Sinirlerine hakim ol

Dilara BATUR

Dilara BATUR
  • camlikgazetesi@gmail.com

Akşam olduğunda evimize gidip günün yorgunluğunu atmak isteyip televizyonlarımızı açtığımızda hep bir ümit; bugün cinayet, intihar kısacası cana kıyma haberleri olmasın ümidi... 
Kimimiz bu haberleri gördüğünde üzülüp dayanamayıp kanalını değiştiriyor kimimiz ise "çok yazık olmuş" demekle yetiniyor. 
Peki kanal değiştirdiğimizde bunları görmezden gelebiliyor muyuz, elbette hayır. Kadına şiddetin artması beraberinde gelen kadın cinayetleri, çocuğuna şiddet uygulayan ebeveynler ve bakıcılar, küçücük bedenlerin hayatına son vermesi, atanamadığı için daha 25 yaşında yaşamaktan vazgeçen gencecik bir öğretmen... 
Yaşadıkları sebebiyle ağır bunalım yaşayan ya da öfkesini, kendini kontrol edemeyen bunu başaramadığı için ailesine, çevresine en önemlisi kendine zarar veren milyonlarca ruh sağlığı bozulmuş insan... 
Peki bunun sebepleri ne? İnsanlar neden kendini bu kadar kaybetmiş durumda, biz hangi ara bu kadar kaybettik kendimizi? Birçoğumuzun çevresinde "Sinirlerime hakim olamıyorum, antidepresan ilaçları kullanıyorum." gibi cümleler kuran insanlar vardır. Peki neden insanlar sinirlerine hakim olmakta, kendini kontrol etmekte bu kadar zorlanıyor? Bana neden baktın diye birbirini öldüren insanlar duyuyoruz. Biz bu kadar mı acımasız olduk, bu kadar mı kendimizi kaybettik? Sinirlerine hakim olamadığı için eşini, çocuklarını ve son olarak kendisini öldüren babayı bu duruma ne getirmiş olabilir? Yoksulluk mu, işsizlik mi, bütün sorumlulukların altında ezilmek  ve dayanamamak mı, mücadele gücünü kaybetmek mi? Peki bütün bunlar bir cana kıymak için sebep gösterilebilir mi? Bu tür ruh sağlığı bozulmuş, ağır depresyon yaşadığını düşünen insanların korkmadan, utanmadan, sıkılmadan kendilerini sorgulamaları ve zarar vermemek adına bir uzmandan yardım almaları gerektiği kanaatindeyim. Bunu başarabilirsek, "deli doktoru" tabirini ortadan kaldırmayı başaran bir toplum olabilirsek ortada ne şiddet kalır ne cinayet ne de intiharlar. Öfkenizi kontrol edemediğinizi düşünüyorsanız destek almaktan değil zarar vermekten korkun. Bu size hiçbir şey kaybettirmez aksine birçok şey kazandırır. Bunu başarabilirsek mutluluğu yakalarız, bunu başarabilirsek huzurlu bir toplum olabiliriz. Çok basit, küçük olarak gördüğümüz sinir bozukluklarımızın bile üstesinden gelmeyi öğrenelim. Mesela bir baba iş yerinde yaşadığı huzursuzluğu evine taşımasın ya da bir anne gün boyu "Ev işi yaptım, çok yoruldum." diye akşam olduğunda günün yorgunluğunu ailesinden çıkarmasın. Mutlu ebeveyn deme mutlu çocuklar demek, mutlu çocuklar demek güzel bir nesil demek. Güçlü olmak öfke anında sergilediklerimiz değil o öfkenin üstesinden gelebilmektir. Öfkenize karşı koyabiliyorsanız güçlüsünüz demektir. 
Hz. Ömer'in bir sözüyle yazımı noktalamak istiyorum: "Hiddet, bulunduğu kaba döküldüğü yerden daha çok zarar veren bir asittir." Siz kabına zarar verenlerden olmayın.

26 Nisan 2018 Perşembe tarihinde eklendi ve 1606 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız