Sevmek neydi?

Kemal Emre AKDERE

Kemal Emre AKDERE

Her ne olursa olsun bu dünyada birbirine denk hiçbirşey yoktu bunu yüzyıllar önce Aristo’da düşünsel olarak açıklamıştı ama bunu anlatmaya da mecali yoktu. 
Hep bir taraf çok sever, özler, üzülür vesaire vesaireydi. Aşk bir mantık hatasıydı ve o , büsbütün doğru olduğuna inandığı koca bir yanlışa düşmüştü. Aslında her insan bir tek kendi sevgisinden sorumluydu. Sevdiğin kadar sevilmek filan boş laflardı, varoluşa aykırıydı. Hiçbir beklentiye girmemeyi öğrendiği gibi, ağır ve sancılı bir şekilde, sabretmeyi de öğreniyordu. Sonunda düşlerini süsleyen kadının durduğu yolu artık çıplak ayak yürüyordu. Abide işhanı’nın zemin katından yukarı çıkarken cigara çeviren çocuklarla selamlaştı. Lise Caddesi’nde karşıdan karşıya küfreden 15’ine gelmemiş çocukların yanından geçerken uçsuz bucaksız bir aşk uğruna yarım bırakıp geldiği yolları düşündü. Kim bilir sonunu göremediği kaçıncı hikayeydi bu? Kel Ali abinin dükkanında sesini hiç eksik etmediği Neşet’ten bişeyler dinledi. Gözleri kapalı felan da değildi.
Bir sigara yaktı. Her insanın tanışması tesadüftür de onun eli, yüzü, gülüşü ona ne diye bu kadar tanıdık gelmişti ki? Bugüne kadar bir marifetmiş gibi duygularını hep saklamıştı. Sevince susmuş, kızınca küsmüş, kırılınca belli etmemişti de bu sessizlik ne işine yaramıştı? Herkes bu sessizlik yüzünden onun istikrarsız olduğunu zannediyordu. Aksine o sadece onu anlatmayı sevmiyordu. Öfkeliydi belki, belki kıskanıyordu, belki de zihinlerinde görüntüsünün oluşmasını istemeyecek kadar seviyordu. Herkese kendi aşkı özel gelir ya, ondan işte. Karşısında ellerinin titrediğinden, dizlerinin boşaldığından ona bile bahsetmemişti. Nasıl onu başkasına anlatsın dı ki? İnsanın kaybetme korkusu sevgisinden üstün gelince aklı karışırdı. Kalbi aklına yenik düşmeden, evin yolunu tuttu. Bir kez daha düşünseydi ondan bile vazgeçebilirdi. Abide İşhanı’nın sıvası dökük tavanının altından usul usul yürüdü. Hafızasından silinmeye yüz tutmuş o gözleri unutmaya kıyamadı. Giderken hoşça kal bile dememiş bir kadının peşinden gelmeden önce bunları hesap etmesi gerekirdi. Farkındaydı. Aşkın insan bedenindeki ağırlığının, sevgiliye duyulan tutsaklığın her şeyin farkındaydı. Ona kalsa tüm kırgınlıklar açıklanabilirdi ama onun açıklamalarından çok ona sarılmaya ihtiyacı vardı.
Apartmanına girmek üzereyken birinci katta ışıkları ağır aksak yanan öğrenci evinde şişe şıngırtıları vardı ses sonuna kadar açıktı.
Mühür gözlüm diyordu, seni elden sakınırım, kıskanırım…

10 Mayıs 2018 Perşembe tarihinde eklendi ve 121 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız