Gerçek hayattan bir seferberlik hikayesi

Dilara BATUR

Dilara BATUR
  • camlikgazetesi@gmail.com

Cumhurbaşkanımızın başlatmış olduğu okuma-yazma seferberliği için ilk kez sahaya inerek çalışmada bulunduk ve bu yazımda sizlere karşılaştığımız ailelerden, hayatlardan, bizlerde iz bırakan olaylardan bahsetmek istiyorum. 
Bu çalışmayı Kırıkkale ili Hacıbey TOKİ mevkiinde gerçekleştirdik. 
İkişer kişilik gruplar oluşturmuştuk ve soracaklarımız sadece birkaç sorudan ibaretti. İlk binaya girdiğimizde büyük bir heyecan vardı içimizde ve tüm binayı gezdiğimizde sadece bir kişi kapıyı açmıştı. 
Kapının dürbününden bakıp elinde kağıt kalem olan iki kişi gören birçok kişi önemsemeyip kapıyı bile açmamıştı. Binadan çıktığımızda birbirimize bakıp büyük bir şaşkınlık yaşadık. Çünkü bize sadece bir kişi kapısını açıp sorularımızı yanıtlamıştı. 
Amacımız insanları zorlamadan onlarla iletişim kurmaktı. Başka bir binaya girdiğimizde kapı açmama olayında küçük de olsa bir azalma oldu. İnsanların gözünde, elimizdeki kağıt ve kaleme küçük de olsa bir korku olduğuna şahitlik ettim. Yaşlı bir teyze bize kapıyı açtığında ona okuma yazma bilip bilmediğini sorduk.
 Kendisinin de eşinin de bilmediğini söyledi. Okuma-yazma kurslarına katılıp katılmayacakları hakkında fikrini aldığımızda kocasının engelli olduğunu ve katılamayacaklarını söylemişti. Bizim de amacımız okuma-yazma bilip bilmediklerini, kurslara katılıp katılmayacaklarını ve evlerinde engelli birey olup olmadığını öğrenmekti. Teyzeden, eşine destek konusunda iletişim bilgileri istediğimizde önce gözümüze baktı ve hayır veremem dedi. 
Teyze sanırım bizi dolandırıcı sanmıştı. Bakışları, onun haklılığını bize kanıtlamıştı. Bu insanlar her gün televizyon karşısında o kadar çirkin olaylar izliyorlar ki korkmakta ve paylaşmak istememekte oldukça haklıydı o teyze. Bilgilerini paylaşmak istememe konusu yaşlı teyzemle sınırlı kalmadı tabi. Birçok insan tereddüt yaşamıştı. Azarlayanından tersleyip suratımıza kapı kapayanına, kahvaltı yapıyoruz buyurun içerde sorun sorularınızı diyene kadar birçok insanla karşılaştık. Bazıları evinde annesinin kaldığını, okuma yazma bilmediğini fakat katılamayacağını söylemişti. Teyzeye sorabilir miyiz acaba ister mi dediğimizde o annesinin adına kararı çoktan vermişti ve sormamıza fırsat bırakmadan kapatmıştı bile kapıyı. 
Beni en çok etkileyen evlerden birisi ise 25-30 yaşlarında genç bir kadın kapıyı açıp sorumuza ben bilmiyorum ve öğrenmek istiyorum cevabını vermesiydi. Büyük bir heyecan vardı gözlerinde. Kim bilir nasıl bir hayat yaşamıştı, kim bilir neden öğrenememişti... Cümlelerimi toparlayacak olursam öncelikle insanlarımız gördükleri, duydukları dolandırıcılık olaylarına karşılık daha dikkatli davrandıklarını bizleri bile dolandırıcı sandıklarında anladım. Ataerkil bir toplum yapısına sahibiz ve birçok kadın iletişim bilgileri konusunda kendisinin değil eşinin iletişim bilgilerini vermek istedi. Biz okuma-yazma bilen insanlarla daha çok karşılaştık. 
Bilmeyip öğrenmek için can atan da vardı, bu yaştan sonra öğrensem ne işime yarayacak gibi cümleler kuran da. Bir insan hangi yaşta olursa olsun bence içinde bir yerlerde sakladığı okuma isteği her zaman canlı kalacaktır.

22 Mart 2018 Perşembe tarihinde eklendi ve 813 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız