Biri size dese ki!

Perihan İlbaş TUTUCU

Perihan İlbaş TUTUCU

Yaşınız kaç, cinsiyetiniz ne, medeni haliniz nasıl, ekonomik-sosyal durumunuz hangi seviyede olursa olsun, bugün, şu an nefes alıp veriyorsanız, Yaradan’ın bu dünyada soluklanmanıza izin verdiği ölçüde hayatınıza devam ediyorsunuz demektir. Belki bu cümle ile satırlara başlamam sorularımın kafanızda , gayr-i ihtiyarî tahlil edilmesine sebep olmuş olabilir. “ Yaşım şu, bayanım- erkeğim, evliyim-bekarım, maaşım yetersiz- çok şükür iyi…vs. gibi.” Biraz da ruh halinizi tahlil edelim ama bu sefer isteyerek. Mutlu bir hayatınız mı var, yoksa mutsuz musunuz; şu hayattan beklentileriniz gerçekleşiyor mu, hep hayalde mi kalıyor; seviyor musunuz kendinizi ve karşınıza çıkan yaşama sebeplerinizi, yoksa “önemli olan içten sevmek” deyip göstermiyor musunuz yüreğinizin asıl halini; seviliyor musunuz kendiniz dışındaki bu dünyada soluklanmasına izin verilenler tarafından, yoksa hissetmiyor musunuz sevgilerini gönlünüzde; vesile oluyorlar mı mutluluğunuza, yoksa umurlarında bile değil misiniz; affediyor musunuz hata yapanı, hoş görüyor musunuz kusurlarını size göre yanlış dediğiniz şeyleri yaptığında, yoksa cezaların en ağırını mı kesiyorsunuz acımadan; mutluluğuna vesile olacağınız kimseler olduğunda fırsatı değerlendiriyor musunuz, yoksa hep erteliyor musunuz; kanaat ediyor musunuz size sunulanlara, şükrü hatırlıyor musunuz ara sıra da olsa, yoksa hep şikâyet mi var dilinizde ve gönlünüzde. Vs… vs… Sonuç ne oldu bilemiyorum tahlilinizde ama, hatırlamak da güzel galiba tüm bunları. Ara sıra ölçmek gerek duygu dünyamızı yine duygu terazimizde. Ve sonunda da sormak gerek hayata geliş gayemizi ve kısacık dünya hayatımızda yapmamız ya da yapmamamız gerekenleri.
Hayata geliş gayemiz dedik. Yaradan bize bu dünyada nefeslenme iznini verdiğinde, bizim için en önemli olanın da mutluluğumuz olduğunu belirtmiştir. Evet. Mutlu olmamız ve mutlu etmemiz karşımızdakileri. Her canlıya bir ömür biçmiş kısa ya da uzun. Ve bilmesini istememiş ömür süresinin bitiş gününü, saatini. Bilemiyoruz nefes sayımızı, bu dünyadaki misafirlik süremizi. Pek de getirmiyoruz aklımıza böyle iç ürpertici bir soruyu da zaten. Fakat bir gün biri size dese ki, “ Bu dünyada kısacık bir ömrün kaldı, bu süre içerisinde neleri gerçekleştirmek isterdin?”  Önce buz gibi olurdu herhalde her hücren, sonra yavaş yavaş normale dönmeye başlar ve hücum ederdi beynine bu dünyada yapmak isteyip de hep ertelediğin, yapamadığın şeyler galiba. Hangisinden başlayacağını bilemezdin sanırım. Önce kendinle ilgili olanları getirirdin aklına herhalde; maddi değeri olan birkaç şey mesela; almayı hep istediğin araba, yeni bir kıyafet, gitmeyi çok istediğin tatil, bahçeli bir ev… Sonra başkalarını da katardın herhalde hayallerine, mesela; eşinle ilgili ertelediklerin, ona hep söylemeyi isteyip de bir türlü söyleyemediğin yüreğinden geçen cümleler, senin neleri yaptığında mutlu olacağını bildiğin halde bir türlü gösteremediğin davranışlarının… Sonra çocuklarınla ilgili ertelediklerin gelir aklına bir bir. Sonra uzun zamandır gidemediğin ana-babanı ziyaret edip onlara sımsıkı sarılmak ve karşılıksız sevginin tadını bir kez daha taa yüreğinde hissetmek mesela…Ve başka hayaller, çok isteyip de hep ötelediğin. En basitini bile yapmaya fırsat bulamadığın. Peki o halde, bir dakika sonrasına bile garantinizin olmadığı hayatınızda neden hep çok uzun yaşayacakmış gibi erteliyorsunuz mutluluk vesilelerinizi? Neden sonraya bırakıyorsunuz en basit hayallerinizi bile? Hayat aslında çok kısa, bırakın maddi imkânsızlıkların sebep olduğu ertelemeleri, hiç değilse duygu dünyanızın mutluluk ve huzur vesilelerini gerçekleştirmede geç kalmayın. Unutmayınız ki, mutlu olmak sadece sizin bunu isteyip istemediğinizle alakalıdır. Allah cümlemize hayırlı, mutlu, huzurlu, hayallerimizin gerçek olduğu bir ömür nasip etsin inşallah… 

14 Ağustos 2018 Salı tarihinde eklendi ve 947 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız