Yakınlaşma Bayramı

Akif REÇBER

Akif REÇBER

Kurban bayramı tatili başladı. Tatil süresi uzun olunca yollarda hareket de artıyor. Kaç milyon insan turistik tatil bölgelerine ya da memleketlerine seyahat için yola çıkıyor. Tatil sonrası haberlerin ana teması "yollar kan gölü" şeklinde oluyor. Trafik kazalarının istatistikleri yayınlanıyor.  "Aman daha dikkat"  şeklinde nasihatlerle bitiyor haber bültenleri.

Herkesin kurban bayramlarını tebrik ediyorum. Kurban deyince benim ve hemen herkesin aklına kurban için kesilen hayvan geliyor. Kurban, kesilen hayvan anlamında kullanılıyor. Bayram konuşmaları da hayvan üzerine yoğunlaşıyor.

-kurban kestin mi?  -ne kestin- kaç kilo et çıktı, -geçen yıl ne kadar çıkmıştı, -hayvan iyi beslenmiş mi, - nereden kaça aldın, -nasıl bölüştünüz, -derin dondurucuda mı sakladın,  vs.

Kurban, yaklaşmak, yakınlaşmak anlamına geldiğine göre kesilen hayvan ve kurban bayramı bizi Allaha nasıl yaklaştıracak. Bunun üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Yalnızca et üzerinden, et ihtiyacının karşılanması temelinde yaklaşım ve bakış açısı kurban ibadetini zayıflaştırıyor. Et bayramı seviyesine düşürüyor. E tabii bir de "şeker"  bayramımız var(dı). Tabii kendimizin ve ihtiyaç sahiplerinin et ihtiyacının karşılanması da kurban ibadetinin sonuçlarından biri. Ama kurban bayramını et bayramı haline getirmek de yanlış oluyor. Bayramı tatil haline getirmenin yanlış olduğu gibi.

Kurban kesme çok eskilere dayanan bir ibadet.  İlk insan, ilk peygamber Hazreti Adem'in çocuklarının kurban kestiğinden bahsedilir. Hazreti İbrahim'in oğlu İsmail'i kurban etmeye niyet etmiş iken, sonra melek tarafından koçun hediye edilerek Hz İsmail'in yerine kurban edilmesi önemli bir mesaj. Hepimizin "İsmail”leri var, üzerine titrediğimiz. Hayatımızın gayesi olarak gördüğümüz.  Kendimiz de birinin” İsmail”i değil miyiz? Acaba kurbanımızı kendimizle eşleştirerek bakabilir miyiz?

Kur'an-ı Kerimde infak etmenin öneminden bahseden çok sayıda ayet var. Sevdiğiniz şeylerden infak edin tavsiyesinde bulunur Allah. Kurban edilen hayvanın da azalarında eksik olmaması bizce de değerli olması gerekiyor. Onu kendi malımız gibi görmemek, ihtiyaç sahiplerine ait, emanetçi gibi görmek gerekir. Peygamberimizin kızı Fatıma ile infak etme konusundaki diyalogu mesaj yüklü. Evde yenecek bir şey var mı? Diye sorar Allahın Resulü. Fatıma validemiz infak ettiklerini sayar ve evde bize de sadece şunlar kaldı der. Resulullah; demek ki bize kalan onlarmış (yani verdiklerimiz) diye kızı Fatma’nın infak ettiklerini işaret eder. "Verdiğimizdir bize kalan" mesajını verir.

Kurban bayramınızı tebrik ediyor, bize, mahallemize, şehrimize, ülkemize, İslam âlemine ve insanlığa huzur getirmesine, kurbanda akıttığımız kan hürmetine, başka kanların akmamasına vesile olmasını Allah'tan diliyorum. Kurban, kendimizi Allaha en yakın hissettiğimiz günün adı olsun.

Selam ve dua ile.

10 Ağustos 2019 Cumartesi tarihinde eklendi ve 632 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız