Büyüyoruz ya da zorunda kalıyoruz

Dilara BATUR

Dilara BATUR
  • camlikgazetesi@gmail.com

Bu yazımı yazarken 21 yıldır yaşadığım, hayatımı devam ettirdiğim, havasını soluduğum şehirden uzaktayım.

Üniversite öğrencisi olduğumu ve Kırıkkale’de eğitim gördüğümü daha önceki yazılarımda sizlerle paylaşmıştım. Bugün ise 21 yaşındaki bir öğrencinin evinden, ailesinden uzaklaştığı zaman nelerle karşılaştığından bahsetmek istiyorum.

Ben, annem ve babam beni Kırıkkale’ye bırakıp döndüğü gün büyüdüm. Hiç unutmam babamın beni bırakırken ki sarılışını. Kendimi ağlamamak için çok zorlamıştım ve o gece hasta olmuştum. Hasta olduğumda benimle ilgilenen, başımda bekleyen ailem bana uzaktı. Artık büyümüştüm ya da büyümek zorunda kalmıştım.

Kendimi diğer insanlara göre hep daha şanslı hissettim çünkü buraya gelirken yalnız değildim. Yeni bir hayata el ele adım attığım arkadaştan fazlası dediğim bir insan vardı hayatımda ve o artık benim buradaki ailem olmuştu.

Birlikte ağlayıp birlikte gülebilmek başka bir duygudur. O benim birlikte ağlayıp birlikte güldüğümdü artık. Öğrenci olmak, yaşadığın büyüdüğün şehirden ayrı bir hayat sürdürme çabası zorlukları da beraberinde getiriyor. Hepimiz lise öğrencisiyken üniversite hayali kurmuş; şöyle özgür olacağım, böyle gezeceğim gibi düşüncelere kapılmıştır.

Ama üniversite hayatı yıllarca bize dizilerde gösterildiği gibi kolay değil. Yeni hayatınızda birçok problemle karşılaşacak, bütün problemlere zamanla alışacak ve alıştıkça güçleneceksiniz. Bunu başarmak zorundasınız.

Zorluklardan bu kadar bahsetmişken, nedir bu zorluklar? Yıllarca ailesinden hiç ayrılmamış, onların kolları altında birer bireyken birden bire yeni bir hayata adım atmış olmanın verdiği bir sorumluluk yüklemesi. Bugüne kadar üzerimize almadığımız bizim yerimize ailemizin üstlendiği birçok sorumluluğu artık yerine getirmesi gereken bizleriz. Bu sorumluluklardan ilki yaşam alanını belirlemek oluyor elbette. Yurtlarda kalan bir öğrenciyseniz eğer; farklı illerden, farklı kültürlerden, farklı davranışlara sahip tanımadığınız insanlarla aynı odayı aynı yaşam alanını paylaşmak zorunda kalıyorsunuz.

Evde kardeşinizle anlaşamazken burada onlara alışmaktan başka çareniz kalmıyor. Peki öğrenci evleri düşündüğümüz gibi mi? Orada durum sandığımızdan daha karışık. Öğrenci olduğunuzu duyduğunuzda kirayı yükselten ev sahipleri, uzaylı görmüş gibi davranan komşular… Sınav notlarınızdan arkadaş çevrenize kadar her şeyinize karışan bir kesim var ve siz onlara hesap vermek zorunda değilken onlar tam aksini düşünür ve gözleri sürekli sizin üzerinizdedir. Artık faturaları yatırması gereken babalarınız değil sizlersiniz.

Ayın sonunu nasıl getiririz hesapları yapmaya başladığınızda büyüdüğünüzü hissedersiniz. Üniversite hayatı ne kadar zor olsa da “En güzel yıllarınız, iyi değerlendirin.” diyen birçok insan vardır çevremizde. Onları dinlemeye ve hayatımın en güzel yıllarını en güzel şekilde değerlendirmeye çalışan milyonlarca öğrenciden sadece bir tanesiyim.

22 Şubat 2018 Perşembe tarihinde eklendi ve 1038 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız