Suriye'den Çıkma Vakti

Ömer TANSEL

Ömer TANSEL

Geçen hafta içerisinde İdlib’in kapısı olarak görülen Han Şeyhun kasabasının Suriye ordusu tarafından alınması ve bunun sonucunda 9. Türk gözlem noktasının da bu bölgede kalması sonrasında İdlib meselesi gündeme yeniden düştü. Türkiye’nin toplam 12 gözlem noktası oluşturduğu İdlib ‘de var olan cihatçı grupların varlığı ve bu grupların Suriye güçlerine ve Rus güçlerine dönük saldırıların devam etmesi geçen hafta meydana gelen gelişmelerin temel sebebini oluşturuyor. Türkiye’nin askeri ve ekonomik desteği ile ayakta duran bu cihatçı gruplar Astana görüşmeleri sonrasında ortaya konan mutabakata göre denetim altına alınacak ve ağır silahlardan arındırılacak idi. Bu verilen sözün tutulamamış olması sonrasında beklenen oldu ve Rusya ve Rejim askeri operasyonu başlattı. Türkiye’nin 2015 yılından bu yana Suriye politikası noktasında uyguladığı ABD’ye karşı Rusya kartı bu sefer işlevini yerine getiremedi. Zira Türkiye’nin uygulamaya çalıştığı bu politikanın sahadaki gerçekliğe tekabül etmediği herkesin malumu idi. Türkiye bugün için İdlib’de sıkışmış durumda ve Türkiye’nin maalesef İdlib’den çıkmak dışında bir seçeneği yakın vade de gözükmüyor. Türkiye’nin İdlib bu noktada Rusya ile temas kurmak adına yoğun bir diplomatik trafik bugün için sürmekle birlikte Türkiye adına en yetkili kişi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan İdlib’i görüşmek üzere Rusya devlet başkanı Putin ile görüşmek için 27 Ağustos Salı günü Moskova’ya bir ziyaret de bulunacak. Bu görüşme sonrasında Rusya’nın ne söyleyeceği elbette önemli fakat Rusya İdlib konusunda oluşturduğu politikayı terk etmeyeceği de şimdiden çok açık bir biçimde görülmek zorunda. Rusya bundan sonraki süreçte rejimin İdlib’i almasının önünü açacak ve bununla birlikte idlib alındıktan sonra Türkiye’nin bugün elinde bulunan bölgelerin rejime devredilmesini daha yüksek sesle ifade edecektir. Türkiye’nin Rusya’nın ve rejimin bu talebi karşısında yapabileceği temel iş İdlib üzerinden doğacak bir mülteci göçü engellemek adına sınırda gereken tedbirleri almak olacaktır. Şu anda hali hazırda Hatay –İdlib sınırında biriken on binlerce mülteci ile başa çıkmaya çalışan Türkiye yeni ve büyük bir mülteci dalgası karşısında son derece büyük bir çıkmaza girecektir.  Türkiye için Suriye’den çıkış saati yaklaşmaktadır. Türkiye bu saatten sonra Suriye’den en az hasarla çıkmak adına bir çıkış stratejisi oluşturmalı ve bu stratejiyi hızlı bir biçimde uygulamaya koymak durumunda. Aksi halde önümüzdeki dönemde Türkiye Rusya ve Rejim karşısında  doğrudan silahlı bir çatışmanın muhatabı olabilir ve böyle bir silahlı çatışma ortamı Türkiye’yi bölgesel bir savaşın içine çekebilir. Tam da bu noktada Türkiye’nin çıkış stratejisi kısa,orta ve uzun vade de ne olmalı? 1) Moskova görüşmeleri sonrasında belirli bir süre kazanılarak 12 gözlem noktasındaki Türk askerleri geri çekilerek ülkeye sağ salim gelmeleri sağlanmalı.2) İdlib ve civarında bulunan cihatçı gruplarla her türlü temas kesilmeli ve bu grupların desteklenmesine son verilmeli.3) İdlib’de olası bir insani dram yaşanması için Birleşmiş Milletler devreye sokulmalı Türkiye kendi sınırında  her türlü güvenlik önlemini almalı. 4) Suriye rejimi ile kurulan dolaylı ilişki doğrudan ilişkiye dönüşmeli ve Türkiye Suriye’de önümüzdeki dönem zarfında oluşturulacak olan yeni anayasa sürecine  dahil olmalı. 5) Türkiye’nin elinde bulunan Suriye topraklarının akıbeti konusunda gerekli  görüşmeler Rusya ve rejimle gerçekleştirilmeli bu bölgelerde yaşayan sivil unsurların can güvenliği sağlanarak bu bölgelerin Suriye ‘ye devri sağlanmalı. Türkiye bugün için her ne kadar yukarıda izah ettiğim bir çok noktaya dış politika anlamında uzak olsa da Suriye’de yaşanan süreç Türkiye’yi çok yakın bir zamanda bambaşka bir noktaya getireceğine kesin gözüyle bakmalıyız. Suriye meselesi Türkiye için son sekiz yılda Türkiye’nin maddi ve manevi tüm enerjisini çeken bir kara deliğe dönüştü. Her geçen yıl bizi daha da dibe çeken bu kara delikten kurtulmanın tek yolu geçmişte yapmış olduğumuz hataları tekrarlamaktan vazgeçip Suriye konusunda gerçekleri kabul edip Suriye’den geç de olsa çıkmaktan ve Suriye defterini kapatmaktan geçiyor. Bu gerçeği ne kadar çabuk kabul edersek ülkemiz adına o derece hayırlı olacaktır. Umarım yaşanan son İdlib olayı siyasi karar vericilerin bu gerçeği kavramasına vesile olur.

27 Ağustos 2019 Salı tarihinde eklendi ve 783 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız