Aynı edebi kelimelerle lanet ve şükür kavramları üzerinden milliyetçi bir duruş sergilemekle, ihanetin bitmediği farklı cephe, cenah ve şekillerle hala toplum ve devlet hayatının içinde olduğunu söylemek arasında gidip geliyorum.
Bazen deli gönül, yazsan ne olacak yazmasan ne olacak, diyor!
Sahi, susmak mı lazım.
Söz gümüşse sükut altın mı, inanın bilemiyorum.
Geleneksel mi olmalı takvimlerdeki 15 Temmuz günü, yoksa…
Evet sır o yoksa bölümünde saklı kıymetli Yozgatlılar!
Yiğit yürekli, şehrimin güzel insanları. Bu vatana öyle çok şehit verdik ki, hangi kapıyı açsanız, hangi ocağa varsanız bir şehit yakını çıkar karşınıza.
Anadolu adlı bahçeye varsan, Şehit çıkar şehit toprağı yarsan, diyorya merhum Ozan Arif. Yozgat işte o vatan topraklarından bir bölümünü oluşturuyor.
15 Temmuz…
Nasıl gerçekleşti, amaç neydi, 15 Temmuz’u hazırlayan nedenler, görünür-görünmez aktörler kimlerdi, ve daha pek çok soru!
15 Temmuz bir milletin kaderinin yeniden keskin çizgilerle tayin edildiği bir zaman dilimi.
Sonrasında devletimizin verdiği imtihan öylesine büyük, öylesine derin ve zor ki!
Bir gecece verilen mücadelenin faturasını belki de yıllarca ödemek zorunda kalacağız.
Dün FETÖ denilen alçak yapı gitti, ya da biz gittiğini zannediyoruz, farklı yapılar ortaya çıktı.
Farklı çehreler, farklı yapılanmalar, farklı siyasi yüzler, farklı ticari yapılanmalar, farklı sivil toplum kuruluşları…
Ve dahaları!
15 Temmuz’lar aslında yeni ihanet şebekelerinin gün yüzüne çıkarılacağı, bertaraf edileceği, nefesinin kesileceği zaman dilimleri olmalı.
Bir arada olmak, karanlık geceyi renkli aydınlatmak, güç bulmak, hatırlamak, hatırlatmak…
Her biri olması gerekenler, hatta zaruret!
Kalp kaygı duymalı her vakit!
Ruh hissetmeli o gece hangi yüzlerin sırtımızdan hançerlediğini.
Devletin yorgun ve yoksun bırakıldığını.
Yıllarca oluşturulan güç dengesinin bir anda sarsıntıya uğratıldığını.
15 Temmuz’u milletimizin basireti ile attık ancak o gecenin yan etkilerini aradan geçen yıllara rağmen derinden hissediyoruz.
O iz kolay silinmeyecek!
Ama kalplerde yer bulan acılar sadece şehit ve gazi aileleri tarafından mı yaşanmalı.
15 Temmuz üzerinden güç bulmaya, şekil ortaya koymaya, laylaylom bir çehre çizmeye çalışanlara da müsaade edilmemeli.
15 Temmuz bir yazgı olmaz, kul şükrünü bilerek yaşarsa!
Bir kez daha gecenin kahramanlarına minnet ve şükranlarımı sunarken, Hak’ka yürüyenlere rahmet diliyorum.