İslam ülkelerinin bir Filistin meselesi var

Geçen hafta içerisinde ABD elçiliğinin Kudüs’e taşınması sırasında meydana gelen protesto olaylarında İsrail güvenlik güçleri tarafından 60’ın üstünde Filistinli vurularak hayatını kaybetti. Binlerce Filistinlinin de yaralandığı olaylarda dünya sadece bu olaya seyirci kaldı.
Gerçekte Başkan Trump’ın Ocak ayında ABD elçiliğini Kudüs’e taşıma kararının çok büyük bir tepki doğuracağını bölgeyi bilen tüm uzmanlar dile getirmişlerdi. Fakat ABD hükümeti bütün bu yaşanacakları bilmesine rağmen kararından vazgeçmedi ve sonuçta onlarca Filistinli hayatını kaybetti.
Uluslar arası hukuka göre 1967 savaşı sonrasında işgal edilen Doğu Kudüs’te İsrail’in tek taraflı yaptığı her türlü politika ve uygulamalar yasa dışı olarak kabul ediliyor. İsrail’in yıllardan beri doğu Kudüs’te hayata geçirdiği Yahudi yerleşimleri kurma politikası Uluslar arası hukuka aykırı olmasına rağmen halen artarak devam ediyor. İsrail hükümetleri bu konuda Uluslar arası hukuku hiçbir zaman tanımadılar ve güçlü olan haklıdır anlayışı ile hareket etmeye devam ettiler. Şimdi ise Trump hükümetinin verdiği İsrail ateşe benzin dökmeye devam ediyor. Bütün bu yaşananlar asla tesadüf değil zira İsrail ve ABD ortak bir biçimde orta doğudaki planlarını hayata geçiriyorlar. Bu planın hayata geçmesindeki temel sağlayan ise bugünkü İslam dünyasının parçalanmış ve birbirine düşman olmuş ülkelerden oluşuyor olması.
Suriye savaşının halen devam etmesi, Suudi Arabistan, Bahreyn BAE ve Mısır’ın ABD yanında İran’a karşı bir blok oluşturmaları bugünkü İslam dünyasının halini çok net ortaya koyuyor. Gerçekte bu ülkelerin hiçbirinin Filistin meselesi gibi bir meseleleri yok. Zira bu ülkelerin gözünde en büyük düşman İran;  dolayısıyla ABD ve İsrail gibi İran’ı bir terör devleti olarak gören ülkelerle çok yakın bir işbirliğinde bulunan bu ülkeler için ne kadar çok filistinlinin öldürdüğünün de bir önemi yok.
Türkiye öncülüğünde geçen hafta içerisinde İstanbul’da toplanan Kudüs temalı toplantıya sadece 9 İslam ülkesinin katılması da İslam ülkelerinin Kudüs ‘ü çoktan gözden çıkardıklarının kanıtı niteliğinde. Toplantı sonrasında alınan kararların hiçbiri bundan önceki toplantılarda olduğu gibi hiçbir mana ifade etmeyecek ve sadece temenniden ibaret kalacaklar. Geçen hafta ki yazımda da vurguladığım üzere ABD, İsrail ve Suudi Arabistan bölgedeki tek derdi İran’ı saf dışı bırakıp bölgedeki İran nüfuzunu yok etmek bu uğurda Suudi Arabistan’ın Filistin meselesi konusunda ABD veya İsrail aleyhine bir konum takınması imkansız gözüküyor.  İsrail ve ABD’nin dümen suyuna girmiş bir Suudi Arabistan bölgede yakın gelecekte çok daha tehlikeli girişimlere öncülük edecektir. İsrail’de bütün bunlar yaşanırken Kudüs’te ve diğer Filistin yerleşimlerinde yayılmacı politikasına devam edecek ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının önünü almak maksadıyla her türlü önlemi alacaktır.
Bu noktada Türkiye ne yapabilir? Türkiye bölgede tekrar güçlü ve etkin bir ülke olmak istiyorsa öncelikle güçlü ve istikrarlı bir ekonomik ve siyasi güç olduğunu tekrar hissettirmelidir. Başta ABD olmak üzere batılı ülkelerle kurmuş olduğu ilişkileri yeniden gözden geçirmeli ve uluslar arası hukuku temele alan bir politika izlemelidir. Filistin meselesi konusunda Cumhuriyet tarihi boyunca ortaya konulan bağımsız ve iki devletli bir çözüm politikasını desteklemeye devam etmelidir. Fakat bunu yaparken doğu ve batı dengesini gözeten daha tarafsız bir ülke imajı çizmelidir.
Filistin meselesinin bugün için bakıldığında çok uzun bir zaman içerisinde çözüme kavuşamayacağı gerçeğini kabul etmeliyiz zira güçlü olan haklıdır algısı ile hareket eden küresel güçler bugün için bölgede yeni çatışmaların ve savaşların arayışları içerisindeler. Yakın gelecekte İran’a dönük ekonomik ve askeri bir operasyonun sinyallerinin giderek arttığı bir dönemde Filistin meselesine dönük barış çabalarının  hayata  geçmesinin  imkansıza yakın olduğunu söylemek durumundayız. 
Türkiye olarak Filistinlilerin yanında yer almaya devam etmekle birlikte yakın gelecekte bölgede hayata geçirilmek istenen projeler konusunda da uyanık olmak durumundayız. Türkiye ne derece güçlü ve kararlı bir ülke olarak hareket ederse yakın gelecekte de başta Filistin meselesi olmak üzere diğer bölge sorunlarının çözümünde o derece etkili bir ülke konumuna gelecektir.

21 Mayıs 2018 Pazartesi tarihinde eklendi ve 396 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız