İLK GÜN HEYECANI

Perihan İlbaş TUTUCU

Perihan İlbaş TUTUCU

2018-2019 Eğitim- Öğretim yılına bismillah diyerek başladık. Başladık diyorum çünkü bu hafta bazı sınıflar için uyum haftası olarak geçecek. Ben de 21 yıllık sınıf öğretmeni olarak bu yıl 1.sınıf okutacak olmanın heyecanı ve mutluluğuyla uyum haftasına başladım. Kaç yıl geçerse geçsin her birinci sınıf okutacağım yılın ilk günü tıpkı okulun bahçesinde heyecanla bekleyen öğrenci ve veliler gibi ben de heyecan duyuyorum. Bu heyecanımın ve mesleğime olan sevgimin hiçbir zaman bitmemesi için dualar ediyorum.

     Pazartesi günü yine heyecan ve merakla okuluma gittiğimde, okulun bahçesi, heyecanları gözlerinden okunan, kimilerinde bu heyecana korkunun da eklendiği, mini mini onlarca öğrenciyle doluydu. Sınıf sınıf içeri alındıktan sonra bütün gözlerin üzerimde olduğu, herkesin birbirini merakla tanımaya çalıştığı anlar geldi çattı. Hiç tanımadığım, kısmet olursa dört yılımızı birlikte geçireceğimiz yeni yüzler ve çakmak çakmak bakan meraklı gözler. Hepsine tek tek sarılarak oturttum sıralara ve merhabalaştık güçlü bir sesle. Kendimi tanıttım ilk önce. Sonra kısa bir konuşmanın ardından tanışma oyunu oynadık hep birlikte. İlk dakikalardaki heyecan ve korku yavaş yavaş yok olmaya yerini “ Acaba başka neler yapacağız?” sorusunun merakına bırakmıştı gözlerden okunduğu kadarıyla. Bir öğrencim ağlıyor ve annesinin yanından ayrılmak istemiyordu. Zorlamadan, ağlaması geçene kadar annesinin yanında kalabileceğini söyledim. Aslında kolay değil o yaşa kadar annenin kuzusu olarak zamanı geçirirken birden bire anneden ayrı saatleri yaşamak. Kimi çocuk için çok zor bir uyum süreci bu. Ama şunu gördüm ki daha önce okuttuğum birinci sınıf öğrencilerine nazaran bu sınıfımdaki öğrencilerim daha rahattılar ve ilk gün olmasına rağmen beni dikkatle izliyor ve dinliyorlardı. Belki de bu durum yeni nesil anne babaların çocuklarını daha özgüvenli ve daha kendinden emin yetiştirmeye çalışmalarındandı. Kuzucukların sınıftaki bu halleri de bu durumun olumlu etkisiydi. Tanışma oyununun ardından sınıfa pamuk prenses kostümlü bir abla ve elinde balonlar olan bir ağabey geldi. Çocuklar şaşkınlıklarının ardından ablalarının eğlenceli oyunlarına katılarak mutlu oldular. Ağabeyleri de her birine balonlar hediye etti. Daha da mutlu oldular. Artık korkuları tamamen yok olmuş, yüzlerinde rahatlamanın etkisi olan gülümsemeler belirmişti. İlk dakikalarda ağlayıp annesinden ayrılmak istemeyen öğrencim de sınıfa gelmiş ve balon almıştı. Uyum haftasının ilk gününü tamamlamış, heyecanı ve korkuyu yenmiş olmanın mutluluğuyla evlere dağılmaya başlamıştık. Birkaç öğrencim gitmeden beni öpmek istediklerini belirtircesine kollarını yukarıya kaldırmışlardı. Bu beni çok mutlu etti. Dersin başında ben onlara sarılmıştım şimdi ise onlar bana sarılmak istiyorlardı. Öptüm ben de sarılarak yanaklarından. En son yanıma gelerek bana sarılmak ve öpmek isteyen ise, ilk dakikalardaki ağlayan öğrencimdi. Öyle bir sarılıp öptü ki beni, içtenliğini hissettim taa yüreğimde. Bu daha da mutlu etti beni. El sallayarak ayrıldılar sınıftan. Her günün bir öncekinden daha güzel geçmesi dileğiyle ben de çıktım sınıfımdan.

     Düşünüyorum da, bence tamamen sevgi üzerine oturtulmuş bir meslek öğretmenlik. En masum, en savunmasız, en minik yüreklere sevginizle dokunarak, bembeyaz bir kumaşın üzerine her nakışı sevgiyle işleyerek günlerinizi, aylarınızı, yıllarınızı geçirdiğiniz, gözlerindeki ve yüreklerindeki o karşılıksız sevgiyi sizin de yüreğinizde hissettiğiniz bir meslek öğretmenlik. Rabbim tüm yavrularımıza, velilerimize ve tüm meslektaşlarımıza bu sevgiyi hissetmeyi ve hayırlı bir eğitim öğretim yılı geçirmeyi nasip etsin inşallah… 

13 Eylül 2018 Perşembe tarihinde eklendi ve 1062 kez okundu

Yazarın son yazıları...

tümü

YORUMLAR

0 yorum yapıldı
Üye girişi yapmak için tıklayınız