Liyakat

Kemal Emre AKDERE

Kemal Emre AKDERE
  • camlikgazetesi@gmail.com

Anlam açısından bakıldığında layık olma durumu, yeterlilik, kifayet olarak yorumlanabilir. Öte yandan bir kimseye iş verilirken güven duyulmasını sağlayan nitelik; bir kişinin herhangi bir işe layık olduğunu veya olmadığını belirten değerlendirme sözcüğü olarak da nitelendirilebilir.  "Adam hacı mı olur varmakla mekke’ye; eşek evliya mı olur, taş çekmekle tekkeye." sözü aslında mânâ itibariyle oldukça yerinde bir söz olur. 
Sosyal hayatımızın her anı layık olarak yaşama ruhsatına sahip kişilerce onore edilmektedir. Alış veriş yaptığımız esnafların  dürüstlüğü ve mahareti,  komşularımızın samimiyeti ve güvenilir olmaları , dostlarımızın sayısal olarak değil de kişilik yönünde  güçlü oldukları ortamlar bize anlamlı yaşama hakkı sağlar. Kendimizi ve çevremizdekileri bu ortamlara layık gördüğümüz için mekân en belirleyici unsur olmaz . Çünkü mühim olan o mekânlara güzellik katan ve sinelerinde güller deren gül yürekli insanlardır. Bizlere de bu gülistanlara layık gülzarlar olmak düşer, düşmeli de.
Dünyanın bir çok öncü ülkesinde,  özellikle Avrupa ülkelerinde, bir kişinin her hangi bir göreve getirilmesi  “fırsat eşitliği” temelindedir.
Bir kişiyi bir işe almada, şirketlerin ihale alımında, akademik yükselmede; dil, din, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç veya benzeri ayrılıkların dikkate alınmaması ve hiçbir kişiye, aileye veya zümreye ayrıcalık tanınmaması kabul etsek de etmezsek de bugün hem teknik hem de etik olarak Ortadoğu coğrafyasından  birkaç adım önde olmalarının en temel unsuru liyakat sebebidir. Liyakat kişinin oturduğu koltuğa layık olabilmesıdır kısaca. Avrupalılara göre  yeterlik, görevi başarıyla yapabilme gücüdür. Ancak liyakatın yani yeterliliğin temelinde bir “hak etme” kavramı vardır. Yönetim biliminde “olmazsa olmaz”dır “liyakat ilkesi”...
Görevler için en yetenekli ve en liyakatlı - yeterli elemanların seçilmesi demektir.
Dil, din, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç veya benzeri ayrılıklar dikkate alınmadan!
 Bizim nasırlı coğrafyamızda ise liyakat sahibi olmamış binlerce bakan, milletvekili,  müdür, şef etrafında  bir sürü sekreter, danışman, memur toplar. Bu zatlar süslü giyimleriyle, himalayaları aşan gururlarıyla, hükümferman tavırlarıyla ve israfı aşan otomobiller,yemekler, yerli yersiz israflı açılış ve törenleriyle putlaşıp durur adeta gözlerimizin önünde. Ne kök saldıkları koltukların mahiyetini bilirler ne de o görevde başarılı olabilecek güzel yürekli insanlara fırsat verirler.  Bu dermansız işletmenin  iş yapmasına gerek yoktur çünkü iş bilmez. Başkasının yapmasına da müsade etmez.
Ve ülke(ler) böylece batar.
Kurtuluş umudu var mı?
Yattığımız ve hiç kalkmadığımız o güzellik uykuculuğundan uyanırsak, neden olmasın?

25 Mayıs 2018 Cuma tarihinde eklendi ve 856 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız