Çocuk ve yalan

Perihan İlbaş TUTUCU

Perihan İlbaş TUTUCU

Çocuk…

Hayatın en masum, en günahsız, en güzel varlığı. Dünyaya tertemiz gelmiş ve ilerleyen her dakika iyi ya da kötü şekillendirilmeye mahkum bireyi. En yakınındakilerden başlayarak etrafındaki her bir etkenle hayata dair tecrübeleri kazanarak yaşamda bir yer tutunan insanoğlu. Çoğumuza göre de sevimli, afacan, bıcırık, ailenin tamamlayanı ve hayatın olmazsa olmazı.

Her anne baba çocuğunun, bu en kıymetlisinin yine en mükemmel bir şekilde yetişmesini ister.  En güzel huyları, en mükemmel hasletleri ve insanlığa dair en erdemli davranışları hayat düsturu olarak kazanmasını arzular. Fakat uygulamada öyle olmadığı ve sonuçların pek de istenildiği gibi gelişmediği toplumdaki olumsuz ve yanlış davranışlar sergileyen çocuklarımızdan anlaşılıyor. Hırçın, asabi, saygısız, yüreğinde sevgi noksanı olan, kavgacı, yalancı olan çocuklarımızın ve gençlerimizin içler acısı bu halleri başta biz anne babalar olmak üzere toplumdaki herkes tarafından üzüntü verici ve kaygıyla karşılanmakta. Suçlu arıyoruz bu durumda fakat hiçbir ebeveyn üzerine almıyor, almak istemiyor bunun müsebbibi olmayı. Hep dışarıda arıyoruz ve hep suçlu olarak başkalarını görüyoruz.   

Yalan…

Karşındakini kandırmaya yönelik söylenen söz diye tarif ederiz en basit tabirle. Yanlış davranışların sayıldığında beklide en başta yer alanı, nefsin en kötü afetidir yalan. Küçüğüyle büyüğüyle, beyazıyla siyahıyla ve her türlüsüyle yüreğin kara lekesi, vicdanın en ağır yükü.

Çocuk ve yalan…

Bir araya gelmesi en imkansız gibi görülen iki olgu. Peki nasıl oluyor da bu en iyi ile en kötü bir araya geliyor. Uzmanlar 6-7 yaşına kadar çocukların hayal ile gerçeği tam olarak ayırt edemedikleri için zaman zaman yalan söyleyebildiklerini, hayali söylemler, uydurma senaryolar anlatabildikleri belirtmektedirler. İlkokul çağlarından itibaren hayal ile gerçeği, soyut ile somutu ayırt etmeye başladıkça yalanın yerini daha gerçekçi ifadeler aldığını ve bu yaşlardan itibaren gerçeği yansıtmayan ifadelerine “yalan” denildiğini belirtmektedirler.

    Peki çocuk neden yalan söyler?

    Yine uzmanlar bu konuda çocukların genel olarak; dikkat çekmek, cezadan kurtulmak, menfaat elde etmek, ilgi görmek, zor olan bazı sorumluluklardan kurtulmak ve korkularından dolayı yalan söyleyebildiklerini, aile içinde veya çevrede çok sık yalan söyleniyor olması çocuğun anne babasını model alarak yalan söyleme davranışı kazanmasını ve bunu normalleştirmesini sağladığını belirtmektedirler. Çocuğun söylediği yalana çevresindekileri inandırdığını düşünmesinin problemli bir durum olduğu ve ileride daha büyük yalanların başlangıcını oluşturduğunu söylemektedirler.

     Yalan söyleme davranışını iyileştirmek çok zordur. Önemli olan çocuğu yalana itecek olan durumlara meydan vermemektir. Ebeveynler çocuklarına model olduklarını akıldan çıkarmamalı ve doğru model olmalıdırlar. Ebeveynin söyledikleri ile davranışları arasında tutarlılık olmalı, yalanın her türlüsüne karşı olunduğu yaşayarak, örnek olunarak gösterilmelidir. Anne babalar çocuklarını çok iyi tanımalı ve başaramayacakları şeyleri istememelidirler. Çocuklarını başkalarıyla asla kıyaslamamalı, aşırı otoriter ve baskıcı yaklaşmamalı, çocuğu tehdit etmemeli ve çocuğun hangi durumlarda yalana başvurduğunu irdelemelidirler.

      Unutmayalım ki, çocuklarımız bizim yarınlarımızdır ve yarınlarımızın hayatta yalanla var olamaya çalışmasını hiçbirimiz istemeyiz…

13 Mart 2018 Salı tarihinde eklendi ve 389 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız