21,YY’DA SPOR VE SPOR MEDYASI

Kemal Emre AKDERE

Kemal Emre AKDERE
  • camlikgazetesi@gmail.com

Kadim düşünce sistemlerinde insanın bu sınav dünyasında yaptığı yalnız yolculukta, sadece kendisine karşı değil, bütün dünyaya, insanlara, evrene karşı da sorumlu olduğu, sorumluluk taşıması gerektiğinden bahsedilir. Yakın zaman filozoflarından, Sartre, Proust ve Levinas da benzer kurgularla, varoluşu itibarıyla tekil olan ama özünde taşıdığı sevgi ve bilgelikle herşeye karşı evrensel bir sorumluluk taşıyan – (taşıması gereken) bir varlık olarak yeniden tanımlar insanı. Çünkü Aristo’nun dediği gibi, dünya birbirinden kopuk bireylerin bir toplamı değildir; tüm bireyler bir şekilde birbirleriyle bağlantılıdır.

Buna göre, yaşama güçlü bir bireysellikle başlamak, önce varoluşunun bencil – bireysel yönlendirmesiyle kişisel gelişimini en üst safhaya taşımak için hırslı ve tutkulu bir çabaya girmek, eleştirilebilir gibi görünmekle birlikte bence doğrudur. İnsan yavaş yavaş kendi bilincini tanırken, olgunlaşırken sistem içerisindeki yerini keşfederek varlığının ancak diğer varlıklarla tanımlanabilir olduğunu fark eder ve asıl olunması gerekenin, işte bu düşünce sistemlerinin bahsettiği, “varolan herşeye karşı sorumluluk taşıyan insan” olduğunu idrak eder.

Bu yaklaşımdan yola çıkarak; “Sporcu olmanın temel özelliği, kendini tanımak, kendini yönetmek ve kendini aşmaktır.” sözüyle sporculuğu tanımlayan Carl Diem’e göre, iyi bir sporcunun, kendi fiziksel ve ruhsal sınırlarını çok iyi tanıyan ve bu sınırları doğru bir amaç yolunda geliştirme niyet ve kararlılığında olan güçlü bir kişilik olduğunu çıkarabiliriz.

Ancak sıradan insandan bütün bedensel ve ruhsal üstünlüğüne rağmen bu güçlü kişilik dahi, çağımızın en önemli sosyal hastalıklarından biri olan yabancılaşma olgusundan fazlasıyla nasibini almaktadır. 21. yüzyıl insanı, doğanın içinden gelen ve özü itibarıyla doğaya ait olan atalarından çok farklı bir yaşama ortamında varlığını sürdürmek zorunda kalmaktadır. Genetik yapısı itibariyle aslında ait olmadığı ancak muazzam uyum yeteneğiyle adapte olmaya çalıştığı beton ve çelikten örme bir çevre, aslında hepsi hayatını kolaylaştırmak için bulunmakla birlikte, son yüzyılda gösterdiği olağanüstü değişim ve gelişim hızıyla, insanın uyum yapabilme hızının üstüne çıkarak, insanı kendisine bile yabancılaştıran yüksek teknoloji destekli elektronik kuşatılmışlık ve bunların yarattığı öngörülemeyen ve yeni ve büyük tehditler, korkular, insanı güvensiz, doğal ve sosyal çevresine yabancı – uyumsuz hale getirmiştir.

Bu uyumsuzluk sonucunda insanlar, ait oldukları topluma ve çevrelerine karşı ilgisiz hatta bazen en kolay yolu seçerek, kendisi gibi kayıp ruhlarla birlikte alt kimlikler oluşturarak, aşırı güvensizliklerinden dolayı, kendi alt kimlikleri dışındakilere karşı düşmanca bir tutum içine bile girebilmektedirler. Bireyin mutsuzluğu ve uyumsuzluğu ile başlayan bu süreç, önlem alınmadığı taktirde bir üst aşamada, asıl kimliği reddeden alt kimliklerin oluşturulmasıyla toplumsal dengeleri tehdit eder bir hal bile alabilmektedir.

Bugünün dünyasını reddetmek mümkün değildir, şehirleşmeyi, teknolojiyi, bilimi, sanayiyi, makineleşmeyi geriye çevirmek veya yavaşlatmak da mümkün değildir. Bu sürat çağında yaşanan bütün ilerlemelerin bir de kendi hızı ve ölçeğinde yarattığı yeni tehditler ve problemler de kaçınılmaz olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılması gereken bireyler arasındaki uyum hızına bağlı bu problemlerin toplumsal düzene en az zarar vermesini sağlayabilecek bir iç denge ve savunma mekanizması oluşturmaktır. Bunun akıla ve sağduyuya en uygun yolu, uyumsuzları görmezden gelmek, yaşam alanlarını ayırmak veya baskı altında tutmak değil, birleştirici ve kucaklayıcı davranarak paylaşım eşitsizliğini en aza indirmeye gayret etmektir. Ancak herşeye rağmen kaçınılmaz olarak karşımıza çıkacak alkolizm, uyuşturucu madde kullanımı, çeşitli psikolojik ve sosyo-psikolojik rahatsızlıklar, şiddet eğilimi, suç işleme gibi toplumsal dengeleri bozacak davranışları minimize etme yolunda gerekli her türlü çağdaş ve etkin önlemi almak gereklidir

28 Şubat 2018 Çarşamba tarihinde eklendi ve 856 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız