Yozgat, eğitim ve yaşam

Dilara BATUR

Dilara BATUR
  • camlikgazetesi@gmail.com

Bir üniversite öğrencisi olarak yeni bir eğitim öğretim dönemine başlarken hazırlıkların başladığını, valizlerin toparlandığını, biletlerin alındığını, bazılarının şehirlerinden, evlerinden ayrıldığını bazılarının ise hazırlıklara devam ettiğini düşünerek yazımı kaleme alırken; öncelikle kendi ilimden Yozgat’tan Bozok Üniversitesinden bahsetmek istiyorum. 
Yozgat’ ta büyümüş bir gence üniversite tercihi döneminde “hangi ilde okumak istiyorsun” sorusu yönelttiğiniz zaman “Yozgat” cevabını almanız biraz zordur. 
Bunu Yozgat’la sınırlamak bencillik olabilir aslında çünkü bir çok genç kendi ayakları üzerinde durmak ne demek bunu öğrenmek isteyerek yola çıkar ve evinden, doğup büyüdüğü yerden farklı bir yerde eğitim görmek ister. 
Kırıkkale Üniversitesi’nde eğitim gören bir öğrenci olarak neden Yozgat’ta okumuyorsun sorusuna çok maruz kaldığım oldu. 
Kırıkkale Üniversitesi’nde 1993 yılında kurulan Sosyoloji bölümü, Bozok Üniversitesi’nde 2015 yılında öğrenci alımına başlamıştı. 
Aradaki 22 yıllık fark doğrusunu söylemek gerekirse 2006 yılında kurulan Bozok Üniversitesi için Sosyoloji bölümüne geç kalınmışlığın göstergesiydi.
Tam da bu noktada eksiklerimizden bahsetmek kaçınılmaz oluyor. 
Aslında öğrenciler üniversite tercihi yaparken tabi ki sadece o bölümün geçmişine değil, şehrin imkânlarına da bakarak karar vermek zorunda hissediyor kendini. 
Peki, biz Yozgat olarak bu konuda ne kadar yeterliyiz, öğrenciler için gereken imkânları sağlayabiliyor muyuz? 
Eğer cevabınız benim gibi “hayır” ise bunun çözümleri neler olabilir sizlerle birlikte bunun üzerine paylaşımlarda bulunmak istiyorum. 
Bundan bir yıl öncesine kadar küçük bir alışveriş merkeziyle yetinen ilimize bir alışveriş merkezinin de eklenmesi sizce yeterli mi ya da sadece alışveriş merkezleri yeterli olacak mı öğrencilere? Tabi ki hayır. 
Yozgat’ta soğuk kış günlerinde bu öğrenciler nereye gidiyor nerede zaman geçiriyor sorusunun cevabını aslında hepimiz biliyoruz. Öğrenciler düşünülerek adım atılan noktaların cafelerle sınırlı kalması doğru bir karar mı? Peki, her gün çaya kahveye para veremeyecek öğrenciler nerede zaman geçirebilir, siz biliyor musunuz böyle yerler? Doğrusu ben çok bilmiyorum. 
Sizce de öğrencilerin ilimizi tercih etmemesinde bizim onlara vakit geçirebilecekleri imkânlar sunmamız etkili olabilir mi? 
Gelin o zaman biz yine el ele verelim bu kez de öğrencileri düşünelim. Onlar için neler yapabiliriz, bunlar olsun amacımız. 
Onlara ilimizi sevdirelim, sevsinler ki mezun olduklarında bile ben burada yaşayabilirim desinler. Göç vermeye devam eden bir il olarak öğrencileri kazanmak olsun bir hedefimiz de. Onlara ilimizi sevdirmek sadece değerli vakit geçirebilecek alanlar sağlamakla olmayacak tabi. 
Mezun olduklarında üniversite öğrencisi olarak kalmayıp bitirdikleri bölümün hakkını verip emeklerinin karşılığını alabilecekleri çalışma alanlarının olabildiği, yaşamlarını devam ettirebilecekleri imkânları olsun. 
Unutmadan bir de benim gibi üniversite okumak için başka şehirleri tercih eden öğrenci kardeşlerimiz, büyüklerimiz Yozgat’ a olan vefa borcunu unutmasın. 
“Bir daha Yozgat’ a dönmem” gibi cümlelerin yerini benim “bir vefa borcum var” gibi cümleler alsın. Gidenler Yozgat’a küsmesin küsmesin ki biz birlik içerisinde yaşamayı öğrenelim, el ele olabilelim. Ne demiş ulu önder Atatürk “Birlik beraberlik, ölümden başka her şeyi yener.”
Değerli büyüğüm Zafer ÖZIŞIK bir konuşmamızda aynı çiviye vurmaktan bahsetmişti, ben de sizlere biz aynı çiviye vurabildiğimiz gün çok şeyin üstesinden gelebilecek güce sahibiz demek istiyorum. Gelin o çiviye bu kez de öğrencilerimiz için vuralım.

8 Şubat 2018 Perşembe tarihinde eklendi ve 1006 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız