Akademisyenin derdi ne olmalı?

Abone Ol

Yine bir Yunus Emre’nin sözüyle satırlarıma başlamak istiyorum. Ne güzel demiş Yunus: “Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur”..

Dünya, içindekilerle beraber insanın belli bir süre kalacağı ve sonrasında da ebedi aleme gideceği geçici istiraatgahtır. Ama yine de insan bu dünyadan nasibini almalı, çalışmalı ve emek harcamalıdır. Çünkü hem insan olarak hem de bir kul olarak asıl vazifemiz budur.

Peki dünyadan nasibimizi alalım çalışalım emek harcayalım derken tabiri caizse at gözlükleri takıp hiçbirşeyi umursamayalım görmezden mi gelelim diyorum? Elbetteki hayır! Çünkü bizim, millet olarak ve ahlak olarak genlerimizde böyle bir anlayış ne geçmişte vardı ne de gelecekte olacak! Gayemiz çalışırken üretmek, düşünürken tefekkür etmek, kazanırken de tevekkül etmektir.

Herkes dünyadan bir şeyler almak için mücadele ediyor. Kimileri az kimileri ise çok kazanıyor. Yaptıklarımızın değeri maddi kazançla kıyaslanıyorsa işte orada kazanç değil kayıp var demektir. Eğer ki fikir insanıysak, bilimle uğraşıyorsak insanlık için kolaylaştırıcı olamıyorsak, koca koca binalar değil gönüller inşaa edemiyorsak maalesef yaptıklarımız kuru bir hevesin ötesine geçemez. Biri bin eden şükürdür, şükrü var eden samimi ve tevazu bir hissiyatla gayret etmektir. Herşeyden önce bilim insanıysak Yaradan’ın bize verdiği akıl nimetini yine yaradılanın faydası için kullanamıyorsak gayretlerin boşa çıkması kaçınılmaz olur.

Rahmet yağmurlarının sağanak halinde yağdığı, dua kapılarının sonuna kadar açıldığı, fesatın ve hasetin zincirlere vurulduğu, kardeşliğin ve paylaşmanın dolu dolu yaşanacağı bin aydan daha hayırlı on bir ayın sultanı Mübarek Ramazan ayına kavuşturan Allah’a hamdolsun. Bu mübarek ayda her kalem tutan el, insanlığın huzuruna ve refahına hizmet edecek her harf, işini hakkıyla yapan ilim ehline ibadettir.

Rahmet Peygamberi (s.a.v)’den rivayet olunan hadisi şerifte de buyurulduğu üzere: “Alimler, peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmadılar, ancak ilim miras bıraktılar. Şu halde o ilmi alan büyük bir pay almış demektir." (Buhari, İlm, 10; Ebû Davut, İlm, 1; Tirmizi, İlm,19; İbn Mace, Mukaddime,17). Sözün özü, derdimiz dünya değil dünyadan göçerken ahirete götüreceğimiz geçer akçe olan yararlı ilimler bırakarak, dua alarak ve hayırla yad edileceğimiz eserler bırakmak olmalıdır. Ne mutlu gecesini gündüzüne katarak Hakk’ın istediği şekilde ilimle uğraşanlara.

Mübarek Ramazan ayımız tüm insanlığa, vatanımıza ve milletimize hayırlar getirsin temennisiyle…