Bir bile bilsen ah bir bile bilsen.

Müzik için insanoğlunun bugüne kadar gelmiş geçmiş en başarı sihri diyebiliriz.

Bizler anne karnında ritim tutmaya başlar, titreşimleri algılarız, yaşantımız, aile kültürümüz, toplum öğeleri, dinlediğimiz tarzı ve tarzları yaratır, dolmuşa biner Orhan Gencebay’ı, Çiçek Pasajından geçerken ince sazların sanat müziği icralarını,  Kırşehir’de Muharrem Ertaş, Çekiç Ali Bozlaklarını iki evden birinde duyarız. 

Her tarzın büyüsü ve kitlesi birbirine benzer veya hiç benzemeye bilir.

Peki bu sihrin icracılarına neden sanatçı deriz, sanatçı inşaatta Ferdi Tayfur’dan “bana sor” şarkısı okuyan mı, yoksa bunu mikrofona okuyan mıdır?

Sanatçı sahne soytarısı mı, yoksa Zeki Müren gibi tarz yaratıp nadide bir üslupla bizlere hitap edenmidir?

Sanatçı icrayı bilen Türk musikisi makamları ve kudum velvelerine kadar eğitim alan mı, yoksa baba zoruyla öğrendiği bağlamayı her konum da, her mecliste, icra eden midir?

Sanat yada sanatçı, Yahya Kemalin Dönülmez akşamın ufkundayım eserinin sözleri yazmak mı? 

Minur Nurettin Selçuk gibi içinde makamdan makama defalarca geç ki yapıp o şarkıyı bestelemek mi, yoksa bestesi 4 notayı aşmayan, sözleri vezinden binlerce yıl uzak şarkılarla piyasanın altına üstüne getiren, program başı milyon milyonlar kazanmak mıdır?

Ahmet Selçuk diyor ya, “Bir bile bilsen ah bir bile bilsen.”

Sanat bir sanatçı için ruhundaki nağmeleri, dizeleri büyük bir sihirle, büyük bir ustalıkla bizim ruhumuza doldurmak, iyi bir soytarı içinde cebini doldurup kaçmaktır.

Bu haftalık bu kadar Sevgiyle ve saygıyla, araştıra Hicazlı arada Hüzzamlı, yorulunca da Nihavendli fasıllarda kalın.

3 Ağustos 2018 Cuma tarihinde eklendi ve 1116 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız