O karanlık gece

Kemal Emre AKDERE

Kemal Emre AKDERE

Üniversite ikinci sınıf. Afyon Kocatepe üniversitesi.  Arkadaşlarıyla dersten çıkmış ertesi hafta başlayacak final sınavlarına çalışmaya başlamadan önce bir arkadaşının düğününe katılmak için hazırlanıp düğün salonuna gitmişti. Akşam boyunca eğlendiler, arkadaşlarının en mutlu gününde hayatının aşkıyla karşılaşacağından habersiz bir köşede oturup yaklaşan final sınavlarını düşünmeye başladı. Otomotiv öğretmeni olacaktı. Salonda bir kız gördü ve kısa sürecek olan hayatının geri kalanını birlikte geçireceğinden o an emin oldu. Gizemle tanıştılar. İlk aşkıydı Gizem Ferhat’ın…
O da sınıf öğretmenliği bölümünden. Yıllar geçirdiler birlikte, üniversiteden mezun olduktan sonra atanamadı. Evlenmek istiyordu Gizemle, aile olmak…
Polislik sınavlarına girdi, kazandı. Mezun olduktan sonra ilk görev yeri Başbakanlık’a bağlı ulaştırma birimiydi. Uçurtmalar yapıp uçurduğu ilk günden beri göklere hayrandı, Sınavlara girdi, Havacılık Daire Başkanlığı’nı kazandı. Gizemle aynı yastıkta kocama hayalini ailesine anlattı. Nişanlandılar. Düğün tarihi olarak 31 Temmuz’u seçmişlerdi.  Ama nasip olmadı. Ferhat Koç Özel Harekat’a atılan bombalarla o kara günde şehit düştü…
Gelinlik provası vardı Gizem’in o gün. Ferhat nöbette olduğu için gidemedi, o gelinliği giyip aile olmak onlara hiç nasip olmadı…
Daha küçük bir çocukken sormuştu babasına ‘Baba bu mezarlıklarda neden bayraklar var’? Babasıda ona teröristlerle çarpışırken şehit olan asker ve polis abilerin mezarları oğlum’ diye cevap vermişti. ‘Bizim köyün mezarlığında neden yok baba’ diye sordu babası ona bizim köyde şehit olan yokta ondan diye cevap verdi. Mezarlara bakıyordu Uhud. Ve üzerlerinde dalgalanan şanlı bayrağa… Sonra babasına döndü ve dedi ki ‘Baba bizim köydeki ilk türk bayraklı mezar benim olacak…’ 
17 yaşına gelmişti Uhud. Sağlık lisesi son sınıf öğrencisiydi. Tabip asker olabilmek onun en büyük hayaliydi. Astsubay Meslek yüksekokulu’na girebilmek için başvuruda bulundu. Sınavı kazanmıştı. 15 Temmuz günü mülakat sınavı için Ankara’ya gitti. Sınavının iyi geçtiğini okula gireceğinden emin olduğunu söylemişti babasına. Keçiören Aktepe’de ki evlerine gittiler. Akşam teyzesinin evinde balkonda sohbet ederken almışlardı o kahpe haberi. Babasıyla birlikte Kızılay’a gitmek için evden çıktılar. Babası oradaki karışıklığı  görünce oğlunu geriye çekmek istedi. Karşı çıktı Uhud ona. Sağlık yemini etmişti çünkü okulda.  Yaralılara yardım etmek için babasının yanından ayrılarak Genelkurmay önüne gitti. Yerde yatan yarlılardan iki tanesine müdahele ettiği sırada o kahpe kurşun sırtından girdi. Oracıkta teslim etti son nefesini. Askeri okulu kazanma arefesinde, Genelkurmay önünde…
  Allah onun kaderine üniformasını giymeden şehit olmayı yazmıştı…
O kara gecenin perde arkasında ki yüzlerce hikayaden ikisiydi Ferhat Ve Uhud’un ki. Aslında o terörist tetikçilerin herşeyi planladıklarını sandıkları fakat göz ardı ettikleri gerçekti o hikayeler. Bizim Orta Asya tarihimizle başlayıp şu güne kadar gelen milli şuurumuzdu o hikayeler.
Allah onlardan razı olsun, emanetlerine sahip çıkmayı nasip etsin bizlere. 

16 Temmuz 2018 Pazartesi tarihinde eklendi ve 3476 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız