Nostalji

Bebektik, kimimiz mavi gözlü, kimimiz siyah. Nasılda sevimliydik. Nasılda heyecanla beklemişti anne-babamız bizi. Bazımız çok uslu, bazımız çok huysuzduk. Gecelerce uyumaz uyutmazdık. Hele o diş sancımız olduğunda. Nöbet tuttururduk gecelerce annemize. Bunları biz hatırlamıyoruz, anlatılanlardan duyuyoruz.

Sonra çocuktuk. Yürüme çabasındaydık. Hop kalkar hop düşerdik. Kimimiz annemizin dibinden ayrılmazdı, kimimiz babamızın peşinden koştururdu. Türlü türlü sorular sorar hayatın farkına varmaya çalışırdık. O ateşlendiğimiz gecelerde yine uyku uyutmazdık anne-babamıza. Bunları da biz hatırlamıyoruz. Bizim için anlatılanlar böyle.

Büyümeye başladık. İlk okul çağına geldik. Tatlı bir telaş başladı. İlk okul hayatı. Yeni yeni arkadaşlar. Cıvıl Cıvıl bir ortam. Yeni oyunlar. Dersler, ödevler. Siyah önlüklerimiz vardı. Beyaz yakalarımız. Yaramaz olanlarımız her gün ya düğmeleri ya o beyaz yakaları kopartırdık. Peş peşe geçti yıllar. 1.sınıf.2 sınıf… Bunları hayal meyal hatırlarız çoğumuz.

Oyunlarımız vardı, sokak aralarında koşturmalarımız. Çelik çomak, misket, birdirbir,Oyunlar, koşturmacalar, düşüp kalkmalar, yaralanmalar bile o zamanlar bir başka güzeldi

Orta okulu da bitirdik ve liseliyiz artık.

Çoğumuz için efsane yıllardır Lise hayatımız. Hayatımız boyunca unutmadığımız belkide unutmayacağımız anıları hep liseli yıllarımızda yaşadık. İlk aşklarımız liseli yıllarda, ilk kavgalarımız liseli yılarda. Çoğumuzun siyasi felsefesi de liseli yıllarında pekişti.

Başka güzeldi o zamanlar her şey. Mesela ilk aşkımız. 90'lı yıllarda bir başkaydı aşklar. Daha temiz, daha masum, daha günahsız. İnternet yoktu o yıllar. Cep telefonları yoktu, 1000 dk paketler sınırsız SMS ler yoktu hayatımızda. Whatsap yada görüntülü aramalar yoktu. Bizim için aşk demek kaçamak bakışlardı.Çok deli cesaretli olanlarımız aşık olduğunu söylerdi aşkına. Ama çoğumuz platonik yaşardık. El ele tutuşmak yoktu. Parklarda gezinmek, cafelerde mola vermek, sinemalarda buluşmak,gecelere akmak yoktu. Ötesi yoktu bizim için aşkın. Bir fırsatını bulurda göz göze gelirsek o bile yeterdi. Ders aralarında gizli saklı kitabının arasına mektup koyanlarımız vardı. Günlerce beklerdik cevabı gelecek mi diye. Gelmezdi. Utanırdı sevdiğimiz, çekinirdi. Çünkü aşk o aralar bir başkaydı. Günahsız yaşanırdı.

Ankesörlü telefonlar vardı. Küçük, orta ve büyük jetonlar. Hele bir de sevdiğimizin evinde telefon varsa.Hani herkesin evinde telefonda yoktu o yıllar. Küçük jeton alırdık sevdiğimizin sesini duymak için. Aradığımızda ''alo, alo,

efendim,'' demesini dinlerdik. Bu bile bize yeterdi, sesini duymuştuk, belki o da anlamıştı arayanın ben olduğumu.

Gizli gizli sevdalanır Cengiz Kurtoğlu dinlerdik, ya da Ümit Besen, Romantik aşıksak Sezen Aksu. Çok arabeske bağlayanlarımız Ferdi dinlerdi, Ya da Müslüm. Başka güzeldi bizim aşklarımız. Temiz, masum, günahsız ve en acısı bazılarımızın ki karşılıksız.

Radyolarda şarkı armağan etmelerimiz vardı. İsmini vermek istemeyen bir dinleyici diye başlardı anons. Sevdiğimiz anlardı o şarkının kendisine armağan olduğunu.

Ve yollar ayrıldı liseden sonra. Kimimiz üniversiteye, kimimiz askere gittik, kimimiz evlendik.Her birimizi hayat farklı farklı savurdu. Omuzlarımızda farklı sorumluluklar, ağır yükler yüklendi. Ve geçmişe özlem başladı. Geçmiş her zaman özlenen oldu.

Dünün çocukları biz, şimdi çoluk çocuğa karıştık,Hala anne-babamız bizim peşimizden koştururken, artık bizimde peşinden koşturduğumuz çocuklarımız oldu.

Ve can alıcı sorumla bitiriyorum yazımı: Şimdi bizim hafızlararımıza, anılarımıza kazınan özlediğimiz ve doyamadığımız bir çocukluğumuz var, özlediğimiz ve doyamadığımız oyunlarımız, arkadaşlarımız var. Özlemle andığımız, benimsediğimiz gençliğimiz var. Ve bir çoğumuzun gençliğinden unutamadığı ilk aşkları, kara sevdaları var. Peki ya şimdi ki çocuklar, Önlerindeki bilgisayarı, ellerindeki telefonu, tableti ve bu cihazlara gizli binlerce oyunu birgün özlerler mi? Peki ya şimdinin gençleri? Cafeleri, sinema salonlarını, yeni yeni sevgilileri, gecelere akmaları birgün özlerler mi? Hangi sevgiliyle ne kadar zaman geçirdiklerini, hangi sevgilinin adının ne olduğunu bir gün hatırlarlarmı?

16 Mayıs 2018 Çarşamba tarihinde eklendi ve 256 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

1 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız
Phikachuuuuu

Her dönemin yaşanmışlıkları farklıdır, bugünün çocukları da 50 yıl sonra tableti özleyecek, bilgisayar oyunlarını özleyecek, cep telefonlarını özleyecek..teknoloji gün geçtikçe ilerliyor günümüzde var olan teknolojik ürünleri sizinde hayıflandığınız gibi 50 sene sonra belkide başkaları özlemini dile getirecek.. o yüzden çokta takılmamak gerek hayatı akışına bırakmak lazım su akar yolunu bulur misali.