacaktır.

2) Kuzey Suriye’de var olan YPG’nin de içinde bulunduğu Demokratik Suriye güçleri ile Türk ordusu arasında Kuzey Suriye sınırı boyunca uzanacak bir hatta silahlı çatışma ihtimali giderek artacak ve bu silahlı çatışma süreci uzun ve son derece yıpratıcı bir savaşa dönüşecektir.

3) Türk ekonomisinin Kuzey Suriye’de ucu açık bir silahlı çatışmayı orta ve uzun vade de kaldırabilmesi pek mümkün gözükmemektedir.

4) Kuzey Suriye’de başlayacak olan bir askeri harekata Rusya, İran ve diğer bölge ülkelerinin ilerleyen süreçte nasıl tepki verebileceğinin belirsiz olması.

5) Kuzey Suriye’de sınırı boyunca yaşanacak böyle büyük bir çatışmanın bölgede yaşayan siviller açısından son derece ağır maliyetler çıkaracak olması ve yeni toplu göçlerin yaşanması ve bunun ortaya çıkaracağı insani tablo.

6) Türkiye’de yaşayan belli kesimlerin bu askeri  harekata karşı tavır almaları sonrasında yaşanacak olan toplumsal çatışma ihtimali.

7) ABD’nin ve Türkiye karşıtı bölge ülkelerinin bu askeri çatışmayı  bir  vekalet savaşına çevirmeleri sonucunda Türkiye’nin askeri açıdan bölgede zayıflaması ihtimalinin giderek artması. Hangi açıdan bakarsak bakalım Kuzey Suriye’de yaşanacak olan silahlı çatışmanın giderek tüm bölgeyi etkisi altına alacağını ve Türkiye’yi öncelikle insani açıdan olmak üzere maddi ve manevi yönden büyük kayıplara uğratacağı kesin gözüküyor. Türkiye her  türlü  maliyete  rağmen Kuzey Suriye’ye de askeri bir harekata  girebilir ve bölgede askeri bir hakimiyet tesis edebilir.  Fakat asıl mesele ise tam da bundan sonra başlayacaktır; zira Türkiye Kuzey Suriye’ye girdiği gibi gelecekte Kuzey Suriye’den nasıl çıkabileceğine dair bir çıkış stratejisine sahip olup olmadığı net değildir. Türkiye sonuçta resmen Suriye devletinin toprağı olarak görülen bir bölgeye girecek ve burada bir  hakimiyet   tesis edecektir. Yakın gelecekte Kuzey Suriye’de tesis edilecek olan bir askeri hakimiyetin öncelikle askeri ,  ekonomik ve sosyal açıdan ülkemize çıkaracağı maliyeti şimdiden öngörmek mümkün değildir. Türkiye açısından Kuzey Suriye noktasında zarlar atıldı ve  anlaşılan o ki Türkiye  Rubicon ‘u geçmeye kararlı. Bu karalılık Türkiye ve bölge açısından neye mal olacak ve hangi somut sonuçları doğuracak bunu çok yakın bir zamanda görmüş olacağız.

8 Ağustos 2019 Perşembe tarihinde eklendi ve 375 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız