Her Şeyi Bildiğini Sanan Monşer Ustalar

Kenan EROĞLU

Kenan EROĞLU
  • camlikgazetesi@gmail.com

Odgurmuş: Pek Sayın! Monşer-Usta; Öylesine herkesi ve her durumu eleştirip akıl vermeyi seviyorsunuz. İnsanımızın eksiğini açığını bulup çıkartmaktan, partilerimizi, parti yöneticilerimizi, siyasal iktidarları, karşı partileri eğri de olsa, doğru da olsa sürekli eleştirmek çok hoşunuza gidiyor olmalı. Bu bir hastalık mıdır, yoksa siz bu tavrınızı bir meziyet olarak mı görüyorsunuz?

            Monşer-Usta (1): Elbette eleştireceğim, ben milli muhalifim. Hatta ben her zaman ve daima karşı bir partidenim, elbet her şeyi her durumu eleştirip akıl vereceğim. Bizi idare edenlerde akıl mı var? Ne hastalığı “aydın dediğin muhalif olur” kim demiş bilmiyorum ama doğru demiş.  Bak doğru denmiş olmasa sizin 3-5 kitap okuyup “oldum” zanneden aydın geçinenler de her şeye ve her duruma muhalif olurlar mı?

            Odgurmuş: Başka bir partiden ve değişik bir görüş sahibi olabilirsiniz, bir diğer partiyi de destekleyebilirsiniz bu sizin en tabii hakkınızdır kimse bir şey diyemez.

Benim anlamadığım şey şu ki; Siz iç politikadan anlıyorsunuz, dış politikadan anlıyorsunuz, Tarihten, coğrafyadan, felsefeden, sosyolojiden, hukuktan, ekonomiden, eğitimden, ülkeler arası göç politikalarından hatta savaş stratejilerinden anlıyor ve bu konular üzerinde dahi kalem-kelam oynatıyor, akıl veriyorsunuz. Bu kadar aklı nerden alıyorsunuz, ya da nerden edindiniz, “Sorbonne” Üniversitesinden mi mezun oldunuz? Hangi kitapları okudunuz? Hangi kütüphaneyi devirdiniz bana açıklar mısınız?

            Monşer-Usta; Aslında hiiiç öğünmeyi sevmem, kendimden bahsetmekten hiç hoşlanmam. Ama sordun ister istemez seni kırmayacak ve cevap vereceğim: Beeennn! Elbette her konudan anlarım. Bunları bilmek için illa okul bitirmek, illa akıllı olmak gerekmiyor ki. Biraz uyanık olmak yeter. İyi ya da kötü, olumlu ya da olumsuz ve aslında karşı partide olan herkesi toptan, kökten eleştirirsiniz. Hiçbir dediklerini kabul etmez onun görüşünün tam aksini savunur iddia edersiniz. Olur biter. Hatta sosyal medya da eser yağar gürlersiniz. (Nasıl olsa cevap veren yok)

            Ayrıca akıl verme konusuna gelince; bu da çok kolay, esasında benim aklım her konuya yeter. Sen benim tahsilime bakma, şu okulu bitirdin, bu okulu bitirmedin demene gerek yok ki. Bunlar benim için leblebi yemek kadar çok kolay işlerdir. Ben kendime o kadar güveniyorum ki; Versinler bana başkanlığı, on tane kabine kurar bürokrasinin altını üstüne getiririm. Tüm anlaşmaları iptal eder, tüm ihaleleri ve satın alımları durdurur ekonomiyi canlandırırım. Bir kere dahi gitmeyeceğim yeni hava alanını kapatır, hayatımda hiç geçmeyeceğim yeni yapılan köprüyü yıktırır, deniz altından yapılan geçitleri de kapatırım. Bak o zaman ne tasarruflar yaparım. Ayrıca Suriye de Irakta ne işimiz var bizim tüm askerlerimizi oralardan çeker yine tasarruflar yaparım. Bak işte bu küçük tedbirler bile gör bak, enflasyonun düşmesine nasıl sebep olur. Bunların kafası çalışmıyor ki hepsi benim kadar akıllı olacak diye bir şey yok elbette. Beceremiyorlar. Beceremezler.

            Akıl vermek konusundaki kolaylığı anlamıyorsunuz. Biraz internet karıştırırsınız orada kim üretiyor bilmiyorum ama bize hazır malzeme veriyorlar, Orada lehte ve aleyhte bol bol işinize yarar bilgi-malzeme bulacaksınız. Sonra icraatlara bakarsınız, söylenenlere bakarsınız, geçmişteki icraatlara ve söylenenlere de bakarsınız ve onlara göre eleştirel cümlelerden yararlanır ve yol gösterme işlemini de yaparsınız.

Bir sır vereyim mi size; Allaha şükür ki idareci, yönetici ve particilerimiz çok hata yapıyor ve bize de kullanılacak çok malzeme veriyorlar. İşlerini doğru dürüst yapıp bize malzeme vermeselerdi biz ne yapar nerden her konuya eleştiri uydurma imkânı bulurduk. Her halde çatlar ölürdük.

Müsaade ederseniz bir ilave daha yapmak istiyorum. Yukarıdan beri anlattığım yolu takip eder taktiklerimi uygularsan bu işi başarırsın fakat bir şartla. Karşı tarafı eleştirir akıl verirken sakın unutma karşı taraf kim olursa olsun mutlaka ama mutlaka onu olmadığı şeylerle itham edeceksin ki o kendini savunmaktan sana cevap veremesin.

            Odgurmuş: Beni mazur görün. Bu kadar bilgili! ve her konuya vakıf!, sürekli herkese akıl veren biri olarak neden bu güne kadar farkınıza varan olmadı da, böyle kenarda köşede kaldınız. Ne Milletvekili oldunuz, ne Genel Müdür oldunuz, ne bir Üniversitede bir Profesör oldunuz, ne de bir siyasi partide etkili bir yer edindiniz.

Yoksa kendinize Zülfü Livaneli’yi mi örnek alıyorsunuz. Eğer öyleyse bu yanlış bir örnek olur, Livaneli’nin belki tahsili yok (Kendisi CHP’den aday adayı olmaya kalkışınca diğer bir kısım CHP’liler onun ilkokul mezunu olduğunu açık etmişlerdi) ama onun en azından sesi ve sanatı var. Bu yönüyle eksiğini kapattığı gibi ünlü ABD’li “Fortuna” dergisi yayımcısı gazeteci yazar Alvin Toffler ile bile arkadaş oldu. Hatta Toffler Türkiye’ye geldiğinde onu ağırladı.

Siz bu güne kadar böyle bir şey de yapamadınız.

            Ama nasıl başarıyorsanız, şaşırtıcı bir şekilde sizi okuyan ve dinleyenler sanıyorlar ki siz Sorbonne Üniversitesinden mezun, 8-10 yabancı dil bilen, çeşitli kurs ve eğitim programlarına katılıp onlarca uzman sertifikası almış biri sanır.

            Böyle görünmeyi nasıl sağlıyorsunuz?

            Monşer-Usta: Kolayyy, çok kolay. Biraz kafayı çalıştırsan sen de yapabilirsin. Beni takip etsen yeterli. Ne yazılar yazıyor, ne konuşmalar yapıyor herkesin köşesine maydanoz oluyor deliye döndürüyorum gör. Sonra kıskanıp bana nazar etme biraz çalış seninde olur.

 

………..

(1)- “Monşer-Usta”: “Batı özentisi içinde olan”, “cehaletinden rahatsız olmayan”, biraz sağcı, biraz solcu, biraz 70’li yıllar ülkücüsü, biraz liberal, biraz Kemalist, biraz laik ve her halükarda halkını geri-sürü gören hayali bir şahsiyet

19 Ağustos 2019 Pazartesi tarihinde eklendi ve 713 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız