Yozgat’ta Akıllı Bisiklet Sistemi

Kemal Emre AKDERE

Kemal Emre AKDERE
  • camlikgazetesi@gmail.com

Hollanda Birinci Dünya Savaşı’nda tarafsızlığını koruyabilmeyi başarmış ve savaştan en az zararla çıkmış ülkelerden biri. Sınırdan 120 km ötede, Ypres ve civarında yarım milyondan fazla insan hayatını kaybetmişken Hollanda’da tek bir insanın bile burnu bile kanamıyor. 1930’ların sonuna doğru Nazi Almanya’sının savaş ilanı artık malumun ilanıyken, dönemin Hollanda kraliçesi Wilhelmina, Hitler ile ülkesini işgal etmemesi konusunda gizli görüşmeler yapıyordu. Bu görüşmeler işe yaramamış olacak ki Almanya, 1940’ta Hollanda topraklarını işgal ediyor. Lakin Hitler, Hollanda ırkını da Nazi ırkının bir parçası olarak gördüğü için hiçbir zaman tam yıkım emri vermiyor. Hollanda kraliçesi ve hükümeti yeraltından Londra’ya geçiyorlar ve BBC’nin geçici olarak kurduğu Radyo Oranje’den yaptıkları yayınlarla Hollanda halkını örgütlemeye çalışıyorlar. Açlıkla geçen 1944-1945 kışından sonra savaş bitiyor. Hollanda İkinci Dünya Savaşı sonrası açık ekonomi politikasıyla büyük bir büyüme yaşıyor. Büyüyen ekonomiyle beraber halk zenginleşiyor ve araba kullanımı artıyor.1950’lerin sonuna gelindiğinde, çoğu yüzyıllar önce inşa edilmiş olan Hollanda’nın büyük kent merkezleri araba nüfusunu kaldırmamaya başlıyor. Arabalara yer açabilmek için binalar yıkılıyor, şehir parkları otomobil park alanlarına dönüştürülüyor.1950 yılında trafik kazalarında yaklaşık bin kişi hayatını kaybediyor.1972 yılına geldiğimizde bu sayı 3 bini buluyor. Özellikle 1972-1973 yıllarında trafikte hayatını kaybedenlerin yarısından fazlasının çocuk olması kamuoyunu harekete geçiriyor. Halk sokaklara dökülüyor ve ‘Stop de Kindermoord’(Çocuk Ölümlerini Durdurun)hareketi başlıyor. Trafik kazalarında hayatını kaybeden binlerce çocuk Hollanda’dan yükselen bu sivil çığlığın sembolü oluyor.1973’te tüm ülke genelinde 3 milyon araca sahip olan Hollanda, bu kez de yaşanan petrol krizi ile sarsılıyor.

                Bu dönemde hükümetin en önemli kemer sıkma politikalarından biri de araç kullanımını azaltmak oluyor. 4 Kasım 1973’ten 6 Ocak 1974’e kadar Pazar günleri trafiğe çıkılması yasaklanıyor. Halk pazar günleri daha çok bisiklete ve toplu taşımaya yöneliyor. Tilburg ve Lahey kentleri sıfırdan yapılmış bisiklet yollarına sahip ilk iki şehir oluyor. Bisiklet yolları bu kentlerde bisiklet kullanımını %50 oranında arttırıyor. Sıfır irtifa ve az nüfus, bisiklet politikalarıyla birleşiyor ve günümüz bisiklet ülkesi Hollanda ortaya çıkıyor.

                Hollanda halkı ne Hendrik Marsman’ın şiirindeki sulara(toplumcu gerçekçilik ile denize diyelim) ne de motorlu araçlara boyun eğmiş durumda. Her iki soruna da bulabildikleri en iyi çözümlerle şimdilik yanıt vermiş durumdalar. Dünyanın en büyük bisiklet şöleni Fransa Bisiklet Turu’nun Grand Depart’ının(Büyük Başlangıç) bu kadar fazla Hollanda’dan başlıyor olması bu bağlamda sürpriz değil.

Görüldüğü gibi bisiklet kullanımı dediğimiz şey tamemen kültür ve vizyonla alakalı bir husustur. Çevre bilinci, trafik sıkıntısı veya günübirlik hazlar noktasında kullanmak isteyenler için ayrı ayrı anlamlar ifade eder. Benim hayatımda bisikletin hep ayrı bir yeri oldu. Bana göre bir ulaşım aracından çok mutluluk hapıdır. Bundan yıllar önce üniversite zamanlarında dışarıda okurken haftasonları Yozgat’a gelirdim, hatta bazı zamanlar üniversiteden bisikletçi arkadaşlarımıda getirirdim beraber turlardık Çamlık’ta çeşka’da… o zamanlar hiç unutmam mahalle aralarından geçerken çocuklar yabancı olduğumuzu düşünüp İngilizce konuşmaya çalışırlardı. Bisiklet kıyafetlerimizden ötürü tacizede uğrardık bunun yanında. Ama öylesine bir hızlı kültür geçişi yaşadık ki şimdi bu kentte ulusal ve uluslar arası bisiklet şampiyonaları düzenleniyor. Bunu yanı sıra tam anlamıyla bir iki teker şehrine dönüşme yolunda tarihi bir proje yapılarak hayata geçiriliyor. Yozgat Belediyesi tarafından projelendirilen ‘Akıllı Bisiklet Sistemleri’ Yozgat’ın beş farklı noktasında yaklaşık  70 adet bisikletle halkın kullanımına sunulacak bisikletler kısa süre içinde faal olacak. Kentlileşme yolunda bir büyük adım daha! Bisiklet kültürünü özellikle genç nesillerin içselleştirmesi noktasında tarihi bir adım atan belediye başkanımız Kazım Arslan’a da böyle bir tohumu şehrimizin geleceğine ektiği için  Yozgat’ta yaşayan bir bisiklet kullanıcısı olarak canı gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.

4 Nisan 2018 Çarşamba tarihinde eklendi ve 963 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız