Bir Yaşar Kemal hikayesi...

Kemal Emre AKDERE

Kemal Emre AKDERE
  • camlikgazetesi@gmail.com

Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve Sait Faik Abasıyanık. 
Üç Güzel adam, üç güzel dost, üç güzel kalemşör. 
Arada bir kahvehanede oturur ellerinden düşmeyen sigaralarının dumanı içinde edebiyat, siyaset, sinema konuşurlar. 
Sait Faik sinemayla içli dışlı değildir o yıllarda diğer ikisi sinemanın vazgeçilmezleri arasında. 
1960’lı 70’li yıllar. 
İyi yönetmenlerin, zamanın edebiyatçılarıyla içli dışlı olduğu zamanlar. 
Özgün, kaliteli eserlerin filme alındığı dönemler. 
Lütfi Akad, Erman Film için filmler çekiyor ve sürekli yeni konular arıyor o dönemde. 
Bir gün Yaşar Kemal’le karşılaşıyorlar ve onda işe yarar bir hikaye olup olmadığını soruyor. Yaşar Kemal, bir Çukurova hikayesinden bahsediyor. 
Bir süre sonra, Hürrem Erman, Şeref Gür (Türk sinemasının önemli yapımcılarından) ve Lütfi Akad kendilerini ofiste ziyaret eden Yaşar Kemal’den bu hikayeyi dinliyorlar. Hürrem Erman hikayeden etkileniyor ve ondan bu anlattığını senaryo olarak yazıp getirmesini istiyor. Daha önceki işlerinde, Yaşar Kemal’in hikayeyi anlattıktan sonra senaryoyu yazmak üzere avans alıp, arkasından işi unutma alışkanlığını bilen Hürrem Bey, birazda bunun rahatlığıyla oldukça yüksek bir para öneriyor. O günlerde bir film senaryosu için ödenen paranın iki katı kadar bir para sözünü Hürrem Bey’in ağzından duyan Yaşar Kemal, uzun paltosunun iç cebinden biraz önce anlattığı hikayenin bitmiş senaryosunu çıkartarak masanın üzerine koyuyor. Hürrem Bey hem şaşırıyor, hem de yüksek para ödemek zorunda olduğu için bozuluyor. ‘Bundan sonra ki karşılaşmalarında’ diyor Lütfi Bey, ‘Yaşar, senaryo olabilecek ilginç bir hikaye anlattığında, Hürrem Bey pazarlığı yapmazdan evvel iyice emin olmak için Yaşar’ın paltosunun ceplerini kontrol ediyordu’
Yaşar Kemal’in paltosu, Gogol’un paltosudur bizim için

16 Mart 2018 Cuma tarihinde eklendi ve 867 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız