Leyla ve Eylül

Dilara BATUR

Dilara BATUR

Pencereden dışarı baktığınızda ne düşünüyorsunuz, ne hissediyorsunuz?

Yaz mevsimi çoktan kapıyı çalmış ve içeri girmiş, hatta bir süre sonra kalkıp gidecek gibi. Peki bizler yazı nasıl değerlendirdik ya da değerlendiriyoruz? Bu sıcak günleri evde oturarak mı geçirdik yoksa bol bol gezip yazın tadını çıkararak mı?

Bazılarımız evde oturarak, bazılarımız da bol bol gezip eğlenerek geçirdi. Peki Eylül'ün ailesi? Peki Leyla'nın ailesi?

Unuttunuz mu yüreğimizi yakan miniklerimizi? O aileler yazı nasıl geçirdi ya da nasıl geçiriyor? Muhtemelen onların hayatında bir daha yaz mevsimi olmayacak. Neşet Ertaş'ın da söylediği gibi "Yazımı kışa çevirdin." Onların dilindeki kalbindeki cümle budur muhtemelen. Evet Eylül'ün, Leyla'nın ailesinin yazı kış oldu.

Bunu yapanlar hak ettiği cezayı bulur mu, bulacak mı, hepimizin aklında bu sorular. Adalet kavramına olan inancımızı kaybetmememiz için o kanlı ellerin en ağır cezaları alması en büyük temennimiz. Eskiden yazın tadını en güzel çocuklar çıkarırdı.

Şimdi öyle mi?

 Tabi ki değil. Oyun arkadaşları bilgisayar oyunları olan çocukların ailelerine hep kızardım; bırakın çocuklar sokakta oynasın derdim, kıyafetlerini kirletsin, düşsün, dizleri yara olsun, düşe kalka büyür çocuk diye düşünürdüm. Ama Leyla ve Eylül düştü ve bir daha kalkamadı. Onlar düştü diye sadece aileleri değil tüm Türkiye ağladı. Bu olaylar yaz kış hiçbir mevsimde ailelerin çocuklarını sokaklara tek başına çıkarmaması gerektiğini kanıtladı.

Sabahtan akşama kadar sokaklarda oynanan sayısız oyunlar acıktığını bile unuttururdu bu küçük masumlara. Minik Leyla acıktığını unutmadı, unutamazdı çünkü bu bir oyun değildi. Açlığa dayanamadı o küçücük bedeni... Nasıl kıydınız ona, kalbinizi bu kadar karartmayı nasıl başardınız? Size söylenecek çok söz varken ben sadece acı çekerek can vermenizi temenni edebiliyorum. Çünkü onlar masumdu, hiçbir günahı yoktu.

Siz onların canını yaktınız, siz tüm Türkiye'nin canını yaktınız. Hepimizin ortak korkusu Eylül ve Leyla'nın son olmayacak olması. Artık kimsenin canı yanmasın, bu kirli eller minik bedenlere dokunmasın. Bunun sonunun gelmesi için, hiçbir annenin göz yaşının akmaması için en çok ihtiyacımız olan şey; onların en ağır şekilde cezalandırılmaları. Ailelere düşen en büyük sorumluluk ise çocuklarına susmayı değil, avazı çıktığı kadar bağırmayı öğretmeleri.

Eylül ve Leyla büyüyemedi. Onlar da bir gün anne olacaktı belki, olamadı. Onların sesi siz olun, susmayın artık. Kimse susmasın ki çocuklar büyüyebilsin. Ve son olarak Eylül, Leyla ve niceleri biliyoruz ki siz tertemiz kalbinizle bizleri affedersiniz ama biz artık susarsak kendimizi nasıl affederiz?

12 Temmuz 2018 Perşembe tarihinde eklendi ve 554 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız